17.BÖLÜM
Yazar: Gülben Sakar

"Bugünlük bu kadar yeter oğlum," dedi babası ancak Utku Deniz dinlemeden topun peşinde koşmaya devam etti. "Çok terledin, hasta olacaksın." Oğlu artık büyümüş olsa da karşısında beş yaşındaki Deniz varmış gibi davranmadan yapamıyordu. "Terledim ama yorulmadım," derken bile nefes nefeseydi. "Biraz daha çalışıp bırakacağım, söz. Haftaya yıllardır beklediğim o an geliyor. Artık zaman kaybedemem." Babası gülümsedi. "O an'ın olumlu geçeceğini ikimiz de çok iyi biliyoruz oğlum." Utku Deniz babasının sözleriyle olduğu yerde dururken ona baktı. Kapının hemen girişinde tekerlekli sandalyesinde onu gülümseyen gözlerle izliyordu. "Lisans alacağım değil mi?" diye sorarken seni hevesli çıktı. "Artık profesyonel bir futbolcu olarak oynayacağım." "Alacaksın." Babasının sesi öyle inanç dolu çıkmıştı ki Utku Deniz'in göğsü kabardı. Babası ona inanıyordu. Küçük yaşından beri ona inanmıştı ve artık babasını gururlandıracaktı. Yıllardır oynadığı futbolunu artık lisansını alarak profesyonele geçirecekti. Bunun için yalnızca bir haftası kalmış ve içi içine sığmıyordu. "Sana hep inandım," dedi babası. "Unutma. İlk taraftarın benim." Utku Deniz gülümserken babasının yanına ilerledi. Boyu o kadar fazla uzamıştı ki annesi de babası da her geçen gün hayret ediyorlardı. "Seni pişman etmeyeceğim," derken babasının hemen önünde diz çöktü. Ellerini babasının artık hissedemediği dizlerinin üzerine bıraktı. "İlk taraftarım, ilk kahramanım için savaşmaya devam ettim. O lisansı alacağım ve hep hayalini kurduğumuz o takımda bir gün oynayacağım." "Galatasaray'da," dediler ikisi de aynı anda. Utku Deniz'in nefesi düzene girerken başını aşağı yukarı salladı. "Bir gün orada oynayacağım." "Biliyorum," dedi. "Ama bir gün orada oynamasan bile seninle gurur duymaya devam edeceğim Utku Deniz. Bu bir söz değil. Bu babanın sana yemini. Asıl hayatın önümüzdeki hafta o lisansı aldığında başlayacak. Sonrası çetin ceviz gibi olacak belki ama hayallerinin peşinden koşarken her bir saniyesinden mutluluk duyacaksın." Ellerini oğlunun dizlerinde duran ellerinin üzerine koydu. "Baban da hep arkanda dağ gibi duracak." Yavuz Has o gün oğluna ettiği o yemini hiçbir anında unutmadı. Bu başarı hikayesinin yolunda çok fazla fedakarlıklar yapıldı. Yalnızca Utku Deniz'in fedakarlıkları değildi bu. Annesi, babası, abisi ve ablası... Her biri onun başarı öyküsü için çabaladı. Babası bu hikayenin yazılabilmesi için bacaklarını feda etti, bir kez olsun pişman olmadı. Utku Deniz Has bir kez olsun onları hayal kırıklığına uğratmadı. Yıllar öncesinde babasına söz verdiği ne varsa gerçekleştirmek için uğraştı. Önce lisansını aldı. Sonrasında takımlarda yavaş yavaş yükselerek babasıyla çocukken hayal kurduğu o takıma transfer oldu. Galatasaray'a. Galatasaray'ın yedi numarası olarak oynamaya başladığında amacı hep takımı için en iyisi yapmak oldu. Zamanla o formayı kaptı ve takımın vazgeçilmez on birinde olmayı başardı. O pozisyona gelmek, o formayı almak için geçtiği yol hiçbir zaman kolay olmadığı gibi kazandığı o formayı onun elinden almak da o kadar kolay olmayacaktı. O yolda kayıplar vardı. Yine o yolda kaybetmeyeceği tek şey ise formasıydı. 🦁 Haberi alışımızın üzerinden ne kadar süre geçtiğini bilmiyordum ancak tüm bu süre zarfında Deniz bu olay hakkında ağzını açıp da tek kelime etmemişti. Onu belki de hislerini anlatırsa rahat edebilir düşüncesiyle konuşturmak istesem de bu düşüncemde saniyeler içerisinde vazgeçtim. Düşünmeye ihtiyacı vardı. Düşünmeye ve hazmetmeye. Kötü haber tez yayılır sözü doğruydu. Aramanın hemen ardından olay tüm medya tarafından duyulmuştu. Elbette tesislerde olduğumuz için öğrenen Deniz'in odasının kapısına gelmişti ancak Deniz konuşmamakta kararlıydı. Söylediği tek şey onu yalnız bırakarak biraz zaman vermeleriydi. O sözünün üzerine ben de odadan ayrılıp ona istediği o zamanı tanıyacaktım ancak elini bileğime koyarak buna engel olmuştu. Yanımda kal mesajını alarak sessizliğine katıldım. Söylenecek çok söz vardı ama sessiz kalmak istiyorsa buna saygı duyardım. Gerç…