Yasak Ateş

Bölüm 2

Yazar:

Yasak Ateş – matacoope kitap kapağı
Yasak Ateş – matacoope kitap kapağı

Kapıdan içeri adım attığımız anda bizi sıcak bir hava dalgası ve yoğun bir balkabağı tarçın vanilya karışımı kucakladı. Eva’nın evi dışarıdan büyük görünüyordu ama içeride resmen devasa bir korku evi sahnesine dönüşmüştü. Giriş holü loş, LED şeritlerle aydınlatılmıştı. Tavan yüksekti, eski kristal avizenin yerine bu gece dev bir yapay örümcek ağı gerilmiş, ortasına sahte bir dev örümcek asılmıştı; ağın ipleri hafifçe rüzgarla salınıyordu. Duvarlara eski aynalar asılmış, bazılarının üstüne kanlı el izleri çizilmişti. Aynaların birinde kendi yansımamı gördüm: pembe elbise, kürk omuzlar, ve boynumdaki sahte kan izleri. Garip bir tezattı ama tuhaf şekilde uyumluydu. Sağ tarafta, geniş salona açılan kemerli kapının üstünde “Korku Odası” yazan bir tabela asılıydı. Solda ise bar bölümü kurulmuştu: uzun, eski bir ahşap masa, üstünde sıralı sıralı balkabağı shot bardakları. Her bardağın kenarına tarçın tozu serpilmiş, bazılarının içine kuru buz atılmıştı; dumanlar yükseliyor, bardaklar sis içinde yüzüyordu. Eva bizi görür görmez kollarını açtı ve koşarak sarıldı. Amerika’dan ailesiyle birlikte buraya taşınırken geleneklerini de getirmişti. Kırmızı lateks şeytan kostümü, parlak boynuzları ve sallanan kuyruğuyla tam bir şeytanı olmuştu. Cezbedici bir şeytan. “Tanrım, kızlar! Sonunda geldiniz!” diye bağırdı, sesi müziğin üstünden bile duyuluyordu. “Malena, o pembe elbise… prenses mi vampir mi karar veremedim ama bayıldım, çok güzel olmuşsun! Mila, Morticia olduğuna inanamıyorum, asla tahmin edemezdim!” Mila gülerek Eva’ya sarıldı. “Teşekkürler şeytanım. Çok geç kalmadık umarım? Felaket trafik vardı.” “Yok yok daha hiçbir şey kaçırmadınız!” Arkasındaki shotları alıp bize uzattı. “Tekte!” Mila gözlerini devirip gülümsedi, bardağı kaptığı gibi başını geriye attı ve balkabağı baharatlı romu tek seferde bitirdi. Dilini dudağında gezdirip boş bardağı Eva’ya geri uzattı. “Mükemmel. Tarçın dozunu kaçırmamışsın.” Ben de bardağı aldım. Gözlerimi kapattım, bir dikişte içtim. Boğazımdan inerken önce buz gibi, sonra ateş gibi hissettim. Öksürdüm hafifçe, Mila sırtıma vurdu gülerek. “İlk shot her zaman zor gelir prenses.” dedi Eva, kuyruğunu sallayarak. “Ama ikinciyi içtikten sonra kanatların çıkacak.” Güldük. Eva kollarımızı tuttu, bizi salona doğru sürüklemeye başladı. “Hadi gelin!” Kapıdan girer girmez, bass göğsüme çarptı. Işıklar tamamen kısılmış; mor, kırmızı ve turuncu spotlar kesik kesik yanıp sönüyor, duman makinesi odayı doldurup görüş mesafesini iyice düşürüyordu. Etrafımız karınca sürüsü gibi insan kaynıyordu. Eva’nın bu kadar kişiyi evine sığdırabilmesi bir mucizeydi. Pistin etrafına dizilmiş sahte mezar taşları, titreyen mumlar ve asılı zincirler vardı. Bir köşede dev bir cadı kazanı kurulmuştu; içinden yeşil dumanlar yükseliyor, üstünde “Zehrini Seç” yazan bir tabela asılıydı. Yanında uzun bir sıra oluşmuştu; insanlar bardaklarını doldurup kokteyller alıyorlardı. “Tanrım Eva! Burası harika olmuş! Nerden buldun bu kadar süsü?!” diye bağırdı Mila sesini duyurabilmek için. Eva şeytani bir kahkaha attı, kuyruğunu bir kez daha sallayıp omzunun üstünden bize baktı. “Amazon, Etsy, bir de babamın Amerika’dan getirdiği süslemeler var! İki haftadır kutuları açıp duruyorum!” Bizi kendine doğru iyice çekip, sisten dolayı görünmeyen bir noktayı işaret etti. “Şu karşı köşeye hatıra fotoğrafı alanı kurdum! Orada fotoğraf çekilmeyi ve beni etiketlemeyi sakın unutmayın!” “Tamam!” diye bağırdım coşkuyla. Keşfedecek o kadar çok şey vardı ki, Mila’yı şimdiden sürüklemek istiyordum. Eva şeytani gülümsemesini genişletti, boynuzlarını parmağıyla düzeltti. “İyi eğlenceler kızlar! Ben kapıya geri dönüyorum!” Eva yanımızdan seke seke uzaklaşırken, Mila bana baktı. Suratında o tanıdık munzur sırıtış vardı. “Önce kazan.” dedi kulağıma doğru bağırarak, bağırsa bile sesten onu zar zor duyuyordum. “Şu yeşil dumanlı şeyden içmeden buradan ayrılmam.” Beni bileğimden çekip sıraya soktu. Kazanın içindeki sıvı fosforlu yeşil renkteydi, üstünde kuru buzdan dumanlar çıkıyor…

Bölümün tamamını WritePad'de oku