14.BÖLÜM
Yazar: Gülben Sakar

Şu an yaşadığım olayı iki kelimeyle anlatabilirim. Sürgün edildim. Evet, baya baya sürgün edilmiştim. Her ne kadar öyle olmadığı söylense de... Sosyal medya editörlüğümde Galatasaray ekibinden alınmıştım. Hatta arttırıyorum direkt olarak futbol bölümünde çalışmayacaktım. Bu gece Galatasaray'ın deplasman maçı için Gaziantep'e uçacaktık. Otel ve biletler çoktan ayarlanmıştı. Elbette yerime geçecek bir başkası da olabilirdi ancak ricamı kırmamışlardı. Ekibimle son kez Galatasaray maçında olacaktım. Sonrasında ise şirkette voleybol ekibine yani Efeler Ligine geçiş yapacaktım. Ziraat Bankası erkek voleybol ekibine... En azından kovulmamıştım diye düşünüyordum. Biraz da bardağın dolu tarafından bakmam gerekiyordu. Yine de sanki yaptığım şey bir suçmuş gibi işimden olman göğsümün üzerine büyük bir ağırlık çöktürmüştü. Onlara da hak vermem gerekiyordu. Utku Deniz son zamanlarda gündemde olan bir futbolcuydu. Şimdi aşk hayatıyla ilgili ilk defa bir haber çıkınca elbette çok fazla konuşuluyordu. Sporun Nabzı çok fazla çıkan haberler yüzünden baya bir takipçi kaybetmişti. "Saçmalık," diyen Dilara'yı duydum. "İş başka, aşk başka, arkadaşlık başka. Bugüne bugün bir kez ayrımcılık yaptığını görmedim ancak sırf tepkiler yüzünden bölümünü değiştirdiler. Haksızlık. Hem de çok büyük." Bilgisayar ekranımı kapatarak arkama yaslandım. Kötü yorumları okumaktan midem ağrımaya başlamıştı ancak kendime engel olamıyordum. "Yapacak bir şey yok." Papatya çayımdan bir yudum aldım. "Böyle olması gerekiyormuş. Ben Deniz'le görüşmeye devam edeceğimi, sırf bu yüzden saklanamayacağımı ya da mesafe koyamayacağımı söyledim. Onlar da böyle bir çare buldular." Ne çareydi ama... "Deniz'le aramızda adı konulmuş bir ilişki yok ama herkes böyle sanıyor. Sanmaya da devam edecekler gibi duruyor. Bu yüzden de benim objektif olmayacağımı söyleyecekler falan filan. Bunlar konuşuldu sadece." Karnımdaki sızı tekrardan baş gösterirken başımı masaya yasladım. Bir de regl olmuştum. Bu dönemim o kadar ağrılı geçiyordu ki çoğu zaman hastaneye gitmek durumunda kalıyordum. "Tekrar ediyorum, saçmalık." "Belki ama bu sonucu değiştirmez. Olan oldu artık. Şu an olmasa ileride bir gün olacaktı." Dilara her an maç sonu soyunma odasında küfürler yağdıran futbolcuya dönüşecek gibi duruyordu. "Bu sektör seninleyken daha katlanılır oluyordu," dediğinde tüm stresime rağmen tebessüm ettim. "Şimdi ben Alperen'le tek başıma mı uğraşacağım?" İmayla konuştum. "Çok da uğraşmak istemiyor gibi durmuyorsun ama yine de sen bilirsin tabii." "İyi ki bir ziyarete gittim. Zaten farkındaysan artık ben de riskli bölgedeyim. Alperen'in bana söyledikleri biri tarafından duyulursa Sporun Nabzı kapanıp gider herhalde." Bu ayrıntıyı hiç düşünmemiştim. "Öyle bir durumda yani sana zarar gelecek bir durumda Alperen ortalığı toza dumana katar biliyorsun değil mi? Onun gazabından korkarlar diye düşünüyorum. Üstelik Alperen'in duaları yeter sizi korumaya." "Aynı şeyi Utku da yapar diye düşünüyorum ama haberi yok. Sayende olmayacak da." "Yalnızca bir süre..." Telefonumun zil sesiyle başımı zorlukla kaldırdım. Karın ağrım her geçen saniye kötüleşirken arayan kişiyle birlikte telefonu sıkıca tuttum. Utku Deniz arıyordu. Haber çıktığında beri ilk konuşmamız olacaktı çünkü ben direkt olarak iş yerinden çağırıldığım için vakit bulamamıştık. "Efendim?" diyerek aramayı cevapladığımda birkaç hışırtı duyuldu. Deniz?" "Güneş," diyen sesini duyduğumda saatlerdir sıktığım bedenimin gevşediğini hissettim. "Aşağıdayım." Gözlerim hızla açıldı. "Aşağıda mısın?" "Evet. Yukarı gelecektim ama işleri daha da berbat etmekten korkuyorum. Aşağı gelir misin? Seni görmem gerekiyor." "Ben..." Karnımın dayanılmaz ağrısına rağmen hızlıca ayağa kalktım. "Hemen geliyorum. Bekle beni." Gülümseyen sesiyle, "Bekliyorum seni," dedi. Telefonu kapatıp odanın çıkışına ilerlerken Dilara'nın arkamdan, "Karın ağrısından hareket edemeyen kıza bakın," diyerek güldüğünü duydum. Regl ağrısının mideme kadar vurması vardı bir de. Her an kusacak gibi hissediyordum.…