Yarım Kalan Hayatlar

Yedi Yıllık Sessizlik

Yazar:

Yarım Kalan Hayatlar - Aybige kitap kapağı
Yarım Kalan Hayatlar kitap kapağı

Bölüm 6 Sahra'nın dizlerinin bağı çözüldü. Karşısındaki adam gerçekten Azad'dı. Yedi yıl boyunca sadece anılarında kalan yüz, şimdi birkaç adım ötesinde duruyordu. Ama değişmişti. Eskisinden daha zayıftı. Yüzünde yorgunluk vardı. Gözlerinin altında derin gölgeler oluşmuştu. Ve en çok da bakışları değişmişti. Bir insanın yıllarca taşıdığı yük, gözlerine yerleşmiş gibiydi. Kimse konuşmadı. Sadece yağmurun sesi duyuluyordu. Sonunda Sahra fısıldadı: "...Sen." Azad'ın dudakları hafifçe titredi. "Evet." Bu tek kelime bile yılların sessizliğini taşıyordu. Sahra bir adım attı. Sonra bir adım daha. Ve aniden durdu. Çünkü içinde iki duygu çarpışıyordu. Özlem. Ve öfke. Bir anda gözleri doldu. Sonra hiç beklenmedik bir şey yaptı. Azad'ın göğsüne bütün gücüyle vurdu. "Sen nasıl..." Bir kez daha vurdu. "Nasıl gidebildin?" Bir kez daha. "Nasıl hiçbir şey söylemeden kayboldun?" Sesi kırılmıştı. Gözyaşları yanaklarından süzülüyordu. Azad tek kelime etmedi. Olduğu yerde durdu. Sanki bu öfkeyi hak ettiğini biliyordu. Sahra'nın yumrukları yavaşça güçsüzleşti. Ve sonunda hıçkırarak durdu. O an... Azad yavaşça elini kaldırdı. Ama ona dokunamadı. Yedi yılın ardından bile... Buna hakkı olmadığını düşünüyordu. "Sahra..." Sesi neredeyse bir fısıltıydı. "Özür dilerim." Bu söz, yıllardır beklenen bir yağmur damlası gibiydi. Ama bazı kuraklıklar tek damlayla bitmezdi. Sahra gözyaşlarını sildi. "Özür mü?" Acı bir gülümseme yayıldı yüzüne. "Yedi yıl sonra sadece bunu mu söyleyeceksin?" Azad başını eğdi. Miran sessizce onları izliyordu. Karan ise pencerenin önünde durmuş, dışarı bakıyordu. Sanki bu karşılaşmaya tanıklık etmek istemiyordu. "Bir sebebim vardı." Azad sonunda konuştu. Sahra'nın gözleri öfkeyle parladı. "Öyle mi?" "Evet." "O zaman anlat." Azad sustu. Sahra'nın sesi yükseldi. "Anlat!" Ama Azad'ın cevabı yalnızca sessizlik oldu. Tam o anda Miran araya girdi. "Şu an bunun sırası değil." Sahra ona döndü. "Ne demek sırası değil?" Miran'ın yüzü ciddiydi. "Çünkü bu gece burada olmamızın başka bir nedeni var." Oda yeniden sessizliğe gömüldü. Karan yavaşça döndü. Bakışları tek tek hepsinin üzerinde gezindi. Sonra cebinden eski bir zarf çıkardı. Sarıya dönmüş, yıpranmış bir zarf. Üzerinde yalnızca dört kelime yazıyordu: 'Sadece Gerçek Hazır Olanlara.' Sahra'nın kalbi sıkıştı. "Bu da ne?" Karan zarfı masanın üzerine bıraktı. "Yedi yıldır saklanan şey." Azad başını kaldırdı. İlk kez yüzündeki ifade değişti. Bir korku. Gerçek bir korku. "Hayır..." Karan ona baktı. "Artık saklayamayız." Azad bir adım attı. "Sakın açma." Miran'ın yüzü de solmuştu. Sahra ikisine baktı. Biri korkuyordu. Diğeri sessizdi. Ve Karan... Sanki bu anı yıllardır bekliyordu. "İçinde ne var?" diye sordu. Kimse cevap vermedi. Sahra yavaşça masaya yaklaştı. Ellerini uzattı. Zarfın kenarına dokundu. Ve o anda... Dışarıdan bir ses geldi. Bir araba sesi. Dört kişi aynı anda pencereye döndü. Göl evinin önüne siyah bir araç yanaşmıştı. Farları doğrudan eve dönüktü. Motor durdu. Bir kapı açıldı. Sonra bir tane daha. Birileri gelmişti. Ve yalnız değillerdi. Karan'ın yüzündeki bütün renk çekildi. İlk kez sakin görünmüyordu. "Hayır..." Azad fısıldadı. "Onlar bizi buldu." Sahra'nın kalbi hızla atmaya başladı. "Kim?" Azad pencereye bakmaya devam etti. Sonra çok yavaş bir şekilde konuştu: "Geçmişimiz." Tam o anda... Evin kapısı sert bir şekilde vuruldu. Bir kez. İki kez. Üç kez. Ve ardından dışarıdan tanıdık olmayan bir erkek sesi duyuldu: "Kapıyı açın... çünkü bu kez hiçbiriniz kaçamayacaksınız."

Bölümün tamamını WritePad'de oku