YEDİNİN NABZI

25.BÖLÜM

Yazar:

YEDİNİN NABZI - Gülben Sakar kitap kapağı
YEDİNİN NABZI kitap kapağı

Bugüne dek kendimi olumsuzluklara ve her şeyi kendim yapmak zorunda olduğuma kadar alıştırmıştım ki, hayatıma doğru insanın girmesiyle birlikte aslında her şeyin çok daha farklı olabileceğini görmeye başlamıştım. Deniz'in bana bir makarna yapacak olması bile benim için çok büyük bir şeydi ve belki de saçma gelecekti ama bu bile gözlerimi dolduruyordu. Beklentim fazla değildi, belki de beklentim hiç olmamıştı ama yaşadığım ve yaşayacağım her an ruhuma ışığını bırakıyor, onu güldürüyordu. Küçük Güneş'i. Küçük Güneş, küçük Deniz'e kağıt helvasına vererek güneşini kaybetmemesini sağlamıştı. Büyük Deniz, büyük Güneş'e her anında kağıt helva alarak güneşinin yeniden doğmasını sağlıyordu. "Senin bir de önlüğün mü var?" diye sorarken bir tane daha önlük çıkarmasıyla duraksadım. Bu diğerine göre daha küçüktü. "Bir de iki tane mi?" "Bu sana," diyerek diğer önlüğü havaya kaldırdı. "Yeni aldım." Sırıttı. "Mutfakla çok işimiz olacak gibi duruyor." Kaşlarım havalandı. "Yani umarım bu iştahımla alakalı değildir de güzel yemek yapmamla alakalıdır Deniz." Son zamanlarda iştahımın pek olmadığını bilmese de olurdu... Büyük önlüğü masanın üzerine bırakarak yanıma yanaştı. "Tabii ki elinin lezzetinden dolayı. Son zamanlarda iştahının olmadığının farkında değilim sanma." İşaret parmağını havaya kaldırarak salladı. "Dön bakalım." Dediğini yaparak ona arkamı döndüğümde önlüğü başımdan geçirerek arkamdan bağlamaya başladı. Ondan bir şey kaçacağını düşünmem hataydı. İşini tamamlamasını usulca beklerken en sonunda bağlamayı bitirdi, başımın üzerini öperek geri çekildi. Tekrardan ona döndüğümde bu kez kendi önlüğünü başından geçirip bana sırtını döndü. Ben de aynı şekilde onun önlüğünü bağladığımda ellerini birbirine çarptı. Benim önlüğümün önünde küçük mavi bir deniz dalgası varken onun önlüğünün üzerinde küçük sarı bir güneş vardı. "Hazır mısın?" Bakışlarım üzerinde gezinirken mırıldandım. "Neye?" "Ben yerine yemek yemeye?" dedi muzipçe. Kaşlarımı çatarak bakışlarımı yüzüne kaldırdım. "Yalan değil." Dolapları işaret ettim. "Malzemeleri çıkarır mısın?" Başını sallayarak dolaplara adımladı. "Açken gerçekten sinir küpü oluyorsun." "Alakası bile yok," diye homurdandım. Haklı olabilirdi. Belki. "Bu arada söylemeyeyim diyorum ama maçta yere düştüğünde aklım çıktı. Lisanstan sonra bir de sakatlık arası gelseydi senden önce beni hastaneye yatırabilirlerdi." Uzattığı malzemeleri alırken devam ettim. "Neden birden sert futbol oynamaya başladınız? Hoş değil." "Rakip takımdakileri görürsem senin için bunu soracağım." "Ben senden önce görüp sorarım," diyerek sırıttım. Yüzü saniyeler içinde asıldı. "Aynen, görürsün. Sorarsın bir de. Yarın direkt gör ve sor hatta. Geç kalma." Sırıttım. "Üzülme, sana da soruyorum ya işte." "Eyvallah," diyerek dik dik yüzüme baktığında sırıtışımı silmek adına dudaklarımı birbirine bastırdım. "Baya özel hissettirdi." "Yani, şimdi ne oldu anlamadım," derken malzemeleri tezgaha sırayla yerleştirmeye başladım. "Onlarla yemek yapıyorum sanki." "Ha, bir de yapsaydın?" diyerek aniden doğruldu. İki adımda yanımda bitip ellerini belime yaslarken beni malzemelerden uzağa, tezgahın üzerine oturttu. "Açken sinir küpü olduğun kadar başkalarını da sinir küpü yapmak hoşuna mı gidiyor?" Ellerimi omuzlarına yasladım. "Ne alakası var canım? Tatlı tatlı sohbet ediyoruz. Sen biraz gergin misin Deniz? Sana istersen masaj yapabilirim. Hafif bir kıskançlık da seziyorum ama utanmaman için dile getirmeyeceğim." Gözleri anbean kısıldı. "Sen benimle dalga mı geçiyorsun?" Gülerek başımı salladım. "Şimdi kim tatlı olmuş?" diye sordum o ana gönderme yapıp. "Asıl tatlılık böyle olur." Başını iki yana sallayarak işaret ve orta parmağı arasına burnumu sıkıştırdı. "Dikkat et, tatlısın derken tatlı olma. Isırırlar." "Cık cık... Isırmak falan?" Midemin gurultusu aramıza yıldırım gibi düşerken dudaklarımı büzdüm. "Sanırım bu muhabbeti sonraya ertelememiz gerekecek." Saçlarımın üzerini öpüp geri çekildi. "Sen orada kal. Maçtan çıktığımızdan beri istediğin o spagettiyi san…

Bölümün tamamını WritePad'de oku