Başlangıç
Yazar: Defonzi

“Of Allah’ım ben her gün bu trafiği çekmek zorunda mıyım?” Yine İstanbul’un beni şaşırtmadığı ve sabah sabah bütün enerjimi sömürdüğü bir gündeyiz. Evet, bu keşmekeş hayatı tam olarak ben kendi ellerimle seçmiştim. Bundan sonra benim kaçışım yok galiba bundan diye söylenerek büroya giriş yaptım. Yaz tatiline az kalmıştı, bir an önce adli tatil olmalıydı ve bir senelik stajımı sonlandırmalıydım. Evet, ben Defne. Hukuk son sınıfa gidiyorum ve son sınıfımızı staj yaparak geçirdiğimiz için her gün Sipahiler Hukuk Bürosu’na gelmek zorundayım. Valla ne yalan söyliyeyim işimi çok seviyorum ama patronumu değil, şu staj bitsin de kurtulayım gıcık Mine’den. Zaten babamın hatırı olmasa beni burda kimse tutamaz efendim. Her neyse ben biraz çok konuşurum siz bana bakmayın hayatım ne kadar karışık olsa da seviyorum ya. Bugün staj yerimde son günüm olduğu için çok yoğun olmam diye düşünüyorum eşya toplama, pasta kesme falan filan vakit geçer ve ben de hemen eşyalarımı hazırlayıp huzur bulduğum tek yere, Bozcaada’ya giderim hemen. Topuklularımın sesi çıktıkça herkes bana bakıyor ve ben de önüme bakarak ilerliyordum. Kendi arkadaşlarımın olduğu bölüme geldiğimde ise masamın üzerinde bir buket ve bir paket en sevdiğim çikolatadan gördüm. Hemen gönderenin kim olduğuna baktığımda en yakın arkadaşım Gökçe’den geldiğini görmüştüm. Üzerinde “Bugün stajda son günün, aynı zamanda üniversitenin de son günü sayılır. Yanında olamasam da her zaman kalbimde olduğunu bil. Seni çok seviyorum ve adada bekliyorum. Çabuk gel kız dedikodularım var sana🫶🏻” yazıyordu. Deli kız beni bugün de unutmamıştı. Gökçeyle on dokuz senedir arkadaşız ve bu on dokuz senede ne ben Gökçe’den hiçbir şeyimi sakladım ne de o, her zaman birbirimizin sırdaşı, en yakını olduk. Şimdi de büyüdüğümüzü görmek beni çok mutlu ediyor. Düşüncelere daldığımda beni Melis dürttü ve o an kendine geldim. “Kimden bu güzel çiçekler? Ayyy yoksa biri mi var? Kız, sen hiç anlatma zat…” “Ay dur bi soluklan Melis ya. Arkadaşımdan gelmiş öyle düşündüğün bişey değil yani.” dediğimde hayal kırıklığına uğramıştı resmen. Çiçeğimi masaya geri bırakarak insan kaynaklarına yöneldim, bugün son günüm olduğu için çıkışım yapılacaktı. Odaya gittiğimde Ekin beni karşıladı ve hemen sarıldı. Beni severdi ben de onu açıkçası çünkü o buraya geldiğimde ilk destekçilerimden olmuştu. “Veda vakti geldi demek.” diyerek uzaklaştığında biraz hüzünlü olduğunu gördüm ama bende zerre üzüntü yoktu yani ne biliyim insan sevmediği bir yerden ayrılırken neden üzülsün ki ? “Özleyeceğim seni “ dediğini duyduğumda onun için biraz üzüldüm ama kendi adıma mutluydum. Çıkış işlemlerini halledip Ekin’in yanından ayrıldığımda vakit baya bir geçmişti ve masaya döndüğümde Mine gıcığının da olduğu bir insan topluluğu bir pasta ile bana geliyordu. Şarşırmamıştım zaten bu her veda eden kişiye yapılırdı. “Teşekkür ederim “ diyerek yanlarına doğru ilerledim. “Defnecim seni aramızda görmek çok güzeldi, inşallah daha ilerde de senin gibi bir avukatla çalışmak bize nasip olur.” diyen Mine Hanım ile şaşkınlığa uğramıştım ne demişti o? Şaşkınlığımı gizledikten sonra “İnşallah Mine Hanımcığım. Arkadaşlar hepinize çok teşekkür ederim. Sizinle çalışmak çok güzeldi.” diyerek pasta yeme işlemine geçtik kısa bir vedalaşma faslından sonra artık çıkma vaktim gelmişti. Çok şükürdü. Arabama bindiğimde çok mutluydum artık en sevdiğim şeylere kavuşmama azıcık kalmıştı. Arabada çalan şarkının sesini açtım… “Yaşanacaksa yaşanacak ayrılıklar, mutsuzluklar ölüm yok ya bunun sonunda tüm acılar bir yere kadar Haklısın boş ver her zaman yaptığın gibi bana da boş ver unut gitsin sevgiden korkmaya devam et” Evet hayat şimdi tam olarak yaşanacaksa gibi hissettirmeye başlıyordu. Hızlıca eve geldiğimde kendime bir şeyler hazırladım ve yemeğimi yedim. Hazırladığım valizle birlikte evden çıktığımda karşı komşum Sakine Teyze ile karşılaştık. Kendisini çok sevdiğim söylenemezdi çünkü çok sinirli bir kadındı ama bazenleri yumuşak yönlerini görebiliyordum mesela yaptığı güzel yemek…