Mavi
Yazar: Defonzi

Ve evet işte o tabelayı görmüştüm… Geyikli Bozcaada’ma, aileme, yuvama gelmeme tam tamına yarım saatlik bir vapur kalmıştı. Online rezervasyon yaptırdığım vapura hemen arabayla içeri girdiğimde aynı küçüklüğümdeki gibi karnımda kelebeklerin uçuştuğunu hissediyordum. Hemen arabadan inerek vapurun üst katına çıktığımda insanlarla karşılaştım. Belli ki onlar tatile geliyorlardı ben ise evime geri dönüyordum. Çarşaf gibi olan denizin kokusunu içime çektiğimde içimdeki küçük Defne halay çekiyordu. Denizin sefasını çektikten sonra vapur iskeleye yanaşmaya başladı ve ben de merdivenlerden hoplaya zıplaya inip çabucak arabamın sürücü koltuğuna oturdum. “Allah’ımmm çok özledim ya” dememle arabayla birlikte vapurdan çıkış yaptım. Adanın dar sokaklarında dolaşırken tabi ki de evime, annem ile babamın yanına gidiyordum. Onları görmeyeli çok uzun zaman olmuştu çünkü onlar adada yaşadığı için kışın hava şartları çoğunlukla adadan geyikliye geçişe el vermiyordu. Neyse ki bütün yaz onlara doyacağım. Eve girmeden hemen Çiçek Pastanesi’nden bademli kurabiyelerimi de aldıktan sonra tamamdım. Bahçeye doğru arabayla giriş yaparken evde sanki kimse yoktu. Aslında bugün geleceğimi biliyorlardı ama işleri çıkmıştı galiba. Düşüncelerimi bir kenara bıraktıktan sonra hızlıca arabadan indim ve hemen valizimi alarak evin girişindeki Defne Ağacı’nın yanına gittim. Bu ağacı çok seviyorum çünkü hem ismimle aynı hem de Defne Ağacı yaz kış farketmeksizin her zaman yeşil kalır. Bu yönüyle biraz kendimi ona benzetiyorum çünkü ben de hayatta ne olursa olsun neşeli yönümü hiçbir zaman kaybetmem. Eve girdiğimde bıraktığım gibi duruyordu. Kokusu, hissi, sıcaklığı hala aynıydı. Çok özlemiştim. Ama tek bir sorunumuz vardı annemler evde yok, neredeler acaba? Bahçeye çıkmak için verandayı açmamla şanpanyanın, konfetinin patlaması bir oldu. Herkes buradaydı annemler, abim, Gökçe, halamlar herkes ama herkes buradaydı. Çok mutlu olmuştum. “Allah’ım siz napıyosunuz böyle ya. Deliler, çok özledim sizi.” dediğimde hemen annemlere doğru koştum ve sımsıkı sarıldım hepsine. Abime doğru döndüğümde “Güzel Cadım benim çok özledim seni. Abisinin bitanesi.” diyerek yanaklarımı öptü. Abimi çok seviyordum çünkü o benim için gerçekten masallardaki süper kahramandı. “Ben de seni çok özledim abim.” diyerek koccaman sarıldım ona. Abimle de çok uzun zamandır görüşmüyordum çünkü o da Tekirdağ’da tıp okuyordu. Sırayla ilerlediğimde Gökçe’yle göz göze geldim. Ona gözlerim dolu bir şekilde baktığımda o da aynı şekilde bana doğru gelmeye başladı. Bir anda bir kaç tane eli bedenimde hissetmemle birlikte havuzun dibindeydim. Beni havuza atmışlardı ve benimle beraber onlar da atlamıştı. “Boğucam sizi he. Daha bismillah yeni geldim şu hale bak “dediğimde abim beni çoktan sırtına almış ve tekrardan havuzun içine geri yollamıştı. Ya sabırdı gerçekten. “Abi yeter yeter” diyerek ben de onu boğmaya çalıştım ama boyu kazık kadar olduğu için batıramıyordum. “Baba ya şu oğluna bişey der misin benimle uğraşıp duruyor?” diyerek sinirle babama döndüm. Benim minnoş, koca yürekli, kızına dayanamayan babam da “Alp, oğlum kızcağız daha yeni geldi. Hadi çabuk üstünüzü değişin.Daha mangal yakacağız yahu!” diyerek bizi postaladı resmen. “Tamam baba ya “ diye söylene söylene çıkmak zorunda kaldık. Bu arada ben tam olarak havuza girmeden önce abimin yanında birini daha görmüştüm ama havuzu boylayınca pek bakamadım ona. Neyse üstümü değiştiriyim içerde duruyor zaten. Yine abimin zevzek arkadaşlarından biri gelmiştir diye düşündüm. Hızlıca üzerimi değiştirdiğimde çiçekli pembe bir elbise giymiştim. Saçlarımını da hızlıca ördükten sonra biraz kapatıcı, maskara ve allık ile tamamdım. Odamdan çıktığımda misafir odasından çıkan Gökçe’yi gördüm. Hemen sımsıkı sarıldık birbirimize “Defne seni çok özledim, canım arkadaşım.” dediğinde “Ben de seni çok özledim bitanem artık iki ay boyunca beraberiz. Her sabah her akşam birlikteyiz biliyosun ki.” sarılarak bahçeye doğru yürüdük. Halamlara da sarıldıktan sonra az önce es geçtiğim…