GİRİŞ
Yazar: Yazan Kelebek

Hepinizin beğenerek okuyacağını umuyorum. Buraya okumaya başlama tarihinizi bırakabilirsiniz. 09.09.2022(ilk yayınlanma tarihi) 13.07.2024 (ikinci kez yayınlanma tarihi) 15.05.2026 (Şimdi ki ve son yayınlama tarihi) İyi okumalar ❤️ • • • • GİRİŞ Hayatta kalabilmek bir kumar masasına oturmak gibiydi. Zihnin, hile dolu hamlelerle dolu olduğu kadar kendini o hamlelerden korumaya da çalışırdı. Ciğerlerine ulaşmaya çalışan her bir nefes ise kalbine batarak geçip giderdi. Hayatımızın ilk kumar masasına gözlerimizi açtığımız ve ilk nefesimizi ciğerlerimiz ile buluşturduğumuz an otururduk. Her şey gözlerimizi nasıl bir aileye açtığımıza göre şekillenirdi. Aile, her şey demekti ama bir aile; gerçekten aile olabilmeyi başarabildiyse her şey demekti. Yanlış ailelere gözlerini açan insanlar ise yere güçlü basamayan, kırık bacakları olan kumar masalarına oturuyorlardı. Kalplerinde silik noktalar artarak devam ediyorlardı. Büyürken ruhlarına kalıcı izler bırakıyorlardı. Hatıralar ise her zaman buruktu. Bazı insanların hayali; güzel bir kariyere sahip olmak, hayatının aşkı ile evlenmek, iyi arkadaşlara sahip olmak iken bazı insanlar da huzurun ve mutlu bir şekilde yaşayabilmenin hayalini kurardı. Hayatımın büyük bir çoğunluğu hamlelerin değil, zihinsel kaçışların üzerine kuruluydu. Ailemi kendi içimde aklamak için hep bir şeylerden kaçmış, birçok şeyi göz ardı etmiştim. Annem benim için küçük bir çocukken rol model olsa da büyümeye başladıkça bana karşı olan ilgisi azalmıştı. Kendimi bilmediğim bir suçun yüklerini kalbimde taşırken bulmuştum. Annem olmasına rağmen annesiz bir hayata sahip olmak zorunda kalmıştım. Kendi kendimi büyütmek zorunda kalmıştım. Küçük bir çocukken, beş altı yaşlarındayken, babam benim kahramanımdı. Ama artık kahramanım değildi aksine ona karşı çok büyük bir öfke vardı kalbimde, sevgi ya da hayranlık değil. Tüm güzel anıları da hisleri de kirletmeyi, baba olmamayı seçmişti. Kan bağından dolayı mıydı yoksa kendime itiraf edemesem de içten içe onları sevdiğim için miydi bilmiyordum ama onlar benim için hala önemliydi. Sorumsuz birer ebeveyn oldukları için onları suçlasam da onları yine suçlamalarımdan temize çıkarmaya çalışan da kendimdim. Birçok şeyi normalleştirmiştim ama her şeyin bir sınırı olduğunu da anlamamı sağlamışlardı. Sınırlar çok riskliydi. En ufak bir hamle her şeyin dengelerini değiştiriyordu. Tıpkı babamın ilgisiz bir babadan kötü bir babaya dönüşmesi gibi. Sinirden titreyen ellerimi umursamamaya çalışsam da işimizi zorlaştırmaktan başka bir işe yaramıyordu. Kendi sorumsuzlukları yüzünden beni evlendirmek istemesi bardağı taşıran son damla olmuştu. Beni yok saymasını göz ardı edebilirdim ancak hayatımla ilgili önemli kararlar vermesine izin veremezdim. Yıllardır tek başımaydım ve her şeye kendim karar veriyordum. Onun fikirlerine ihtiyacım yoktu. Bazen benimle ilgilenmedikleri için mutlu oluyordum çünkü kendi ayakları üzerinde durabilen bir kadına dönüşmeme sebep olmuşlardı. Kendi kendime yetmeyi istemesem bile öğrenmek zorunda kalmıştım ve kalbim yaşayamadığım hisleri içerisinde tutsak tutmaya devam ediyordu. İnsandık ve ne olursa olsun umut duygumuz her daim bizim ile birlikteydi. ''Ayliz.'' Annemin sesini duyduğum zaman başımı hafifçe çevirerek omzumun üzerinden ona baktım. Ondan aldığım siyah saçlarını evde olduğu için rahat etmek amacıyla örmüştü. Gözlerimin birer kopyası olan gözleri ise yorgunlukla bana bakıyordu. ''Onun sorumsuzluğu yüzünden evlenmeyeceğim.'' Sıkıntıyla iç çekti. Kollarını kendi bedeninin etrafına sardı. ''Sana engel olmayacağım. Benim gibi istemediğin bir evliliğin içerisine hapsolmanı istemiyorum. Engel olamadığım için üzgünüm.'' Üzgünüm. O, hep üzgün olurdu. Asla ufak bir cesaret kırıntısı ya da bir şeyi başarmanın hırsı, gün yüzüne çıksın istemezdi. Sadece bir köşede izler ve sonra da üzgün olduğunu söylerdi. Bir şeyler üzerine kalmasın diye hep bana koşardı. Suçlu kişi her zaman ben olurdum. O her zaman bir kurbandı. Kendini böyle görüyordu. ''Sadece hep üzgün olursun.'' D…