Yas Tutan Gökyüzü

1. Sakinleşmek

Yazar:

Yas Tutan Gökyüzü – visne kitap kapağı
Yas Tutan Gökyüzü – visne kitap kapağı

—1. Bölüm Sakinleşmek. 🐈‍⬛ Bazen kaçmak istersin. Ayağının altındaki zemin kayar, dünya üzerine devrilir ama sen bir adım bile atamazsın. Olduğun yere çakılır kalırsın. Bir çivi gibi. Zihnin feryat eder, kalbin göğüs kafesini yumruklar ama bedenin seni satar. Ben o an tam olarak bunu yaşıyordum. Eren Alkan arkasını dönüp motora doğru yürürken bakışlarımı sırtından çekemedim. Deri ceketinin üzerindeki o geniş omuzlar, her adımında daha da tehlikeli bir heybet kazanıyordu. Bana bakarken gözlerinde gördüğüm o karanlık, zihnime tırnaklarını geçirmişti bir kere. Karan, omuzuma hafifçe dokundu. "Laden, iyi değilsin sen." "İyiyim," dedim. Sesim bir fısıltıdan ibaretti. Yutkunmaya çalıştım ama boğazım kurumuş bir kuyu gibiydi. "Sadece... havasız kaldım." "Havasızlık değil o," dedi Karan, bakışlarını Eren'in gittiği yöne çevirerek. "Eren'in etrafındaki oksijen azdır. İnsan onun yanındayken nefes aldığını sanır ama aslında yavaş yavaş boğulur. Git Ceren'i bul, buradan uzaklaşın." Karan da kalabalığın arasına karışıp gözden kaybolduğunda, olduğum yerde öylece kaldım. Nefes alamıyordum. Soğuk rüzgar yüzüme çarpıyordu ama içimdeki yangını söndürmeye yetmiyordu. Göğsümün tam ortasında, yaranın üzerinde devasa bir taş oturuyordu sanki. Gözlerim istemsizce pistin başlangıç çizgisine kaydı. İnsanlar birbirini iterek öne geçmeye çalışıyordu. Yanımdan geçen birkaç kişinin neşeyle bağrıştığını duydum ama sesler zihnimde yankılanıyordu. "Laden! Al bakayım şunu!" Ceren'in sesiyle irkildim. Yanıma ulaştığında elinde tuttuğu iki kırmızı plastik bardağı bana doğru uzatıyordu. Yüzü hafifçe kızarmıştı, gözleri neşeyle parıldıyordu. "Nerede kaldın sen?" dedim, elindeki bardağa bıkkınlıkla bakarak. "Ancak alabildim ya,"dedi Ceren, bardaklardan birini zorla elime tutuştururken. "Al bir yudum çek, için ısınsın. Buz tuttun valla durduğun yerde." "İçmek istemiyorum Ceren." "Saçmalama Laden, votka vişne karışık bu. Meyve suyu gibi zaten. Hem bak yarış başlamak üzere, biraz gevşe!" Elimdeki bardağa baktım. Kırmızı, koyu bir sıvı. Aynadaki aksim gibi bulanık. Ceren hemen yanımda bardağından büyük bir yudum aldı ve kalabalığın arasından öne doğru uzandı. "Abooo," dedi Ceren. "Abim yine ortalığı karıştırmış. Bak bak, şehir dışından gelen herif şu sarı motorlu." Gözlerim mecburen çizgiye kaydı. İki motor yan yana duruyordu. Biri baştan aşağı mat siyaha bürünmüş Kawasaki Ninja'ydı. Diğeri ise göz alıcı bir sarıya boyanmış, bağıran bir model. Sarı motorun üzerindeki adam da kaskını takmıştı ama duruşundan bile kibiri okunuyordu. Ve Eren... Eren, siyah motorunun üzerinde bir heykel gibi duruyordu. Kaskını henüz takmamıştı. Deri eldivenli elleriyle gidonu kavramış, hafifçe öne doğru eğilmişti. Yüzündeki o soğuk, o ifadesiz maske geri gelmişti. Hiç kimseye bakmıyordu. Kalabalığın bağrışmalarını, müziğin sesini, kızların tezahüratlarını duymuyordu sanki. O sadece ilerideki karanlık, virajlı yola odaklanmıştı. Neden bu kadar sakindi? İçimdeki o huzursuzluk katlanarak büyüdü. Elimsizce elimdeki plastik bardaktan bir yudum aldım. Boğazımdan aşağı kayan yakıcı sıvı, midemde küçük bir patlama yarattı. Öksürmemek için kendimi zor tuttum. "Ooo, hani içmiyordun?" dedi Ceren gülerek. "Sus Ceren," diye mırıldandım. "Sadece... başım dönüyor." "O birazdan daha çok dönecek. Bak bak, bayrağı kaldırıyorlar!" Pistin ortasına, mini etekli ve deri ceketli bir kız yürüdü. Elinde siyah beyaz kareli devasa bir yarış bayrağı vardı. İki motorun tam ortasında durdu. Motorların gürültüsü bir anda katlandı. O ses... O gürültü sadece kulaklarımı değil, göğüs kafesimi de titretti. Metalin, benzinin ve hırsın harmanlandığı o an, havadaki oksijen tamamen tükendi. Eren kaskını geçirdi başından. Vizörü indirdi. Artık yüzü görünmüyordu. Yalnızca kaskın siyah camında yansıyan sokak lambalarının ışığı vardı. Kız bayrağı havaya kaldırdı. Zaman yavaşladı. Sarı motorun sürücüsü gaza yüklendi. Arka tekerlekten dumanlar yükseldi, yanık lastik kokusu genzimize doldu. Eren ise sadece bekledi. Sakince. Bir avcı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku