18.BÖLÜM
Yazar: Gülben Sakar

Gün batımının kızıl ışıkları yüzüne vururken alnına düşen tutamlarını geriye ittirdim. "Sence kaç yıl yerim?" dedi başını kucağımdan kaldırıp bedenini hemen yanıma atarken. Hemen yanında bağdaş kurmaya çalışırken şok içinde ona döndüm. "Ne yıl yemesi Deniz? Gerçekten fazla Alperen dozu alıyorsun." Başını geriye doğru atarken elleriyle yüzünü sıvazladı. "Git gide ona dönüşüyorum." "Bir aya halledeceklerini düşünüyorum," dedim. "Bak başkanınız da gereken açıklamayı yaptı zaten. Senin artık yapabileceğin tek şey beklemek ve beklerken bireysel antrenmanlarına devam etmek. Küçük bir tatil gibi düşünelim mi bunu?" Sessiz kaldı. Bakışlarım açık televizyona kaydı. Bir spor kanalı açıktı ancak sesi kapalıydı. Deniz en azından şimdilik sosyal medyadan ve televizyondan uzak kalmak istediğini söylemişti. Açık telefonumdan karşıma çıkan videoyu baktım. Deniz'in yere doğru daldığı bir video siyah beyaz yapılmıştı. Videonun arkasındaki seste 'Utku Deniz derin düşüncelere dalmış gibi' diyor hemen ardından hüzünlü bir müzik çalmaya başlıyordu. Keşfetim Utku Deniz Has sad editleriyle dolmuştu. Deniz'in görmediği süreçte bir süre sosyal medyada gezinmiştim. Özellikle bizim attığımız Utku Deniz lisans haberinin gönderisinin yorumlarına baktığımda birkaç kişinin olayı benimle bağdaştırdığını görmüştüm. Alaka seviyemiz Burak Özçivit-Teoman-Mauro Icardi üçlüsünden daha da kötüydü. Artık yorumları daha az taktığımı ise bugün fark etmiştim. Magazine, özellikle de spor magazinini takip eden hayranların önüne ilk düştüğümüz gün ve sonrası birkaç gün yazılanlar ağır gelse de zaman geçtikçe o ağırlık hafiflemeye başlamıştı. Deniz'le sözlü olarak sevgili olup olmadığımızı hiç konuşmamış olsak da aramızdakilerin o yönde olduğunun farkındaydım. Türkiye'nin en iyi kulüplerinden birinde ön planda olan bir futbolcuyla birlikteysem gelecek tepkilere kendimi hazırlamam ve umursamamam gerektiğinin geç de olsun farkına varıyordum. Her şeyi bir kenara bırakırsak hiçbir şeyin onunla birlikte olmaktan daha önemli olmadığının farkındaydım. Yorumlar ve tepkiler gelip geçiciydi. Gün gelecek verilen kötü tepkiler, tepkileri verenler tarafından hatırlanmayacaktı bile. Ben o gece yaşadığım hisleri hiçbir zaman unutamayacak olsam da. İnsanların hakkımda konuşmasına alışkın olmadığımdan aşırı bir moral bozukluğu yaşamıştım evet ama bundan sonraki süreç öyle olmayacaktı. Üstelik artık şirketimle konuşmayı Deniz'den çok bile istiyordum. Onunla sevgili olmamı aksi iddia edilse bile asla işime karıştırmazdım. Bu zamana kadar yapmadığım gibi. Zaten böyle bir şey yapacak olsam yakın dostum Atlas için de yapmış olurdum. Kimseyi inandıramayacağım farkındaydım ancak bu yüzden işimi kaybetmek istemiyordum. Kendimi futbol ekibine ait hissediyordum ve ait olduğum yere geri dönmek için ben de uğraşacaktım. "Daldın," diyen sesiyle çoktan kapanan telefon ekranımdan bakışlarımı çektim. "Yorumlar yüzünden mi böyle oldun?" Başımı iki yana salladım. Hemen yanında bağdaş kurmuş otururken dizlerim onun bedenine temas ediyordu. "Yorumlarda kötü hiçbir şey yok Deniz. Tekrar söylüyorum hepsi seni destekleyici yorumlar. Dalmamın sebebi kendi işim. Sen haklısın. Hiçbir suçumun olmadığı bir olayda sanki gerçekten takım ayırıyormuşum gibi başka bir spor dalının ekibine gönderildim. Hatta sürgün edildim desek bile doğru olur. Hakkımı aramam gerekiyor." Elleri dua edercesine kaldırdı. "Çok şükür." Gülerek omzuna vurdum. "Bazen jetonum geç düşüyorsa ne olmuş yani?" "Neyse ki ben varım," dedi imayla gülümserken. "Jetonun geç düşmesini umursamana gerek yok. Ben erkenden farkına vardırırım. Ne de olsa artık hayatının her anında yanında olacağım." Derin bir nefesi içime çekerken içime dolan huzurla sağ elini tutarak kucağıma çektim. "Olacaksın değil mi?" "Kurtuluş yok," dedi gülümsemeye devam ederken. "Sen de beni çekmek durumundasın bu durumda. Kucağında uyumaya, saçlarımı okşamana çoktan alıştım haberin olsun." "Ankara'da olmadığım zamanlarda seninim," diyerek ona takıldığımda kaşlarını çattı. "Uzaktan saçl…