Bölüm 1
Yazar: matacoope

Dükkânın kapısı gıcırdayarak açıldığında içeriye yoğun bir plastik, makyaj ve eski kumaş kokusu doldu. Raflardan sarkan pelerinler, tavandan sırıtan balkabakları ve köşede sürekli kahkaha atan bozuk bir cadı oyuncağı vardı. Gözlerim kavanoz dekorasyonlarında takılı kaldı, jöleden yapılmış göz parçaları, gazlı içeceğin içinde bir yukarı aşağı süzülüyor, baktıkça midemi bulandırıyordu. “Ay ne kadar iğrenç.” dedi kulağımın dibinden Mila. Olduğum yerde sıçradım. Son yarım saattir üzerine uygun bir kıyafet arıyordu. Son dakikaya kadar partiye katılıp katılmama konusunda kararsız kaldığımız için güzel olan kostümlerde bedenler tükenmişti. “Bir şeyler bulabildin mi?” dedim ona doğru dönerken. Dilini yanağının içinde gezdirdi, bir elinde turuncu peri kostümü diğerinde sahte kanla boyanmış hemşire kostümü vardı. “Cidden mi?” “Ne yapayım, seksi olanların hepsini bitirmişler.” “Cadılar bayramı ya hani?” dedim elindeki açık seçik kostümlere vurarak. “Daha korkunç bir şeyler mi seçsen?” “Hayatta olmaz, okulun spor takımları da orada olacak, bakarsın aralarından biriyle.” “Mila!” Mila kahkahalar attı. “Ne? Çocukluğumuzdaki partiler artık geride kaldı.” Bakışları elimde tuttuğum kostüme kaydı. “O ne?” “Bilmiyorum,” dedim dürüstçe. “Small beden yazdığını görünce çekip aldım.” “Ne yapacağım ben seninle Malena?” Elindeki kostümleri yan tarafa bırakıp, benim tuttuğum kostümü parmaklarımın arasından çekip aldı. Hafifçe silkeleyip açınca absürt kostüm gün yüzüne çıktı. Sarı, tüylü bir tulum. Göbek kısmı gereksiz şekilde bombeli, yanlardan sarkan minik kollar ve kafasına takılması gereken, tek gözü yamuk duran devasa bir gözlük. Üstünde mor harflerle kocaman bir yazı vardı; BANANA CREW. Aramızda bir saniye sessizlik oldu. Sonra Mila’nın kahkahası dükkânı doldurdu. “Hayır.” dedi nefes nefese. “Hayır hayır hayır. Lütfen bana bunun bir şaka olduğunu söyle.” Omuz silktim. “Tek s beden kostüm bu kalmıştı, ne yapayım?” “Ve sen de gittin, liselilerin giyeceği türden bir kostüm mü seçtin. Dünyadan Malena’ya, artık üniversiteyiz.” “Affedersin.” dedim, tulumun göbek kısmına gözlerimi dikerken. Mila haksız sayılmazdı, kostüm gerçekten korkunç görünüyordu. O sırada Mila’nın gülmekten artık gözleri dolmuştu. Bir eliyle karnını tutarken diğer eliyle tulumun tek gözü yamuk gözlüğünü düzeltti. “Bununla yürüyemezsin bile.” “Başka dükkana mı gitsek?” Mila dudaklarını büzdü. En yakındaki açık olan diğer kostüm dükkanı arabayla iki saat uzaktaydı. Eğer oraya gidersek, partiye geç kalabilirdik çünkü işin içinde geri dönüş de olacaktı. “Kusura bakmayın.” dedi dükkanın sahibi olan orta yaşlı kadın. “İstemeden konuşmanıza kulak misafiri oldum kızlar. Eğer derli toplu bırakacağınıza söz verirseniz, sizin için depoyu açabilirim, orada üzerinize daha uygun kostümler vardır.” Mila ile aynı anda kadına döndük. “Gerçekten mi?” dedi Mila, gözleri sevinçle kocaman açılmıştı. “Söz! Hiç dağınıklık yapmayız.” Kadın kasanın arkasından çıktı, arka tarafa açılan dar kapıya yöneldi. İçeride metal raflar, üst üste yığılmış kutular ve siyah çöp torbalarına sarılmış kostümler vardı. Tavandaki tek ampul titreyerek yanıyordu. “Sol üsttekilere dokunmayın, onlar satıldı.” “Çok teşekkürler.” dedim Mila’yla birlikte depoya dalarken. İçerisi ağzına kadar kıyafetle doluydu. Askılara asılmış olanların çoğu diğerlerinden daha ağır duruyor, satıcı kadının neden bu kostümleri gözler önüne çıkarmadığını anlıyordum. Çoğu pahalı ve daha kaliteli kostümlerdi. “Burada resmen başka bir evren var,” dedi Mila fısıldayarak. “Dükkân kısmı buranın yanında oyuncak gibi kalıyor.” Elimi koyu lacivert bir pelerinin üzerine sürdüm. Kumaşı beklediğimden daha yumuşaktı. “Tanrım, bunlar çok güzel.” Mila cevap vermedi. Başımı çevirdiğimde, siyah bir elbiseyi askıdan indirmişti. Elbise sade, neredeyse gündelikti; ama kesimi tuhaftı, belden sonra aniden daralıyor, yürümeyi zorlaştıracak kadar uzun sürüyordu. “Bunu kesinlikle deneyeceğim.” dedi hızla soyunma kabinine giderken, ben de kendime uygun bir şeyler bulabilmek adı…