Yarım Kalan Hayatlar

Geri Dönen Hayalet

Yazar:

Yarım Kalan Hayatlar - Aybige kitap kapağı
Yarım Kalan Hayatlar kitap kapağı

Bölüm 13 Kimse hareket edemedi. Alt kattan gelen ses... İmkânsızdı. Sahra'nın gözleri büyüdü. Ellerini ağzına götürdü. Hayır... Bu olamazdı. Çünkü bu ses... Ela'nın sesiydi. Bir anda odadaki hava buz gibi oldu. Aras'ın yüzündeki renk çekildi. "N... ne?" Miran'ın elindeki fener titriyordu. Azad ise olduğu yerde donup kalmıştı. Bir kadın sesi yeniden duyuldu. Bu kez daha net. "Yedi yıl uzun bir zaman..." Tak... Tak... Tak... Ayak sesleri. Birisi merdivenlerin altındaydı. Yavaş. Ağır. Ve onlara doğru geliyordu. Sahra'nın nefesi kesildi. Karan sessizce kapıya yaklaştı. Merdivenlere baktı. Kimse görünmüyordu. Ama ayak sesleri devam ediyordu. Tak... Tak... Tak... Bir basamak. Bir basamak daha. Sonra... Sessizlik. Bir anda her şey durdu. Ve ardından... Merdivenlerin başında bir siluet belirdi. Uzun saçlar. Beyaz bir ceket. Başını hafifçe yana eğmiş bir kadın. Sahra'nın gözlerinden yaşlar süzüldü. "...Ela?" Siluet bir adım öne çıktı. Yüzü hâlâ gölgelerin arasındaydı. Aras bir adım attı. "Kız kardeşim?" Kadın cevap vermedi. Bir yıldırım gökyüzünü aydınlattı. Ve o an... Yüzü göründü. O... Gerçekten Ela'ydı. Yedi yıl önce kaybolan kız. Şimdi karşılarında duruyordu. Sahra'nın dizleri çözüldü. Azad'ın gözleri doldu. Aras ağlamaya başladı. "Ela..." Kadın yavaşça onlara baktı. Ama gözlerinde bir sıcaklık yoktu. Ne özlem. Ne mutluluk. Sadece derin bir yorgunluk. Ve kırgınlık. Bir süre kimse konuşamadı. Sonunda Ela konuştu. Sesi alçak ve sakindi. "Beni neden aramadınız?" Sahra hıçkırdı. "Biz... biz öldüğünü sandık." Ela'nın gözleri doldu. "Öldüğümü düşünmek..." Bir an sustu. "...aramaktan daha mı kolaydı?" Bu söz, hepsinin içine bir bıçak gibi saplandı. Aras yavaşça ona yaklaştı. "Sen... gerçekten sen misin?" Ela gözlerini ağabeyine çevirdi. Ve ilk kez... Yüzünde küçücük bir gülümseme belirdi. "Ağabey..." Aras artık kendini tutamadı. Koşarak ona sarıldı. Yedi yılın acısı, özlemi ve bekleyişi tek bir anda gözyaşlarına dönüştü. Ela da gözlerini kapattı. Ama birkaç saniye sonra... Bakışlarını yeniden diğerlerine çevirdi. Özellikle de... Azad'a. Sonra Miran'a. Ve en sonunda... Sahra'ya. Odada yeniden sessizlik oldu. Ela'nın yüzündeki ifade değişmişti. "Ben buraya özlem gidermeye gelmedim." Sesi yeniden ciddileşmişti. "Buraya gerçeği anlatmaya geldim." Sahra'nın kalbi hızlandı. "Gerçek mi?" Ela başını salladı. "Evet." Bir adım öne çıktı. Ve hayatlarını değiştirecek cümleyi söyledi: "O gece beni öldürmeye çalışan kişi..." Herkes nefesini tuttu. Ela'nın gözleri odanın içinde dolaştı. Ve bir kişinin üzerinde durdu. Uzun bir sessizlik. Sonra... Parmağını kaldırdı. Ve işaret etti. Sahra'nın gözleri büyüdü. Azad olduğu yerde dondu. Miran'ın elindeki fener yere düştü. Çünkü Ela'nın işaret ettiği kişi... Karan'dı. Bir yıldırım çaktı. Karan'ın yüzü bembeyaz oldu. "Hayır..." Ela'nın gözlerinden yaşlar süzüldü. "Evet, Karan." Bir an durdu. "Beni o gece sen takip ettin." Ve göl evindeki herkesin hayatı... Bir kez daha altüst oldu.

Bölümün tamamını WritePad'de oku