Yarım Kalan Hayatlar

Yabancının Getirdiği Sır

Yazar:

Yarım Kalan Hayatlar - Aybige kitap kapağı
Yarım Kalan Hayatlar kitap kapağı

Bölüm 4 Sahra bir anlığına konuşmayı unuttu. Kapının önünde duran adamın sesi sakindi. Fazla sakindi. Sanki yıllardır peşinde koşulan bir gerçeği değil de sıradan bir selamlaşmayı konuşuyormuş gibi. Arkasından Miran'ın ayak sesleri duyuldu. "Kim geldi?" Miran kapıya yaklaştığı anda yüzündeki ifade değişti. Gözleri büyüdü. İlk kez gerçekten şaşırmış görünüyordu. "Sen..." Karan'ın bakışları Miran'a kaydı. "Beni tanıyorsun." Bu bir soru değildi. Bir tespitti. Miran'ın çenesi gerildi. "Olamaz." Sahra ikisine bakıyordu. Birbirlerini tanıyorlardı. Ama nasıl? "Neler oluyor?" diye sordu. Kimse cevap vermedi. Yağmurun sesi apartman boşluğuna doluyordu. Sonunda Karan konuştu. "İçeri girmem gerek." Miran anında karşı çıktı. "Hayır." Karan'ın yüzündeki ifade değişmedi. "Sizin için geldim." "Git." "Korkarak hiçbir yere varamazsınız." Bu söz doğrudan Miran'a söylenmiş gibiydi. Miran'ın elleri yumruk olmuştu. Sahra bunu fark etti. Ve ilk kez korkmaya başladı. Çünkü Miran kolay kolay kontrolünü kaybetmezdi. Ama şu an öfkesini zor tutuyordu. "Karan." Miran'ın sesi sertleşti. "Buradan git." Karan birkaç saniye boyunca ona baktı. Sonra yavaşça başını salladı. "Demek hâlâ anlatmadın." Sahra'nın kalbi sıkıştı. "Ne anlatmadı?" Sessizlik. Bir kez daha. Son günlerde herkes bir şey biliyor gibiydi. Ama kimse konuşmuyordu. Bu kez Sahra'nın sabrı taştı. "Yeter!" Hem Karan hem Miran ona döndü. "Artık biri bana gerçeği anlatacak." Sesindeki öfke apartman boşluğunda yankılandı. Yıllardır cevap bekliyordu. Yıllardır. Ve şimdi herkes çıkıp geçmişten bahsediyordu. Ama hiç kimse ne olduğunu söylemiyordu. Karan cebine uzandı. Miran bir adım öne çıktı. "Yapma." Ancak Karan onu dinlemedi. Cebinden küçük, eski bir anahtar çıkardı. Paslanmıştı. Yılların izlerini taşıyordu. Sahra anahtarı gördüğü anda nefesi kesildi. Çünkü onu tanıyordu. İmkânsızdı. Ama tanıyordu. Bir zamanlar bu anahtarın neyi açtığını biliyordu. Yedi yıl önce. O gece. Anahtar avucundan kayıp çamurlu zemine düşmüştü. Ve bir daha bulunamamıştı. En azından öyle sanıyordu. "Bu..." Sahra'nın sesi titredi. "Bu nereden çıktı?" Karan anahtara baktı. Sonra gözlerini kaldırdı. "Çünkü kaybolmadı." Sahra'nın içinden buz gibi bir ürperti geçti. "Ne demek istiyorsun?" Karan cevap vermeden önce Miran konuştu. "Sus." Bu kez sesi neredeyse bir emir gibiydi. Karan gülümsedi. Ama bu sıcak bir gülümseme değildi. "Gerçekten mi?" Miran'ın bakışları sertleşti. Karan devam etti. "Yedi yıldır sustunuz." Sahra'nın kalbi hızlandı. "Yedi yıldır birbirinizden kaçtınız." Bir adım daha yaklaştı. "Ve şimdi hâlâ aynı şeyi yapmak istiyorsunuz." Kimse konuşmuyordu. Çünkü söyledikleri can yakıyordu. Ve doğrular genellikle can yakardı. Karan anahtarı yeniden cebine koydu. Sonra doğrudan Sahra'ya baktı. "Bu akşam saat sekizde." "Ne var saat sekizde?" "Gerçeğin başladığı yere gidiyorum." Sahra'nın yüzü soldu. Çünkü cevabı biliyordu. Gitmekten korktuğu yer. Yıllardır adını bile anmadığı yer. Yağmurlu gecenin başladığı yer. Eski göl evi. Karan son kez konuştu. "Gelmek zorunda değilsin." Sonra gözlerini Miran'a çevirdi. "Ama gelmezseniz..." Bir an durdu. "Azad ölecek." Sanki dünya bir anlığına durmuştu. Sahra ne duyduğunu anlayamadı. Azad. Ölecek mi? Neden? Kim tarafından? Nasıl? Karan arkasını döndü. Merdivenlere yöneldi. Ve birkaç saniye sonra gözden kayboldu. Geriye yalnızca sessizlik kaldı. Uzun. Ağır. Boğucu bir sessizlik. Sahra yavaşça Miran'a döndü. Yüzündeki renk çekilmişti. "Duyduğum şeyi doğru mu duydum?" Miran cevap vermedi. Bu kez suskunluğu her şeyden daha korkutucuydu. Çünkü ilk defa... Miran da korkuyordu. Ve Sahra o anda anladı. Yedi yıl önce gömüldüğünü düşündükleri geçmiş... Geri dönmüştü. Ve bu kez yarım kalmaya niyeti yoktu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku