Eve dönüş
Yazar: Aybige

Bölüm 21 Saat 03.17. Yağmur nihayet durmuştu. Gökyüzü hâlâ griydi. Kimse konuşmuyordu. İki araba, göl evinden şehre doğru ilerliyordu. Bu uzun gecenin ardından herkes yorgundu. Ama asıl sorun yorgunluk değildi. Hiçbiri artık eskisi gibi değildi. Sahra, arabanın camından dışarı bakıyordu. Babası yan koltukta oturuyordu. Yıllardır uzak hissettiği adam, şimdi birkaç santim ötesindeydi. Ama aralarındaki mesafe hiç bu kadar büyük olmamıştı. Bir süre sonra Sahra sessizliği bozdu. "...Neden?" Babası ona baktı. "Neden bana bir ablam olduğunu söylemedin?" Turgut Bey derin bir nefes aldı. "Çünkü onu ikinci kez kaybetmekten korktum." Sahra kaşlarını çattı. "İkinci kez mi?" "Onu kaybettiğim gün... kendimi de kaybettim." Arabada yeniden sessizlik oldu. Sahra'nın gözleri doldu. "Bana yalan söyledin." Babası başını eğdi. "Evet." "Yıllarca." "Evet." Bu itiraf, Sahra'nın canını daha da yaktı. Eve vardıklarında gün doğmaya başlamıştı. Araba durdu. Ama ikisi de inmedi. Turgut Bey titreyen bir sesle konuştu. "Eğer istersen... sana her şeyi anlatacağım." Sahra kapıyı açtı. Bir an durdu. Sonra gözleri dolu dolu babasına baktı. "Bugün değil." Ve arabadan indi. Evin kapısını açtığında içerisi karanlıktı. Her şey bıraktığı gibiydi. Salon. Kitaplık. Pencerenin kenarındaki küçük çiçek. Ama Sahra artık aynı insan değildi. Çantasını koltuğun üzerine bıraktı. Ve sessizce yere oturdu. Bir süre öylece kaldı. Sonra... Ağlamaya başladı. Sessizce. Yavaşça. Yılların birikmiş bütün acısı gözyaşlarına karışıyordu. Kapı zili çaldığında güneş çoktan doğmuştu. Sahra gözlerini sildi. Kapıyı açtı. Karşısında... Miran vardı. Elinde iki kahve bardağı tutuyordu. Yorgun görünüyordu. Ama gözlerinde alışılmış o sakin ifade vardı. "İçeri girebilir miyim?" Sahra birkaç saniye ona baktı. Sonra sessizce kenara çekildi. Miran içeri girdi. Kahveleri masaya bıraktı. "Uyumadın." Sahra acı bir şekilde gülümsedi. "Sence uyuyabilir miydim?" Miran cevap vermedi. Birkaç saniye sessizlik oldu. Sonra cebinden küçük bir zarf çıkardı. "Sana bir şey getirdim." Sahra kaşlarını çattı. "Nedir bu?" "Annenin bana bıraktığı bir şey." Sahra donup kaldı. "Annemin mi?" Miran başını salladı. "Eğer bir gün gerçekler ortaya çıkarsa bunu sana vermemi istemişti." Sahra'nın elleri titremeye başladı. Yavaşça zarfı aldı. Üzerinde sadece iki kelime yazıyordu: Sahra'ya. Gözleri doldu. "Bu... ne zaman?" "Altı yıl önce." Sahra şaşkınlıkla ona baktı. "Sen annemi tanıyor muydun?" Miran derin bir nefes verdi. "Sandığından daha fazla." Bu cevap yeni sorular doğurdu. Ama artık soru sormaya bile gücü kalmamıştı. Titreyen elleriyle zarfı açtı. İçinden bir mektup çıktı. Ve küçük bir anahtar. Anahtarın üzerinde bir numara yazıyordu: 17 Sahra'nın kalbi hızlandı. Mektubu açtı. İlk satırı okuduğu anda nefesi kesildi. Güzel kızım, Eğer bu mektubu okuyorsan, demek ki sonunda gerçeğe yaklaştın. Gözlerinden yaşlar süzüldü. Devam etti. Sana söyleyemediğim bir şey var. Ablan ölmedi. Sahra'nın elleri titremeye başladı. Miran da donup kalmıştı. Mektubun sonraki satırı... İkisini de sessizliğe gömdü. Onu bulmak için 17 numaralı emaneti aç. Çünkü aradığın kişi, sandığından çok daha yakınında. Sahra yavaşça başını kaldırdı. Gözleri şaşkınlıkla Miran'a döndü. Miran'ın yüzündeki ifade değişmişti. Çünkü... O da ilk kez bu sırrı öğreniyordu. Ve ikisinin de aklında aynı soru vardı: Sahra'nın ablası gerçekten hayatta mıydı?