YEDİNİN NABZI

3.BÖLÜM

Yazar:

YEDİNİN NABZI - Gülben Sakar kitap kapağı
YEDİNİN NABZI kitap kapağı

keyifli okumalar🤍 ☀️🌊 Kaybetme korkusunun hüküm sürdüğü bedenim zangır zangır titrerken gecenin karanlığına derin bir soluk bıraktım. Sakinleşmek istiyordum ancak vücudumun verdiği tepkilere engel olamıyordum. Bir süredir hiçbir sorun yokmuş gibi yaparak kendimi sıkmamın bedelini şu an titreyen vücudumun sakinleşmesini sağlayamayarak ödüyordum. Midem düğüm düğüm olmuş, bir yudum suyu bile içemez hale gelmiştim. Şu hayattaki en değerli varlığım hastaydı. Çok hastaydı. Yüksek tansiyonu için gittiğimiz hastanede birçok tetkik yapılırken bulunan kitlelerle kanser hastası olduğunu öğrenmiştik babaannemin. Tedavi sürecine bugün itibariyle başlanırken gözlerinin içinde gördüğüm umutsuzluk harabeleriyle asıl yenilgimi o an almıştım. Babaannem farkındaydı. İyi olmadığının, iyi hissetmediğinin... Belki de çok önceden anlamıştı ama bana söylememişti, bilmiyordum. Eğer öyleyse ona çok kırılırdım. Umarım öyle değildir çünkü bu hayatta beni kırmayan yalnızca oyken onun da beni kırmasını kaldıramazdım. Gözlerim vücudumdaki stresle birlikte kocaman olmuştu. Hafif dalgalı denizi izlerken titreyen ellerimi bacaklarımın altına sakladım. Kendimi bildim bileli hayatımda olmayan anne ve babamın yokluğuna alışmıştım ama yine kendimi bildim bileli başucumda hep bulunan babaannemin yokluğuna alışmak zorunda kalacağım ihtimali bile nefesimi kesiyordu. Umutsuz değildim. Doktor da umutsuz konuşmamıştı ancak elbette hastalığını tetikleyecek birçok faktörden uzak durmasını da anlatmıştı uzun uzun. Umutlu konuşmuştu ancak durumu da ciddiydi. En önemlisi stres ve üzüntüydü. Her gün oğullarının fotoğraflarına bakarak ağlayan onu nasıl stres ve üzüntüden uzak tutacaktım? Yorgundu. O kadar yorgundu ki yılların onda bıraktığı duygusal acıların vücuduna hastalıklarla döndüğünü söylemişti bugün bana. Canımı acıttı. En çok da onun için elimden gelen her şeyi yapmaya razıyken gözlerindeki pes etmişlik acıtmıştı. İstemiyordu. Belki de nefes almaktan yorulmuştu, tüm bu zamana kadar sürekli binen yüklerden dolayı yaşamak bile istemiyordu. Ben de bir yük olmuştum. En çok da benim için uğraşmıştı. Bir kez daha öfke duydum. Amcama, yengeme ama en çok da anne ve baba demeye utandığım o iki insana. Bugün tüm öfkeme, tüm yaşananlara rağmen babaannem için amcamı aramış ve yaşananları söylediğimde verdiği tepki sinirden deliye dönmemi sağlamıştı. Annesinin hastalığını öğrenmesiyle geçmiş olsun demişti yalnızca. İyi mi, yapabileceğim bir şey var mı ya da görmeye geleceğim yoktu. Yalnızca geçmiş olsun ve başka bir şey diyecek misindi tüm konuşması. Her gece oğullarının fotoğrafına ağlayarak özlem dolu uyuyan babaannem bunu duysaydı kahrolurdu. Yutkunmaya çalıştım. Boğazım ağlayamamaktan düğüm düğüm olurken telefonumu çıkardım. Yarın sabah erkenden Antalya'ya uçacaklarını biliyordum ancak biriyle konuşmaya o kadar ihtiyacım vardı ki vazgeçmeden telefonumdan Atlas'ın telefonunu aradım. Çaldı, çaldı, çaldı... Açmadı. Bir kez daha aramazdım normalde. Ama o kadar kötüydüm ki tüm her şeyi bir kenara iterek tekrardan çaldırdım telefonunu. Aramam bir kez daha yanıtsız kalırken telefonumu cebime atarak denizi izlemeye devam ettim. Müsait olsaydı açardı diye düşündüm. Rahatsız etmek istemiyordum. Dilara uyumuştu ama uyanık olsaydı da onu arayamazdım. Dertlerimle kimse uğraşmak zorunda değildi. Atlas'la daha yakındık ve biraz konuşmak iyi gelir diye düşünmüştüm ama uyuyordu belki de. Saatin gece yarısına gelmesiyle oturduğum banktan kalktım. Ellerimi ceplerime koyarak yürümeye başladığımda bakışlarım dalgalarla süslenen denizden ayrılmıyordu. Kokusu buram buram burnuma kokarken derin nefesler alarak içimdeki sıkıntıyı atmaya çalıştım. Her zaman huzuru bulduğum deniz kokusu bile geçiremiyordu içimdeki sıkıntıyı. Ağlayabilsem rahatlayacak gibi hissediyordum, ağlayamıyorum. Yürüdüm. Kafamı dağıtmama yetecek, belki daha iyi hissetmemi sağlayacak kadar yürüdüm ancak nafileydi. Eve vardığımda ilk işim babaannemin odasına girmek oldu. Çoktan uyumuştu. Uykusu çok ağırdı, içtiği ilaçlardan da do…

Bölümün tamamını WritePad'de oku