Yarım Kalan Hayatlar

Hatırlanan Gece

Yazar:

Yarım Kalan Hayatlar - Aybige kitap kapağı
Yarım Kalan Hayatlar kitap kapağı

Bölüm 15 Odanın içindeki herkes Miran'a bakıyordu. Miran'ın yüzündeki renk çekilmişti. Sahra'nın işaret ettiği el... Gerçekten de gümüş bir yüzük taşıyordu. Sade bir yüzük. İç kısmına küçük bir yıldız işlenmişti. Sahra'nın nefesi kesildi. Bu yüzüğü daha önce görmüştü. O gece. Yağmurun altında. Çamurun içinde. Bir el... Ve bu yüzük. "Miran..." Sesi neredeyse duyulmayacak kadar kısıktı. Miran bir adım geri çekildi. "Sahra, beni dinle." "Bu yüzük..." Sahra'nın gözleri dolmuştu. "Onu hatırlıyorum." Azad araya girdi. "Ne hatırlıyorsun?" Sahra ellerini başına götürdü. Başının içi zonkluyordu. Bir görüntü. Sonra bir tane daha. Parçalanmış anılar yeniden birleşmeye başlıyordu. Bir çığlık. Ela'nın sesi. Yağmur. Ve... Bir tartışma. Sahra aniden gözlerini kapattı. Ve ilk anı geri döndü. Yedi Yıl Önce Yağmur yağıyordu. Ela göl evinin önünde durmuştu. Ağlıyordu. Karşısında biri vardı. Bir erkek. Yüzü seçilmiyordu. Ama eli... Elindeki yüzük... Parlıyordu. "Yapamazsın!" diye bağırıyordu Ela. "Gerçeği söyleyeceğim!" Adam bir adım ona yaklaştı. "Ela, sakin ol." "Hayır!" Ela geri çekildi. "Artık yalan söylemeyeceğim!" Ve sonra... Bir el. Bir itiş. Bir çığlık. Sahra gözlerini açtı. Nefes nefeseydi. Herkes ona bakıyordu. "Sahra?" Azad'ın sesi uzaktan geliyormuş gibiydi. "Ben..." Ellerini titreyerek yüzüne götürdü. "Birini gördüm." Aras hemen öne çıktı. "Kimi?" Sahra'nın gözleri Miran'a döndü. Sonra... Başını iki yana salladı. "Hayır..." Gözlerinden yaşlar süzüldü. "Hayır, yüzünü göremedim." Odadaki gerginlik biraz olsun çözüldü. Ama yalnızca biraz. Miran derin bir nefes verdi. "Ben yapmadım." Kimse cevap vermedi. Çünkü artık herkes birbirinden şüpheleniyordu. Tam o anda... Ela konuştu. Sesi sakindi. Ama gözleri doluydu. "O gece beni iten kişinin yüzünü ben de görmedim." Herkes ona döndü. "Ne?" Ela başını eğdi. "Arkam dönüktü." Bir sessizlik. "Ben sadece..." Sesi titredi. "...elindeki yüzüğü gördüm." Bu kez herkesin bakışları yeniden Miran'a çevrildi. Miran gözlerini kapattı. Ve çok yavaş bir şekilde elindeki yüzüğü çıkardı. Masanın üzerine bıraktı. Tık. "Bu yüzüğü ben üç yıl önce aldım." Bir sessizlik. "Ne?" Miran başını kaldırdı. "Göl evine hiç bu yüzükle gelmedim." Sahra'nın kaşları çatıldı. Aras öne çıktı. "Bunu nereden bileceğiz?" Miran cevap vermedi. Çünkü kanıtı yoktu. Ve bazen gerçekler... Kanıt olmadan sadece birer sözden ibaret kalıyordu. Tam o anda... Karan'ın yüzü değişti. Bir şey fark etmişti. Yavaşça masaya yaklaştı. Yüzüğü eline aldı. Ve donup kaldı. "Karan?" Azad ona baktı. Karan başını kaldırdı. Gözlerinde şaşkınlık vardı. "Bu..." Bir an durdu. "...bu yüzük Miran'ın değil." Oda sessizliğe gömüldü. Miran kaşlarını çattı. "Ne demek istiyorsun?" Karan yüzüğü elinde çevirdi. İç kısmına baktı. Ve çok yavaş konuştu. "Bu yüzüğün içinde bir harf var." Herkes yaklaştı. Gerçekten de... İç kısmında küçük bir harf işlenmişti. A Sahra'nın nefesi kesildi. Azad'ın yüzü bembeyaz oldu. Aras şaşkınlıkla ikisine baktı. Ve Karan fısıldadı: "Bu yüzük... Azad'a ait." Bir yıldırım çaktı. Ve bütün gözler... Azad'a çevrildi. Azad olduğu yerde donup kalmıştı. Yüzündeki ifade değişmişti. Bir sır... Yıllardır saklanan bir sır... Yavaş yavaş ortaya çıkıyordu. Sahra'nın sesi titredi. "...Azad?" Azad gözlerini kapattı. Uzun bir sessizlik oldu. Sonra... Yavaşça konuştu. "Sanırım... artık her şeyi anlatmam gerekiyor."

Bölümün tamamını WritePad'de oku