5.Bölüm{Tembellik}
Yazar: LioraSelas

"Ruhun en karanlık hastalığı acı çekmek değil, artık hiçbir şey hissetmemektir." ~Jean-Paul Sartre~ &&&&&&& Aşağıdaki aristokratların çözülüşü balkonda mühürlenirken, Gurur'un zihnindeki o kusursuz yapbozun ikinci parçası da yerine oturmuştu. Şehvet'in zehirli zarafeti ekibe katılmıştı ama şimdi, operanın o ışıltılı ve kibirli atmosferinden çok uzakta, bambaşka bir dehanın peşine düşme vaktiydi. Gurur, elindeki deri kaplı not defterini çantasına yerleştirirken gümüş dolma kalemiyle yeni bir sayfa açtı. İmparatorluğun aşılmaz denilen dijital surlarını, siber ordularını ve banka altyapılarını tek bir tuşla felç edebilecek o efsanevi siber dehanın adresi, elindeki istihbarat notlarında yazıyordu. Ancak bu kez ne ihtişamlı bir opera binası ne de apoletleri parıldayan generaller vardı. Gurur, şehrin en köhne, en gözden uzak varoşlarından birindeki eski bir apartman dairesinin önüne geldiğinde yüzündeki o asil tiksinti anlık olarak belirdi. Merdivenleri kendi asaletine yakışır ritmik adımlarla çıktı ve kapısı hafifçe aralık duran daireden içeri süzüldü. Gurur, kapısı aralık daireden içeri bir hayalet gibi süzüldüğünde, burnuna çalınan keskin kokudan ötürü ipek mendiliyle burnunu hafifçe kapattı. Burası bir evden ziyade, dijital bir mağarayı andırıyordu. Havada uğuldayan düzinelerce bilgisayar fanının sesi, operadaki kemanların yerini almıştı. Duvarları kaplayan ekranların yaydığı loş mavi ışık, odanın köşesindeki o uyuşmuş bedeni aydınlatıyordu. Tembellik, dünyanın en tehlikeli siber silahlarını üreten o dahi zihin, eski bir koltuğun üzerine çökmüş, gözlerini kırpmadan ekrandaki veri akışını izliyordu. Gurur'un o topuk sesleri bile onu dünyasına döndürmeye yetmemişti. O, fiziksel dünyayı tamamen terk etmiş, ruhunu internetin o dipsiz ağlarına satmış bir hayaletti. İmparatorluğun siber ordularını tek bir komutla çökertebilecek bu kadın, kendi hayatının enkazını kaldırmaktan acizdi. Gurur, koltuğun tam arkasında durdu. "Koca bir imparatorluğun fişini çekebilecek bir kadının, bu çöplükte çürümesi... Ne büyük bir israf," dedi, sesi odadaki elektronik uğultuyu bıçak gibi kesti. Ama Gurur'u pek umursamamış gibiydi. İçerisi tam anlamıyla kaostan ibaretti. Devasa iki ekranın loş ışığı, odayı yarı karanlık bir yeşile boyuyordu. Yerde üst üste yığılmış boş pizza kutuları, etrafa saçılmış asitli içecek tenekeleri, labirenti andıran birbirine dolanmış yüzlerce metre siyah kablo... Ekranların uğultusu arasında, odanın tam merkezindeki o yırtık pırtık kanepede, polar bir battaniyenin altına sığınmış bir kadın formu uzanıyordu. Dünyanın en gelişmiş siber ordularını dize getiren o deha, sanki kış uykusuna yatmış bir canlı gibiydi. Klavyenin başındaki gölge, parmaklarını tuşlardan çekmeden donuk bir sesle konuştu. "Yanlış kadına bakıyorsun. Aradığın ben değilim, o... Ben sadece buralarda takılan arkadaşıyım." Gurur, hayatında ilk kez kontrolü kaybetmiş gibi hissetti. Bakışlarını ekrandaki kadından alıp kanepedeki o polar yığınına çevirdi. İki kadının aurası da aynı uyuşmuşlukla mühürlenmişti; sadece poların altındaki kadın, tembelliğin adeta ete kemiğe bürünmüş haliydi. İmparatorluğu diz çöktürecek o büyük yapbozun siber parçası, bir battaniyenin altında horluyordu. Gurur, bu aşılmaz siber duvarın arkasındaki ruhu nasıl manipüle edeceğini düşünürken, durumun absürtlüğü karşısında duraksadı. Odadaki bu çiğ, uyuşmuş ve tamamen disiplinsiz manzaraya bakarken kaşlarını derin bir tiksintiyle çattı. İmparatorluğun o aşılmaz siber surlarını birer birer deviren, siber orduları diz çöktüren o efsanevi gölge figür, bu iğrenç çöplükte yatan bir kadın olamazdı. Aradığı o devasa vizyonun bu darmadağınık tembellikte barınamayacağına hükmederek arkasını döndü. Tam o pürüzsüz adımlarıyla kapıdan dışarı çıkmak üzereydi ki... odanın o ağır, fan uğultulu sessizliğini kanepeden yükselen, uykulu ama son derece keskin ve umursamaz bir ses bıçak gibi böldü. "Aradığın o İmparatorluk Müzesi şifrelerinin olduğu dosya... sağdaki çekmecede. Üçüncü sırada." Gurur'un asil…