Yarım Kalan Şarkı

GİRİŞ🎙️

Yazar:

Yarım Kalan Şarkı - ceren polat kitap kapağı
Yarım Kalan Şarkı kitap kapağı

Sezen, sonbaharı eskiden severdi. Havada dolaşan o hafif çürük kokusunu, ağaçların sararmış yapraklarını, kaldırımlara dökülen turuncu halıyı... Hepsi ona huzur verirdi. Ama o sabah, bilmediği bir yerinden ince ince sızlayan bir tedirginlik vardı içinde. Sanki rüzgâr, kulağına "Bugünü unutamayacaksın," diye fısıldıyordu. Arabanın korna sesi apartmanın önünde yankılandı. Savaş'ın arabasıydı bu. Hep aynı saatte gelir, hep aynı yere park ederdi. Sezen, omzuna çantasını takıp apartmandan çıktı. Kapının önüne adım attığı an, havayı dolduran benzin, sonbahar ve kendi gül kokusu birbirine karıştı. Savaş, arabanın kapısını açıp ona baktı. O bakış, Sezen'in dünyada kendini en güvende hissettiği yerdi. "Günaydın gülüm," dedi Savaş, dudaklarının kenarında yorgun ama sıcacık bir gülümsemeyle. Sezen, gülümsemesini saklayamadan ön koltuğa oturdu. Kemerini takarken başını hafifçe ona çevirdi. "Günaydın ışığım," diye fısıldadı. Çünkü bu dünyada herkese kapkaranlık olan Savaş, ona hep ışık olmuştu. Savaş kontağı çevirdi, araba ağır ağır Özel Aldur Üniversitesi'ne doğru yola koyuldu. Radyoda kısık seste bir şarkı çalıyordu ama ikisi de dinlemiyordu. İkisinin de dikkati, camdan süzülen solgun güneş ışığıyla birbirine karışan gözlerinde takılı kalmıştı. Sezen, dışarıdaki ağaçlara bakarken bir anda konuştu: "Biliyor musun, sonbaharı en çok bu şehirde seviyorum. Her yer ölüyor gibi ama içim garip şekilde canlı." Savaş, gözlerini yoldan ayırmadan gülümsedi. "Sen seviyorsun diye sonbahar katlanılır bir şey benim için. Yoksa kasvetli, gri, soğuk. Aynı sen çıkmadan önceki hayatım gibi." Sezen, yarım bir kahkaha attı. İçindeki gerginlik, kısa süreliğine dağıldı. Yine de boğazında açıklayamadığı bir düğüm vardı. Özel Aldur Üniversitesi'ne yaklaşırken, okulun devasa siyah demir kapısı uzaktan göründü. Üzerinde, altın harflerle "ALDUR" yazıyordu. Her öğrencinin gururla baktığı bu isim, Sezen'in üzerinde bir ağırlık gibi duruyordu. Bu okul, onun "eviydi". Ama sahibi olduğu, değil ait olduğu bir ev. Babası Aziz Aldur, bu okulu "üstün zekâlı, seçkin, nitelikli gençler" için kurduğunu söylerdi. Ama Sezen çok iyi biliyordu: Okulun asıl sebebi oydu. Babasının biricik "varisi". "Aldur İmparatorluğu"nun tek mirasçısı. Babası için Sezen, bir çocuk ya da bir kız değil; bir varis, karanlığının varisi. Arabayı okulun yakınındaki otoparka çekerken Savaş'ın yüzündeki gülümseme bir anliğine soldu. Sezen fark etti bunu. Kaşlarını hafifçe çattı. "Ne oldu?" "Hiç." dedi Savaş, ama sesi titremişti. "Bir şey... İçime kötü bir his çöktü, hepsi bu. Uykusuzluktandır." Sezen dönüp ona baktı. "Savaşım, gözaltıların mosmor, evet uykusuzsun ama bu yüz ifadenin asıl sebebi o değil. Neden sanki birazdan veda edecekmişsin gibi bakıyorsun bana?" Savaş, bir anda ciddileşti. Ellerini direksiyondan çekip dizlerinin üzerine koydu. Derin bir nefes aldı. Gül kokusu, arabayı doldurdu. "Sezen..." dedi, sesi yumuşak ama ağırdı. "Seni çok seviyorum. Bunu biliyorsun değil mi?" "Böyle başlayınca hiç iyi hissetmiyorum," diye homurdandı Sezen, gülmeye çalışarak. Ama gülüşü gözlerine ulaşmadı. "Hayır, ciddiyim," dedi Savaş. "Bu dünyada herkesten çok. Her şeyden çok. Benim için okul, para, gelecek, hiçbir şey senin tırnağın bile olamaz. İnan bana." Sezen, boğazındaki düğümü yutkundu. "Ben de seni çok seviyorum. Hem de herkese, her şeye ve özellikle bu karanlık dünyaya rağmen. Ama... Durduk yere bu kadar dramatikleşmene hiç alışkın değilim." Savaş, başını eğdi, bir an gözlerini kapadı. Sanki içinde, sadece kendisinin duyabileceği bir fırtına kopuyordu. "Çünkü," dedi usulca, "bazen insan, hayatın bir şey hazırladığını hisseder. Bir son... ya da bir başlangıç. Bugün... bilmiyorum. İçimde, seni bir daha asla bırakmamam gerektiğine dair çılgınca bir his var. Ama aynı zamanda..." Cümlesini tamamlamadı. Sezen, elini uzatıp onun elini kavradı. Parmaklarını parmaklarının arasına geçirdi. "Bak," dedi, sesi bu kez güçlüydü. "Sen benim diğer yarımsın. Sen olmazsan ben olmam. Senin nefesin kesilirse, ben nefessiz k…

Bölümün tamamını WritePad'de oku