GİRİŞ
Yazar: Sıla Hayat ÇAKIR

“Bir varmış bir yokmuş… Evvel zaman içinde, bir prenses varmış. Yüksek bir kulenin en üst katında yaşayan bir prenses varmış. Bu prenses yıllar önce tutsak edilmişti. Aradan geçen yılların ardından onu esir eden zincirler kırılmış, kulenin kapısı açılmıştı. Prenses, özgürlüğün ne demek olduğunu bilmiyordu. O kadar yüksekliğe çıkacak kadar seveni de olmadığına emindi. Hayatta iki seveni vardı. Onlar da hayatta değildi, hayat onları prensese çok görmüştü, tıpkı özgürlüğü gibi. Günlerden bir gün prenses camdan dışarı izlerken bazı sesler duydu. Bu ses kapıdan geliyordu. Kapı sertçe açıldı ve karşısına kalıplı, uzun boylu bir prens çıktı. “Prensesim... Sizi sonunda buldum. Artık buradan çıkıyoruz.” Prens, prensese elini uzattı. Prenses mutluluk ve şokla karşısındaki yakışıklı prense bakıyordu. Prens elini uzatmaya devam ederken prenses elini tuttu ve çöktüğü yerden kalktı. “Artık sıra sizde, prensesim. Bunu size yapanlardan intikam alacaksınız.” Prenses korktu, prense baktı. “Ama nasıl yaparım, bilmem ki.” Prens sıcak bir gülümseme sundu güzeller güzeli prensese. “Lütfen korkmayınız. Ben arkanızda olacağım.” Prenses gülümsedi ve onayladı. Beraber merdivenleri inerken, prenses tedirgindi ama aynı zamanda çok mutluydu. Belki uzun zaman sonra ilk kez umutluydu. Prenses tüm gücünü prensten geldiğini sanarken, aslında en büyük gücünü kendisinin içinde olduğunu öğrenecekti. Prens sadece bu intikama eşlikçiydi. Kim bilir, hayat onları nereye sürükleyecekti.”