3.Bölüm {Açgözlülük}
Yazar: LioraSelas

"Bazı insanlar o kadar fakirdir ki, sahip oldukları tek şey güç ve paradır." ~Albert Camus~ &&&&&& Şehrin finans merkezi, gökyüzünü yırtan camdan kuleleriyle modern birer kapitalizm tapınağını andırıyordu. Bu kulelerin en tepesindeki lüks ofislerde, her gün binlerce insanın hayatını karartan, koca şirketleri bir gecede batıran ve adına 'serbest piyasa' denilen acımasız bir oyun oynanıyordu. Bu oyunun en büyük, en tehlikeli oyuncularından biri ise, son altı ayda kurduğu üç dev şirketin resmi olarak iflasını açıklamış olan o kadındı: Açgözlülük. Dışarıdan bakıldığında, attığı her adım tam bir başarısızlık hikayesi gibi görünüyordu. Gazeteler onun büyük çöküşünü manşet yapıyor, dolandırılan hissedarlar binaların kapısında feryat ediyordu. Lakin bunlar boş çabadan başkan bir şey değildi. Ama madalyonun arkası tamamen zifiri karanlıktı. Şirketleri kağıt üzerinde sürekli batıyordu; fakat o, her batışın ardından küllerinden daha parlak, daha görkemli ve her seferinde çok daha gizemli bir servetle çıkıyordu. Kimse o paraların hangi kanallardan geçip onun gizli kasalarına aktığını, bu kadının yarattığı her krizden nasıl daha da devasa bir güçle sıyrıldığını anlayamıyogibi? Biri hariç... Gurur, günlerdir bir hayalet gibi bu kadının adımlarını izliyordu. Lüks restoranların VIP salonlarındaki gergin akşam yemeklerini, kapısında diz çöken panik içindeki yatırımcıları tek bir kelimeyle nasıl susturduğunu ve borsa grafiklerinin önündeki o buz gibi, hipnotize edici sakinliğini saniye saniye kaydetmişti zihnine. Ve nihayet bu gece, perdenin kapanma vakti gelmişti. Şehrin tüm parıltısını ayaklar altına seren, panoramik manzaralı o en lüks gökdelen ofisinde Açgözlülük, kendi krallığının zirvesinde tek başınaydı. Üzerindeki kusursuz hatlara sahip pahalı İtalyan kesim takım elbisesi, bilgisayarın ışığında parıldayan parmaklarındaki nadide pırlanta yüzükler ve masasında duran, az önce imzalanmış milyonluk o son tasfiye protokolü... Her şey planladığı gibi gitmişti. Binlerce insan batarken, o yine kazanmıştı. Şirketi bu gece resmen tarihe karışmıştı. Binlerce insan bir gecede işsiz kalmış, hayatlar kararmıştı. Ama onun yüzünde, orduları darmadağın etmiş bir komutanın o acımasız ve kibirli tebessümü vardı. Tam o sırada, ofisin ağır meşe kapısı adeta havada süzülürcesine, tek bir ses bile çıkarmadan açıldı. Açgözlülük başını önündeki evraklardan kaldırmaya tenezzül bile etmedi. "Güvenliğe içeri kimseyi almamasını kesin bir dille söylemiştim," dedi. Sesi, bir tefecinin soğukkanlılığı kadar pürüzsüz ve son derece rahattı. "Eğer batan geminin mallarını kurtarmaya çalışan o zavallı yatırımcılardan biriysen, çok geç kaldın. Her şey bitti." Odada buz gibi tehlikeli bir gülüş yankılandı. Gurur, gölgelerin içinden pürüzsüz adımlarla sıyrılırken odanın pahalı halısının üzerinde ses çıkarmadan ilerledi ve dudaklarından dökülen o tehlikeli tebessümle sessizliği bozdu. "Hiçbir şeyin bittiği yok, Açgözlülük. Aksine, bizim oyunumuz yeni başlıyor." Duyduğu o asil ve buz gibi sesle birlikte, Açgözlülük yavaşça başını kaldırdı. Karşısında; gecenin tüm gizemini ve karanlığını üzerinde taşıyan kusursuz, şık bir elbiseyle doğrudan kendisine bakan genç kadını gördü. Gurur, sanki yabancı bir ofise değil de kendi saray odasına giriyormuş gibi cüretkar ve rahat adımlarla masaya yaklaştı. Gurur, masanın üzerinde duran milyonluk iflas belgelerine tepeden, küçümser ve asil bir bakış attı. Kağıt parçasının loş ışığındaki o silikliğine bakarken, koca bir sistemin ne kadar basit temeller üzerine kurulduğunu düşündü. Bu belgeler sıradan ölümlüler için mutlak bir yıkımdı; onun içinse sadece güce giden yolda yazılmış basit birer referans mektubu... Ne de olsa dünya tarihi boyunca bazılarının vahşi yıkılışı, daima bazılarının o kanlı küllerinden yeniden doğmasını sağlardı. Ama Gurur'un asıl istediği, masada duran o soğuk kağıtlar değildi. Onun asıl aradığı, İmparatorluğun kalbinde bu devasa yıkıma tek bir parmak hareketiyle sebep olan o karanlık akıldı. Açgözlülük, tam da onun a…