7.BÖLÜM
Yazar: Gülben Sakar

keyifli okumalar🤍 ☀️🌊 Yıllar önce... "Aldın mı baba?" "Aldım oğlum." Elindeki kağıt helvayı oğluna uzatarak kaldırımda hemen yanına oturdu babası. "Bugün yine nöbet var anlaşılan." "Sen o komşuyla konuşup Güneş'in yerini öğrenseydin ben de kağıt helvamla onu beklemek zorunda kalmazdım baba." Babası şaşkınlıkla kaşlarını çatarak yolu seyreden oğluna bakakalırken gülümsedi. "Ha, şimdi de ben suçlu oldum beyefendi öyle mi?" Utku Deniz omuz silkmekle yetindi. "Seninle bu konuda anlaştığımızı sanıyordum," dedi bu sefer de. "Her kağıt helvacı geçtiğinde bir kağıt helva alarak bu kaldırımda oturman onu getirmeyecek oğlum. Eğer gelirse zaten haberimiz olur." "Ya olmazsa?" diye sordu hırçınca. "Ya gelirse ve o kadar beklememe rağmen göremezsem baba? Ben burada bekleyeceğim." "İnatçı." Utku Deniz mümkünmüş gibi kaşlarını daha fazla çatarken elindeki kağıt helvayı sıkıca tutmaya devam etti. "Hayır anlamıyorum da. Bir kere gördün kızı. Ne bu haller kerata? Başka arkadaşın mı yok?" Babasına aynı şeyleri açıklamaktan bıkmış bir tonda konuşmaya başladı. "Benimle kağıt helvasını paylaştığı için ben de onunla paylaşmak istiyorum baba. Hem ilk defa bir arkadaşım bana futbolcu olabilirsin dedi diyorum sana. Şimdi onu bulamazsam bir gün futbolcu olduğumu göremeyecek ve ben de üzüleceğim." "Bir gün hayallerini gerçekleştirip futbolcu olduğunda o seni bulur o zaman," diyerek oğlunun sarıya dönük saçlarını okşadı. "Sen onu bulamazsan da o seni bulacak. Ben inanıyorum, tamam mı? Dalgalarınla yarattığın alaboraları herkes görecek." Utku Deniz omuzlarını düşürürken tamamen babasına döndü. "Bulur değil mi? Aynı mahallede benimle dalga geçen çocukların göreceği gibi o da beni görür değil mi?" Hırsla başını sallarken babasının gözlerindeki ışıltıyla ona baktığının farkında değildi. "Ben sözümü tutacağım. Sen de benimle gurur duyacaksın baba. Söz. Hem de dalgalarıyla alabora yaratacak Deniz sözü." "İşte benim oğlum." Kollarını açmasıyla Utku Deniz babasına sımsıkı sarıldı. "Kocaman adam olup bir gün o dalgalara sahip olacaksın ya, işte ben o gün de seninle aynı şimdi olduğu gibi gurur duyuyorum. Deniz'ine güvenen kahraman babası sözü olsun bu da." Utku Deniz gülümsemesine inat dolu gözleriyle hevesle konuşmaya başladı. "Benimle şimdi de gurur duyuyorsun değil mi?" "Şimdi de, gelecekte de. Her zaman." Utku Deniz sol elinde olan kağıt helvayı daha sıkı tuttu. Pek çok insan için özellikle de en yakınlarında olanlar için futbolcu olacağım sözü öylesine söylenmiş bir söz gibi gelirdi. Kimse inanmaz, inanmadıkları gibi de bir çocukların hayaliyle bile dalga geçerlerdi. 'Futbolcu olup ne yapacak? Küçükken oynasa da büyüdüğünde boşa gider. Okusun memur olsun ne işin var topla? Hobi olarak yine oynasın, ileride işsiz kalır.' gibi cümleler ve daha nice heves kıran cümleler. Ceza sayılmalıydı. Bir çocuğun hevesini kırmak, bir insanın duygularını incitmek. Utku Deniz Has, çocukluğundan gençliğine kadar her anında duyduğu cümlelere inat, en çok da ailesinin desteğiyle, bir gün çok iyi yerlere geleceğine inancını her şeye rağmen kaybetmemişti. Çünkü ilk defa Güneş'i tanıdığı o gün ailesi dışında biri daha ona inanmıştı. O yaşta yalnızca ailesinin gurur kaynağıyken yitirmediği inancı sayesinde şimdi kocaman bir kulübün ve o kulübün milyonlarca taraftarının gurur kaynağıydı. Durdurak bilmeyen dalgalarıyla sarsıyordu yeşil çimleri. Deniz'in sert dalgaları Güneş'in ışıltısını üzerine aldığı an'a kadardı. ** Kafamın içerisinde bas bas bağıran seslerden çıkabilirsem gözüme bir gram da olsa uyku girmesini sağlayabilirdim belki. Gece yatağa yattığım an kafama üşüşen düşüncelerden dolayı uyuyamamaktan nefret ediyordum. Yatağımda bir sağa bir sola dönmeye son vererek sıkıntıyla ofladım. Hemen yanımda duran telefonumun ekranını aydınlattım. Saat 03.27'ydi. Sabah erkenden kalkacağımı düşünürsek mor göz altlarımı kapatmakla uğraşacağım şimdiden belli olmuştu. Dizilerde bebek gibi, benim makyajlı halimden daha güzel uyanan kızları kıskandığım anlardan birini yaşıyordum. Sıkıntılar…