Yasak Tahtın Aşkı

Bölüm 2 – İmparatorun Emri

Yazar:

Yasak Tahtın Aşkı - Luna kitap kapağı
Yasak Tahtın Aşkı kitap kapağı

Saray bahçesinde yaşanan karşılaşmanın üzerinden iki gün geçmişti. Ancak o birkaç dakikalık konuşma, Yasak Saray’ın dört bir yanına yayılmıştı. “Generalin kızı veliaht prense karşı geldi.” “Prens onu cezalandırmadı.” “Buz Prens ilk kez bir kadına bu kadar uzun baktı.” Fısıltılar, koridorlardan avlulara kadar ulaşmıştı. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte sarayın bronz çanları üç kez çaldı. Bu ses yalnızca tek bir anlama gelirdi. İmparator herkesi Büyük Taht Salonu’na çağırıyordu. Veliaht Prens Li Zhen ağır adımlarla salona girdi. Altın ejderha işlemeli siyah tören kıyafeti içinde her zamanki gibi ifadesizdi. Sağında başkomutanlar, solunda vezirler dizilmişti. Birkaç dakika sonra Büyük General Mei Rong da içeri girdi. Arkasından Mei Lin yürüyordu. Genç kadın ilk kez imparatorun huzuruna çıkıyordu. Salonun ihtişamı nefes kesiciydi. Dev sütunların her biri altın ejderhalarla işlenmişti. Tahtın arkasındaki kırmızı ipek perdeler hafifçe dalgalanıyor, herkes başını eğmiş sessizce bekliyordu. İmparator Li Cheng yavaşça ayağa kalktı. Yaşlı olmasına rağmen sesi hâlâ güçlüydü. “Long Hanedanı zor günlerden geçiyor.” Kimse konuşmadı. “Kuzeyde düşman orduları yeniden hareketleniyor. Batıda ise bazı soyluların sadakatinden şüphe duyuyorum.” İmparator bakışlarını salondakilerin üzerinde gezdirdi. “Bu yüzden sarayın içinde de dışındaki kadar güçlü bağlara ihtiyacımız var.” Li Zhen babasının ne söyleyeceğini tahmin etmeye çalışıyordu. İmparator derin bir nefes aldı. “General Mei Rong…” General diz çöktü. “Emredin Majesteleri.” “Bugünden itibaren kızın Mei Lin, sarayda kalacaktır.” Salonda uğultular yükseldi. Mei Lin şaşkınlıkla başını kaldırdı. Babası bile bu kararı ilk kez duyuyordu. İmparator sözlerine devam etti. “İmparatoriçe adaylarının eğitimini alacak.” Bir vezir hemen itiraz etti. “Majesteleri… Sarayda onlarca soylu hanımefendi varken neden bir generalin kızı?” İmparatorun sert bakışı salondaki herkesi susturdu. “Çünkü cesaret satın alınamaz.” Bu sözlerin ardından herkes sessizliğe gömüldü. Li Zhen ilk kez Mei Lin’e döndü. Genç kadın hâlâ şaşkın görünüyordu. O ise hiçbir şey söylemedi. Toplantı sona erdiğinde Mei Lin, babasının peşinden avluya çıktı. “Baba… Ben burada mı kalacağım?” General Mei Rong derin bir iç çekti. “İmparatorun emri sorgulanmaz.” “Ama ben saray yaşamını bilmiyorum.” “Öğreneceksin.” Mei Lin’in içinde tuhaf bir his vardı. Sanki bu saraya adım attığı an kaderi değişmişti. O sırada Li Zhen, eğitim alanına dönmüştü. Yayını eline aldı. Oku hedefe doğrulttu. Fakat ipi çekmesine rağmen oku bırakamadı. Aklına istemeden de olsa Mei Lin’in sözleri geliyordu. “O zaman girişe neden bir uyarı yazısı koymadınız?” Prens kaşlarını çattı. Yıllardır hiçbir insan düşüncelerini bu kadar meşgul etmemişti. Tam o anda en yakın muhafızı sessizce yaklaştı. “Majesteleri.” “Söyle.” “Generalin kızı artık sarayda kalacakmış.” Li Zhen’in yüzünde hiçbir ifade oluşmadı. Sadece tek bir soru sordu. “Hangi avluya yerleştirildi?” Muhafız bu soruya şaşırdı. “Doğu Lotus Avlusu’na, Majesteleri.” Li Zhen kısa bir an sustu. “Anladım.” Muhafız uzaklaşırken kendi kendine düşündü. Buz Prens… İlk kez birinin nerede kaldığını merak etti. O ise bunun nedenini kendisi bile açıklayamıyordu. Fakat saraydaki herkesin bilmediği bir gerçek vardı. Doğu Lotus Avlusu, yıllar önce veliaht prensin annesinin yaşadığı yerdi. Ve o avluya, annesinin ölümünden beri hiçbir yabancı girmemişti…

Bölümün tamamını WritePad'de oku