Yeniden birlikte olmak
Yazar: Aybige

Bölüm 22 Sabah olmuştu. Sahra ve Miran, mektubu defalarca okumuştu. Ama yazılanlar değişmiyordu. "Ablan ölmedi." Sahra hâlâ buna inanamıyordu. Bir gecede öğrendiği gerçekler hayatını altüst etmişti. Önce bir ablası olduğunu öğrenmişti. Şimdi ise... Onun hayatta olabileceğini. Miran sessizce ayağa kalktı. "Bankalar dokuzda açılıyor." Sahra ona baktı. "Şimdi mi gideceğiz?" Miran başını salladı. "Bence daha fazla beklememeliyiz." Bir saat sonra... Şehrin merkezindeki eski bankanın önündeydiler. Turgut Bey de onlara katılmıştı. Çünkü artık sır saklamanın bir anlamı kalmamıştı. Bankanın emanet bölümüne girdiler. Görevli kadına anahtarı verdiler. Kadın birkaç dakika sonra geri döndü. Elinde küçük, siyah bir kutu vardı. Üzerinde altın renkli bir plaka vardı: 17 Sahra'nın kalbi hızlandı. Kutuyu açtı. İçinde yalnızca üç şey vardı: Bir fotoğraf. Bir mektup. Ve bir doğum bilekliği. Sahra önce bilekliği eline aldı. Üzerinde şu yazıyordu: AYLİN AYDOĞAN Bir sessizlik oldu. Sahra gözlerini babasına çevirdi. Turgut Bey'in gözleri dolmuştu. "Adı..." Sesi titredi. "...Aylin'di." Sahra'nın gözlerinden yaşlar süzüldü. İlk kez ablasının adını duyuyordu. Sonra fotoğrafı aldı. Fotoğrafta genç bir kadın vardı. Uzun koyu saçları ve sıcak bir gülümsemesi vardı. Sahra nefesini tuttu. Çünkü... Kadın ona çok benziyordu. Aynı gözler. Aynı gülümseme. Turgut Bey ağlamaya başladı. "Bu son fotoğrafıydı." Sahra titreyen elleriyle mektubu açtı. Mektup annesinin el yazısıyla yazılmıştı. Sevgili Sahra, Eğer bu mektubu okuyorsan, demek ki zamanı geldi. Ablan Aylin ölmedi. On dört yıl önce onu kaybettik, ama birkaç yıl sonra yaşadığına dair bir haber aldım. Onu aramaya başladım. Ve sonunda onu buldum. Sahra'nın nefesi kesildi. Devam etti. Ama çok hastaydım ve sana gerçeği anlatacak zamanım kalmadı. Bu yüzden sana yalnızca şunu söyleyebilirim: Ablan İstanbul'da yaşıyor. Ve seni yıllardır uzaktan izliyor. Bir sessizlik. Sahra'nın gözlerinden yaşlar akıyordu. Mektubun son satırı ise her şeyi değiştirdi. Onu bulmak için başka bir yere gitmene gerek yok. Çünkü bugün saat 12.00'de seni görmeye gelecek. Herkes dondu. Miran saate baktı. 11.48. Yalnızca on iki dakika vardı. Tam öğle vakti... Sahra'nın evinin kapı zili çaldı. Kimse hareket etmedi. Bir kez daha çaldı. Sahra'nın elleri titriyordu. Yavaşça kapıya doğru yürüdü. Kapıyı açtı. Karşısında... Fotoğraftaki kadın duruyordu. Gözleri doluydu. Ve hafifçe gülümsüyordu. "Merhaba..." Sesi titredi. "...Sahra." Sahra'nın gözlerinden yaşlar boşandı. Kadın da ağlıyordu. Bir adım öne çıktı. Ve fısıldadı: "Ben Aylin." Bir saniye... İki saniye... Sonra Sahra kendini tutamadı. Koşarak ona sarıldı. Yıllardır varlığından bile habersiz olduğu ablasına. Aylin de ona sımsıkı sarıldı. Ve iki kardeş, yılların özlemini gözyaşlarıyla birbirlerine anlattılar. O akşam... Herkes ilk kez aynı masada toplandı. Sahra. Aylin. Turgut Bey. Azad. Miran. Karan. Ela. Aras. Deniz. Uzun bir sessizlikten sonra Turgut Bey konuştu. "Yıllarca hatalar yaptım." Gözleri doldu. "Ama artık hiçbir sır kalmasın istiyorum." Herkes başını salladı. Çünkü artık saklanmaktan yorulmuşlardı. Sahra etrafına baktı. Bu insanlar... Bir zamanlar yarım kalmış hayatların sahipleriydi. Ama artık... Yavaş yavaş tamamlanıyorlardı. Azad sessizce ona baktı. Sahra da ona gülümsedi. İlk kez... İçindeki kırgınlık biraz olsun hafiflemişti. Pencerenin dışında güneş batıyordu. Ve yıllardır süren karanlığın ardından... İlk kez umut görünüyordu.