Yarım Kalan Hayatlar

İhanetin Adı

Yazar:

Yarım Kalan Hayatlar - Aybige kitap kapağı
Yarım Kalan Hayatlar kitap kapağı

Bölüm 14 Bir yıldırım gökyüzünü aydınlattı. Herkes donup kalmıştı. Ela'nın parmağı hâlâ Karan'ı işaret ediyordu. Sahra nefes almayı unutmuştu. Aras yavaşça kız kardeşine döndü. "...Ne dedin?" Ela'nın gözlerinden yaşlar süzülüyordu. "Benim peşimden gelen kişiydi." Karan başını iki yana salladı. "Hayır." Sesi titriyordu. "Hayır, Ela..." "Yalan söyleme." Odanın içindeki hava ağırlaştı. Azad bir adım öne çıktı. "Karan... ne diyor?" Karan'ın yüzü bembeyazdı. Yıllardır ilk kez güçlü görünmüyordu. İlk kez... Korkuyordu. "Ben onu takip ettim." Bu söz herkesi susturdu. Ama hemen devam etti. "Ama ona zarar vermedim." Ela gözlerini kapattı. Acı dolu bir nefes verdi. "Senin peşimden geldiğini gördüm." "Evet." "O gece neden beni takip ettin?" Karan cevap vermedi. Bir sessizlik. Sonra Miran konuştu. "Neden?" Karan başını eğdi. Çünkü artık kaçacak yeri kalmamıştı. Yavaşça gözlerini kaldırdı. Ve yıllardır sakladığı sırrı söyledi. "Çünkü ben o gece birinin sana zarar vereceğini biliyordum." Oda buz kesti. Sahra'nın kalbi hızlandı. "Nereden biliyordun?" Karan derin bir nefes aldı. "Çünkü..." Bir an sustu. "...bana bir mektup gelmişti." Cebine uzandı. Eski, katlanmış bir zarf çıkardı. Sarıya dönmüş bir kağıt. Üzerinde yalnızca bir cümle vardı: "Eğer onu kurtarmak istiyorsan, bu gece göl evine git." Azad'ın gözleri büyüdü. "Bu..." "Anonim bir mektuptu." Miran kaşlarını çattı. "Kim gönderdi?" Karan acı bir şekilde gülümsedi. "Bilmiyorum." Ela gözlerini ondan ayırmıyordu. "O gece beni dışarıda gördün." "Evet." "Ve sonra?" Karan'ın yüzü yeniden karardı. Sanki o geceye geri dönmüştü. "Yağmur yağıyordu." Bir nefes aldı. "Sen göle doğru koşuyordun." Sahra'nın kalbi sıkıştı. "Ardından seni çağırdım." Ela'nın gözleri doldu. "Sonra..." Karan konuşmayı bıraktı. Ellerini yumruk yaptı. "Sonra ne oldu?" diye sordu Aras. Karan gözlerini kapattı. Ve fısıldadı: "Bir çığlık duydum." Odada derin bir sessizlik oldu. "Sonra seni yerde buldum." Ela'nın nefesi kesildi. "Ben..." "Evet." Karan'ın sesi titriyordu. "Başından kan geliyordu." Sahra'nın gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Azad duvara yaslandı. Miran gözlerini yere indirdi. "Ve sonra biri geldi." Bu cümleyle herkes yeniden ona baktı. "Biri mi?" Karan başını salladı. "Evet." "Kimdi?" Uzun bir sessizlik. Sonra... "Yüzünü göremedim." Aras öfkeyle bağırdı. "Yalan!" "Yalan söylemiyorum!" İlk kez Karan'ın sesi yükselmişti. "O gece çok karanlıktı!" Bir an sustu. "Tek gördüğüm..." Nefesi kesildi. "...elindeki yüzüktü." Sahra'nın kalbi duracak gibi oldu. Bir yüzük. Birden zihninde bir görüntü canlandı. Yağmur. Çamur. Ve... Bir el. Parlayan gümüş bir yüzük. Bir anda başı dönmeye başladı. "Neden..." Ellerini başına götürdü. "Neden bunu hatırlıyorum?" Azad ona döndü. "Sahra?" Ama Sahra artık onları duymuyordu. Bir anı. Yıllardır gömülü kalan bir anı. Parça parça geri dönüyordu. Bir adam sesi. Bir çığlık. Ve... Bir yüzük. Birden nefesi kesildi. Çünkü o yüzüğü tanıyordu. Çok iyi tanıyordu. Yavaşça başını kaldırdı. Gözleri odadaki birine döndü. Ve yüzündeki bütün renk çekildi. Çünkü o yüzük... Şu anda birinin elindeydi. Sahra'nın dudakları titredi. "...Hayır." Herkes ona döndü. Sahra'nın gözleri korkuyla büyümüştü. Bir adım geri çekildi. Ve fısıldadı: "Bu imkânsız..." Azad ona doğru yürüdü. "Sahra, ne oldu?" Sahra'nın gözlerinden yaşlar süzüldü. Sonra yavaşça elini kaldırdı. Ve işaret etti. Bu kez... Herkesin bakışları aynı kişiye çevrildi. Çünkü Sahra'nın işaret ettiği kişi... Miran'dı. Bir yıldırım çaktı. Ve göl evinin içindeki sessizlik... Parçalandı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku