Yağmurluktaki Adam
Yazar: Aybige

Bölüm 17 Odadaki herkes donup kalmıştı. Ela'nın sesi hâlâ kulaklarında yankılanıyordu. "Beni öldürmek isteyen kişi... oydu." Sahra pencereye doğru bir adım attı. Ama dışarıda artık kimse yoktu. Sadece yağmur. Ve karanlık. Azad hızla kapıya yöneldi. "Bekle!" Miran kolundan tuttu. "Ya tuzaksa?" Azad elini çekti. "Yedi yıldır bir gölgenin peşinden kaçıyorum. Bu sefer gitmesine izin vermeyeceğim." Kapıyı açtı. Soğuk rüzgâr içeri doldu. Yağmur yüzüne çarptı. Ve koşmaya başladı. Bir saniye tereddüt eden Sahra da peşinden gitti. "Azad!" Arkasından Miran, Karan ve Aras da dışarı çıktılar. Orman gecenin içinde ürkütücü görünüyordu. Ağaçlar rüzgârla sallanıyor, dallar birbirine çarpıyordu. Azad yerdeki ayak izlerini takip ediyordu. Çamurun üzerinde belirgin izler vardı. Birileri gerçekten buradaydı. "Buradan gitmiş!" Hep birlikte ormanın içine doğru ilerlediler. Bir süre sonra... Sahra bir şey fark etti. "Durun." Herkes ona döndü. Bir ağacın dibinde bir fener duruyordu. Eski, paslı bir fener. Ve yanında... Bir fotoğraf. Sahra eğilip fotoğrafı aldı. Elleri titremeye başladı. Fotoğrafta yine beş kişi vardı. Sahra. Azad. Miran. Karan. Ve Ela. Ama bu kez fotoğrafın arkasına bir cümle yazılmıştı: "Bazı hayatlar yarım kalmaz... yarım bırakılır." Sahra'nın kalbi sıkıştı. Bu cümle... Romanlarının adı gibi. Yarım Kalan Hayatlar. Tam o anda... Ormanın derinliklerinden bir ses geldi. Bir dal kırıldı. Çıt. Herkes aynı anda döndü. Bir siluet. Siyah yağmurluk. Aynı adam. Bu kez daha yakındı. Ve kaçmıyordu. Onları bekliyordu. Azad bir adım öne çıktı. "Sen kimsin?" Adam cevap vermedi. Bir yıldırım çaktı. Ve bir anlığına yüzü aydınlandı. Ela'nın gözleri büyüdü. Hayır... Bu mümkün değildi. Bir adım geri çekildi. "Ben..." Sesi titriyordu. "...onu tanıyorum." Aras şaşkınlıkla kız kardeşine baktı. "Kim o?" Ela'nın gözlerinden yaşlar süzüldü. Çünkü sonunda her şeyi hatırlamıştı. Ve fısıldadı: "Bu... olamaz." Adam yavaşça kapüşonunu çıkardı. Herkesin nefesi kesildi. Karşılarında duran kişi... Hiç beklemedikleri biriydi. Sahra'nın gözleri büyüdü. Azad olduğu yerde dondu. Miran'ın yüzü bembeyaz kesildi. Çünkü karşılarındaki adam... Yedi yıl önce öldüğünü sandıkları kişiydi. Ve adamın dudaklarından tek bir cümle döküldü: "Beni gerçekten unuttunuz mu?"