19.BÖLÜM
Yazar: Gülben Sakar

Gözünü hırs bürüyen birinden her şeyi beklemek mantıksız bir davranış olmazdı. "Ayla Hanım ne alaka Deniz?" Odaya girmemizin ardından yatağın ucuna oturdum. Ayla Hanımın yanımızdan ayrılmasının ardından Deniz'in söyledikleriyle şok olsam da konuşmak için odaya gelmemizi bekledim. "Nasıl anladın?" Karşıma geçerek kalçasını masaya yasladı. "Emin değilim," dedi. "Ama o gibi geliyor." "Nasıl emin olacağız?" diye sordum. Böyle hissettiyse ya da şüpheleniyorsa emin olmamız da gerekiyordu. "Günahını da almayalım şimdi." "Bağlantısı olup olmadığını özellikle araştıracağım. Benimle konuşacağını da bağlı." Parmağımı şıklatarak yalandan gülümsedim. "Doğru ya... Aşağıda görüşecektiniz." "Görüşmeyeyim mi?" Omuz silktim. "Görüş tabii." "Rekabetin olduğu ortamda herkesten her şey beklenebilir Güneş," diyerek yaslandığı yerden doğrularak bana doğru yürüdü. "Bunu da öğrenmemiz gerekiyor. Beni etkilemedi ama sonuç olarak o fotoğraflar yüzünden senin ekibin değişti. Belki fotoğraflar olmasaydı kendin konuşsaydın her şey daha farklı olacaktı ama buna izin verilmedi." Başımı usulca salladım. "Ve bunu çözmenin en hızlı yolu onunla iletişime geçmek." "İlla ki belli eder," diyerek yanıma oturdu. Ona değil de karşımdaki duvara bakmaya devam ettim. "Etmese de ben anlarım." "Tamamdır ajan Utku Deniz Has." Güldü. "Sen de gelmek ister misin?" Ciddi misin dercesine ona baktım. "Kadın özellikle baş başa konuşmak istiyor. Sence ben de gelsem konuşur mu? Elbette tek gideceksin. Ben zaten çok yoruldum o yüzden uyuyacağım." Gözüme bir gram uyku girmeyeceğine emindim. Ayağa kalktı. "Bir duş aldıktan sonra çıkarım." Başımı salladım. Eşyalarını alıp odadaki banyoya girerek gözden kaybolduğunda kendime yatağa doğru bıraktım. Dakikalar sonra Deniz banyodan çıktığında üzerinde marka amblemi olan siyah eşofman takımını giydiğini gördüm. Kokusu tüm odayı doldururken yattığım yerde doğruldum. Bakışlarını üzerimde gezdirip, "Fazla geç kalmam," dedi. "Sen bilirsin," demekle yetindim. Kapıya doğru yönelmek yerine yanıma gelerek yatağın kenarında diz çöktü. "Gerçekten gitmeyebilirim. Oraya yalnızca ilgisi olup olmadığını öğrenmek için gidiyorum. Biliyorsun değil mi?" Gülümsedim. "Biliyorum ve sorun yok. Eğer fotoğrafları medyaya veren de gerçekten oysa öğrenmemiz gerek." Gözlerine emin olmayan bir ifade yerleştiğinde gülümsememi büyüttüm. Dakikalar sonra başımın üzerini öperek odadan ayrıldı. Telefonumu şarja takmamın ardından ben de kısa bir duş aldım. Ayla Hanım'ın fotoğrafları magazine vermesindeki amaç ne olabilirdi bilmiyordum. Düşündükçe düşünüyordum ancak mantıklı bir sebep bulamıyordum. Buğra paylaşmış olsaydı zaten derdi benimle olduğu için şaşırmazdım ancak benim ekibimin değişmesinin Ayla Hanım'a nasıl bir yarar sağlayacağını mantıklı bir çerçeveye oturtamıyordum. Mantıken düşündükçe de çıkmaza giriyordum. Deniz'e olan bakışlarından bir şey sezmemiştim ancak belki de ondan hoşlanıyordu. Sırf yanında olduğum için bir inat uğruna paylaşmış da olabilirdi ancak nedense altında başka bir şeyler olduğunu seziyordum. Saçmaydı da bir kere. Artık Galatasaray maçlarına gitmiyordum da ne oluyordu? Deniz yine de yanımdaydı. Duşun ardından yatağa geçtim. Gerçekten yorgun hissetsem de tahmin ettiğim gibi gözüme bir gram uyku girmedi. Bir ara telefonumu alıp sosyal medyayla ilgilendim ancak kafam tamamen aşağıdaydı. Bir sağa bir sola dönerek geçirdiğim zamanın ardından çok da uzun sayılmayacak bir vakitte kapım çalındı. Bunu bekliyormuşum gibi ki bekliyordum yatarak çıkıp koşarak kapıyı açtığımda Deniz'in bakışları üzerimdeki pijamada gezindi. Tavşanlı pijamaların ona merhaba ederken yavaş yavaş sırıtmaya başladı. "Çabuk döndün." "Yeterli," dedi bakışlarını en sonunda kaldırabildiğinde. Kapıyı biraz daha aralayıp geri çekilmemle içeriye girdi. "Ayla Hanıma da telefon geldi ve acilen gitmesi gerekti zaten. Haftaya bir röportaj yapacağız. Şirketlerine davet edildim." Odadaki koltuklardan birine geçip otururken dirseklerini bacaklarına yasladı. "Peki ya bizim fotoğraflarımız konu…