Yarım Kalan Hayatlar

Kırık Bir Sabah

Yazar:

Yarım Kalan Hayatlar - Aybige kitap kapağı
Yarım Kalan Hayatlar kitap kapağı

Bölüm 1 Bazı sabahlar vardır. Gözlerini açtığında yeni bir güne değil, dünün ağırlığına uyanırsın. Sahra için son birkaç yıl tam olarak böyle geçmişti. Alarm saatinin tiz sesi odanın sessizliğini böldüğünde gözlerini araladı. Birkaç saniye boyunca tavana baktı. Beyaz tavanın köşesinde ince bir çatlak vardı. Her sabah olduğu gibi yine onu izledi. İnsan bazı şeylere alışıyordu. Yalnızlığa. Sessizliğe. Eksik kalmaya. Ama unutmaya alışamıyordu. Yatağın kenarına oturdu. Perdelerin arasından süzülen soluk sabah ışığı odanın içine yayılmıştı. İstanbul gri bir sabaha uyanıyordu. Dışarıda yağmur yağıyordu. Sahra'nın yüzü istemsizce gerildi. Yağmur... Yıllar geçmiş olmasına rağmen hâlâ içini huzursuz eden tek şeydi. Yatağın başucundaki telefona uzandı. Ekran aydınlandı. Saat 07.13. Üç cevapsız arama. Bir mesaj. Mesajın göndericisine bakınca kaşları hafifçe çatıldı. Miran. Mesaj yalnızca iki kelimeden oluşuyordu. "Beni ara." Ne açıklama vardı. Ne de başka bir şey. Miran her zamanki gibiydi. Kısa. Mesafeli. Ve anlaşılmaz. Sahra telefonu kapattı. Şu an kimseyle konuşmak istemiyordu. Özellikle de Miran'la. Çünkü Miran'ın ortaya çıkması genellikle iyi haber getirmezdi. Yatağından kalkıp mutfağa geçti. Küçük dairesi sessizdi. Kahve makinesinin düğmesine bastıktan sonra pencerenin önünde durdu. Yağmur camlara vuruyordu. Şehrin üzerini kaplayan gri bulutlar sanki hiç dağılmayacak gibiydi. Bir an için gözleri karşı apartmanın çatısına takıldı. Sonra zihni yine istemediği yere gitti. Geçmişe. O geceye. Bir araba farı. Yağmurun altında koşan bir siluet. Karanlık. Bir çığlık. Ve ardından... Boşluk. Sahra gözlerini sıkıca kapattı. "Yeter." Bu kelimeyi yüksek sesle söylemiş olduğunu fark etti. Kahve makinesinden gelen ses düşüncelerini dağıttı. Kupasını doldurdu. Tam ilk yudumu alacakken telefon yeniden çaldı. Bu kez arayan Miran'dı. Ekrandaki isim birkaç saniye boyunca yanıp söndü. Sahra açmamayı düşündü. Ama içinde açıklayamadığı bir huzursuzluk büyüyordu. Sonunda telefonu açtı. "Ne var Miran?" Karşı taraftan birkaç saniye boyunca ses gelmedi. Sonra Miran konuştu. Sesi her zamanki gibi sakindi. Ama bu kez farklı bir şey vardı. Gerginlik. Belki de korku. "Sahra..." Duraksadı. "Azad geri döndü." Kupası elinden kayıp mutfak zeminine düştü. Kırılan porselenin sesi bütün dairede yankılandı. Sahra donup kalmıştı. Nefesi kesilmişti. Yıllardır duymadığı bir isim, tek bir cümleyle geçmişin kapısını ardına kadar açmıştı. Azad. Yedi yıl boyunca adını bile anmamaya çalıştığı adam. Yedi yıl boyunca dönmeyeceğine inandığı adam. Yedi yıl boyunca unutmaya çalıştığı adam. Ve şimdi... Geri dönmüştü. Dışarıdaki yağmur şiddetlenirken Sahra'nın içinde çok daha büyük bir fırtına kopuyordu. Çünkü Azad'ın dönüşü sadece bir insanın dönüşü değildi. Bazı sırlar da onunla birlikte geri geliyordu. Ve bazı sırlar... Gömülü kaldıkları yerde kalmalıydı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku