4. Bölüm
Yazar: Leymerr

2 hafta sonra; Üç katlı, genel olarak beyaz ama yer yer krem ve gold tonlarında boyadı ve ihtişamıyla büyük bir malikanenin önündeydim. Zindandı bura, siyah demekti, mezardı, soğuktu benim yerim. Deposu vardı ceza verirlerdi orada... Burası... Benim evimdi! Ev böyle bir şey miydi??? Hayır! Ev denen kutsal şey böyle bir şey olmamalı. Güven olmalı... Huzur... Sevgi... Merhamet... Ama sessiz bir çığlığı her gün yutmak olmamalı! SIRF DIŞARDAN GÖRÜNEN İLE YARGISIZ İNFAZ Bu hayat bazılarının hayali idi belki ama, benim her gün yeniden diyebileceğim bir çaresizlik idi... Bir dünya istiyorum. Kimse zarar görmesin, üzülmesin... Adalet istiyorum... A DA LET! Çocuklar babasından korkmasın... Annesinden de kaçmasın... Dışardan görünenlerle yargılanma olmasın... Her kitap kapağına göre yargılanırmış, ama ya içeriği tam tersine ve o kapağa aldanılırsa.. 2 yıl 8 ay 17 gün olmuştu bu evden çıkışıma. Şimdi ise tekrar kapısındayım. Ağır ama güçlü adımlarımı koruyarak kapının önüne geldim. Hatırlıyordum. Korkardım bu kapıyı çalmaya. Şimdi ise içimde tarifi imkansız bir özgüven vardı. O özgüvenle çaldım bu kapıyı. Malikanenin kapısı açıldı. Açan hizmetçimiz idi Edanur abla. Çocukluğumdan beri konuşmazdı çok bilirdim. Bende konuşmazdım. "Kapatma kapıyı geç mutfağa abla. " dedim sadece oda itiraz etmedi. Bana etmezdi. Boşa olduğunu bilirdi. O mutfağa giderken benim hedefim belliydi. Oturma odası. Bu saatte ikisi de burada olurdu. Yanılmamıştım. Bazı şeyler hiç değişmiyordu. Beni görünce ikisi de kalkmadı, konuşması, hareket dahil etmedi. "Anne ve baba. " "Senin ne işin var burada! " diyerek ayarlanmıştı babam. "Ben birşey konuşacaktım" Tamam babamın üzerime yürüme ihtimali tahminimdeydi ama olmaz sanmıştım. Elini kaldırdı tam önüme geldiğinde. Kaçmadım, korunmadım... En kötüsü de buydu. Alışmak... Sadece gözlerimi kapattım. Ama o tokat inmedi. Gözlerimi açtığımda babam arkama bakıyordu. Bende arkama baktım. Gelmişti. Ciddi şüphelerim vardı. Ama buradaydı... Belki de o kadar kötü bir fikir değildi? "Bu lavuk kim? " Minik bir öksürükle boğazımı temizledim. "Lavuk değil, damadınız. " Annem de babam da şok olmuş bir edayla bakıyordu. "Sevgilim ve müstakbel kocam, Gökhan. " "Neyin neyin? " diyerek ilk defa konuştu annem. HELE ŞÜKÜR BE KADIN... Tanrı aşkına! Konuşa konuşa bu mu konuşuldu! Pes. "He ne o, sıkıntı mı var? " Annem sıkıca kolumdan tuttu. "EVLİLİK MEVLİLİK YOK YOK YOOOK! " Kolum acıyordu ben çekmeye çalıştıkça o hem sıkıyor hem çekiştiriyordu. Gökhan beni annemden bir hışımda ayırdı. Sert sabrından mı yoksa boş bulunduğundan mı anlamadım annem neredeyse düşecekti. Bakışlarımı Gökhan'a çevirdim. Ama ağzımı bile açamadan susturdu beni. Bir elini kaldırıp baş parmağını salladı tehditkar bir şekilde. Hedefi basitti annem ve babam. "Eğer bir daha ona değil dokunmak yaklaşırsanız sizi gömer üzerinize de çiftlik açarım mezar kısmınızın üzeri de ahır olur. Güzel mis kokularla çürürsünüz. Ya da bana ölmek için yaş varırsınız. " sustu ama ifadesi bir an bile azalmadı. Ortam gerildikçe gerildi. Nefesler tutuldu, nabız desek tavan. Ben çekilmek istiyorum... YARIŞMADA KALABİLENLERE SAĞLIK, SIHHAT, BAŞARI VE DİKKAT DİLİYORUM! BIKTIIIM! "Valla ben kara kartal olurum. " dedim bir anda gerginliğin ortasında. Üçünün de bakışları bana dönmüştü. "Ne kendimi kurtlar sofrasında gibi hissettim hepiniz birbirini parçalamak gibi falan. Bende bari kara kartal olim hem kurtulurum fena mı? " Ya sabır bakışlarına maruz kaldım hepsinin. Gökhan'ında aynı bakışı attığını gördüğüm an ayağımdaki sivri topuklu ile ayağını ezdim. "Ay ne yapıyorsun be? " tek ayağı üzerinde zıpladı Gökhan. "Acıdıı" Zık-KIIIMMMMMM. HAY AMINA KOYİM BEN OFF REZİLLİK! Bazen düşünüyorum da, şu Winx'teki Miusa ÖLÜMÜNE İKON! Ah ah izinden gidemedik kraliçe. Millete Helia'lar düşer. Bizim bahtımıza anca Riven. Kurşun kalem. Gerçi Miusa'da onu seçmişti. Siktir.... BİZ BAŞTA BATMIŞIZ! Ah ah bizim gibi güzel kızların kaderi böyle mi olacaktı? Ay şimdi düşünüyorum da şöyle bir saçlarımı lacivert tonunda yapt…