Yasak Ateş

Bölüm 8

Yazar:

Yasak Ateş – matacoope kitap kapağı
Yasak Ateş – matacoope kitap kapağı

Soğuk suyun şokuyla uyandım. Başım geriye çekiliydi, saçlarım ıslak ve yapış yapış, yüzümden sular damlıyordu. Ellerim yukarıda, kelepçeli tavana doğru gerdirilerek asılmıştı. Ayaklarım yere zar zor değiyordu. Neler olup bittiğini hatırlamam birkaç saniyemi aldı. Gözlerimi kırpıştırdım. O sorgu odasına geri dönmüştük. Tek farkla, Ernst artık yalnız değildi. Sandalyesinde oturmuş, sigarasını tüttürüyor, üzerime atılan sudan dolayı öksürüp, boğulmamı keyifle izliyordu. Her zaman giydiği o gri yeşilden daha farklı görünüyordu. Üzerine ilk defa simsiyah bir üniforma geçirmişti. Ceketi kusursuz ütülenmiş, omuzlarında mesafeden dolayı tam net seçemediğim bazı işaretler vardı. Sol kolunda, pazusuna sıkıca oturan kırmızı kol bandı, bandın tam ortasında ise beyaz daire ve o gamalı haç. SS. Kalp atışım hızlandı. “Sen.” dedim dişlerimi sıkarak. En başından beri onun önemli birisi olduğunu biliyordum fakat o kırmızı bant… Zincirlerimden kurtulmak için öfkeyle çırpındım. Kelepçeler bileklerimde daha derine gömüldü, metal etimi dişlese de durmadım. Vücudum havada sallandı, ayaklarım yere değmeye çalıştı, parmak uçlarım betona sürtündü. Omuzlarım yanarken üzerime tekrar ve tekrar su atıldı. “Bunca zamandır…” dedim ağzımdaki suyu püskürtürken. “...saklanıyordun değil mi?!” “Size söylemiştim Fräulein, adımdan başka hiçbir şey bilmiyorsunuz.” Sigarasını dudaklarına götürdü, derin bir nefes çekti, ışığın altında yakasındaki ve omzundaki gümüş rünler her hareketinde parlıyordu. “Şimdi, anlatmaya başlayın. Her şeyi.” Zincirleri çekiştirmeyi bıraktım. Sonra içimden rahatsız edici, yüksek histerik bir kahkaha patlayarak çıktı. Kova tutan askerlerin gerildiğini gördüm. “Anlatayım mı?” dedim, sesim kahkahayla karışarak. “Tamam, anlatayım! Sen… sen küçük, zavallı bir piçsin, Ernst! Kendini kahraman sanan ama işin sonunda sadece ölüm listelerinden sorumlu olan zavallının teki! Bir kölesin. Manyak bir ideolojinin kölesi hemde. Gerçekten savaş alanına adım atamayacak; korkak, ünvanın arkasına saklanan, geceleri yatağında tir tir titreyen, bir hiçbir şeysin!” Ernst’in yüzü kıpkırmızı oldu, bense durmadım. “Sen seçilmiş değilsin Ernst, sen sadece cici giysiler giyen bir muhasebecisin ve bil bakalım bu hikayede ölümden korkmayan kim?” Ernst silahını çekip bana doğrulttu. Bense ona gülümsedim. “KAY…BE…DE…CEK…SİN.” Parmağı tetikte beyazlaştı. Basacaktı. Basmalıydı. Yüzü terle kaplanmış, damarları boynunda şişmişti. Ona o tetiği çektirtmem lazımdı. Zayıf düşüp, onun gibi birisine gelecekten gelen bilgiyle besleyemezdim. Hayır. “Hadi! Korkak herif!” diye bağırdım ona doğru. “Siktiğimin sivilini öldürürken tereddüt etmemiştin, niye şimdi duraksıyorsun ha?!” Bazen can kurtarmanın tek yolu, başka birini almaktır. Tarihin değişmesini göze alamazdım. Fazla düşünmek, tereddüt getirir. Düşünmeyi kes diye bağırmak istedim ona. Gözlerindeki o tereddüt, o anlık kırılma… işte oradaydı. Ve sonra o bakış geldi, şüphe. “Ah, ah, ah.” dedi silahı tavana doğrulturken. “Az daha Malena, az daha başarıyordun.” Odadaki askerler birbirine kaçamak bir bakış attı. Ne olup gittiğini tam olarak anlamıyor, hatta durumdan rahatsız oldukları belli oluyordu. “Korkaksın yani.” “Kes sesini.” dedi Ernst askerlere çıkması için işaret yaparken. Askerler sorgu odasını tamamen terk edene kadar tekrar konuşmadı. Onun yerine masanın üstündeki küçük şişeden, ağır kokulu bir sıvıya buladı. Chloroform muydu, ether mi, emin olamadım, ama kokusu burnuma doldu; tatlı, boğucu. Bezi yavaşça sıktı, damlalar yere düşerken bana soğuk soğuk gülümsedi. “Beni az daha tahrik etmeyi başarıyordun, az daha.” “Ama sorun şu.” dedi bana doğru ağır ağır yürürken. “Aynı taktiği, çok sık aralıklarla kullanırsan… işe yaramaz.” Dibime kadar girdiğinde, boştaki eliyle beni belimden kavrayıp sabitledi. “Öyle ya da böyle… o bilgileri bana vereceksin.” Bezi yüzüme yaklaştırdığında tekrar çırpınmaya çalıştım. “Korkaksın işte! Kimyasal kullanacak kadar acizsin!” “Hayır.” diye fısıldadı. “Kazanma yolunda her şey mubahtır. Bu da öyl…

Bölümün tamamını WritePad'de oku