Yarım Kalan Hayatlar

Kapının Ardındaki Adam

Yazar:

Yarım Kalan Hayatlar - Aybige kitap kapağı
Yarım Kalan Hayatlar kitap kapağı

Bölüm 7 Kapıya bir kez daha vuruldu. Bu kez daha sert. Daha öfkeli. Eski göl evinin duvarları bile sarsılmış gibiydi. Sahra'nın kalbi göğsünde deli gibi çarpıyordu. Kimse hareket etmiyordu. Kimse nefes almaya bile cesaret edemiyordu. Dışarıdaki adam tekrar konuştu. "Sizi son kez uyarıyorum." Bir duraksama oldu. "Kapıyı açın." Azad'ın yüzü bembeyaz olmuştu. Miran bunu fark etti. Yıllardır onu tanıyordu. Azad sadece bir kez bu kadar korkmuştu. O gece. "Kim bunlar?" diye fısıldadı Sahra. Azad gözlerini kapattı. Sonra yavaşça açtı. "Anlatmak için çok geç kaldım." Sahra'nın sesi titredi. "Azad, kim bunlar?" Bu kez cevap Karan'dan geldi. "Geçmişte yaptığımız bir hata." Miran sertçe ona döndü. "Bizim yaptığımız mı?" Karan'ın bakışları karardı. "Hepimizin." Kapıya üçüncü kez vuruldu. Bu kez tokmak neredeyse kırılacak gibiydi. Ve ardından... Sessizlik. Birkaç saniye boyunca yalnızca yağmurun sesi duyuldu. Sonra dışarıdan ayak sesleri geldi. Birden fazla. Birileri evin etrafında dolaşıyordu. Sahra'nın boğazı kurudu. "Evde kaç kişi var?" Azad pencereye baktı. "En az üç." Miran hemen ışıkları kapattı. Ev karanlığa gömüldü. Sadece yıldırımlar arada bir odanın içini aydınlatıyordu. Tak... Tak... Tak... Bu kez sesler evin arka tarafından geliyordu. Birisi pencerelere yaklaşıyordu. Sahra istemsizce bir adım geri çekildi. Tam o anda üst katta bir gıcırtı duyuldu. Sanki biri tavanda yürüyordu. Dört kişi aynı anda yukarı baktı. Ama bu imkânsızdı. Çünkü herkes aşağıdaydı. Bir sessizlik oldu. Sonra... Bir kadın sesi. Çok hafif. Çok uzak. "...Yardım edin..." Sahra'nın bütün vücudu buz kesti. Bu sesi tanıyordu. İmkânsızdı. Ama tanıyordu. Hayır... Olamazdı. Yıllardır duymadığı bir ses. Bir anda nefesi kesildi. "Hayır..." Miran ona döndü. "Sahra?" Sahra gözlerini merdivenlere dikmişti. Dudakları titriyordu. "Bu..." Bir yıldırım çaktı. Ve üst katın koridoru bir anlığına aydınlandı. Orada biri duruyordu. Uzun saçlı bir kadın silueti. Bembeyaz bir elbise. Ve hareketsiz bakışlar. Sahra çığlık atacak gibi oldu. Bir sonraki anda yıldırım söndü. Koridor yeniden karanlığa gömüldü. Ve siluet kayboldu. "Sahra!" Miran onu omuzlarından tuttu. "Ne gördün?" Sahra cevap veremedi. Gözleri büyümüştü. "Neden... neden burada?" Azad'ın yüzü değişti. "Ne gördün?" Sahra yavaşça başını kaldırdı. Gözlerinden yaşlar süzülüyordu. "Onu gördüm." Kimse konuşmadı. Ve sonra... Sahra o ismi söyledi. Fısıltıyla. Sanki yüksek sesle söylerse gerçek olacakmış gibi. "Ela..." Odanın içindeki hava değişti. Azad bir adım geri çekildi. Miran'ın yüzü dondu. Ve Karan... İlk kez gerçekten şaşırmış görünüyordu. Çünkü bu isim... Yedi yıldır hiç anılmamıştı. Çünkü Ela... Yedi yıl önce kaybolmuştu. Ve herkes onun öldüğünü düşünüyordu. Tam o anda üst kattan bir kapı sertçe çarptı. Ardından evin giriş kapısı kendi kendine açıldı. Soğuk bir rüzgâr içeri doldu. Yağmur damlaları zemine düştü. Ve kapının önünde bir adam belirdi. Uzun boylu. Siyah bir palto. Yüzünün yarısı gölgede. Elinde eski bir fotoğraf vardı. Adam içeri girdi. Gözleri tek tek hepsinin üzerinde dolaştı. Sonra alçak bir sesle konuştu: "Yedi yıl boyunca sizi aradım." Bir adım daha attı. "Ve sonunda hepiniz aynı yerde toplandınız." Sahra'nın kalbi hızla atıyordu. Adamın bakışları onun üzerinde durdu. Ve son cümlesi bütün geceyi değiştirdi. "Ben Ela'nın ağabeyiyim." Bir sessizlik. Sonra adam fotoğrafı yere bıraktı. Fotoğrafta beş kişi vardı. Sahra. Azad. Miran. Karan. Ve... Ela. Adamın sesi titredi. "Şimdi bana söyleyin..." Gözleri öfkeyle parladı. "Kız kardeşime o gece ne yaptınız?"

Bölümün tamamını WritePad'de oku