Yarım Kalan Hayatlar

Yasak Oda

Yazar:

Yarım Kalan Hayatlar - Aybige kitap kapağı
Yarım Kalan Hayatlar kitap kapağı

Bölüm 11 Kimse hareket etmedi. Karanlığın içinde sadece nefes sesleri duyuluyordu. Ve yağmur... Hiç durmadan eski göl evinin çatısına vuruyordu. Sahra'nın kalbi göğsünü parçalayacakmış gibi atıyordu. Az önce duydukları ses... Gerçek miydi? Yoksa geçmişin onlara oynadığı acımasız bir oyun muydu? Sonra... Bir gıcırtı duyuldu. Gıcır... Üst kattaki bir kapı yavaşça açılmıştı. Ardından loş bir ışık belirdi. Sanki birisi odada bir lamba yakmıştı. Karan fenerini kaldırdı. "Orada biri var." Azad merdivenlere baktı. Yüzü gergindi. "Bu oda..." Bir an sustu. "...yedi yıldır kapalı." Sahra ona döndü. "Ne odası?" Azad cevap vermedi. Miran ise başını eğdi. Ve o an Sahra bir şey fark etti. İkisi de odayı biliyordu. "Azad..." Sesi titriyordu. "Neyi saklıyorsunuz?" Azad gözlerini kapattı. Sonra yavaşça açtı. "Ela'nın odası." Bir sessizlik. Sahra'nın nefesi kesildi. Ela'nın odası. Yedi yıl boyunca kimsenin girmediği oda. Yedi yıl boyunca kilitli kalan oda. Ve şimdi... İçeride bir ışık yanıyordu. Karan ilk adımı attı. Eski merdivenler gıcırdadı. Tak... Tak... Tak... Diğerleri de onu takip etti. Her basamakta ev daha da sessizleşiyordu. Sanki duvarlar bile nefeslerini tutmuştu. Koridora ulaştıklarında loş ışığın geldiği kapıyı gördüler. Kapı aralıktı. İçeriden sarı bir ışık sızıyordu. Ve... Bir müzik sesi. Çok hafif. Bir piyano melodisi. Sahra'nın gözleri doldu. "Bu..." Azad başını kaldırdı. "Ela'nın en sevdiği şarkı." Odanın içindeki sessizlik daha da ağırlaştı. Aras öne çıktı. Yüzü bembeyazdı. "Kız kardeşim..." Bir an sustu. "...piyano çalardı." Kimse konuşamadı. Çünkü bu artık tesadüf gibi görünmüyordu. Karan kapının önüne geldi. Elini kapıya uzattı. Ama durdu. İlk kez... O da korkuyordu. Derin bir nefes aldı. Ve kapıyı açtı. Gıcır... Kapı yavaşça aralandı. Oda boştu. Kimse yoktu. Ama lamba yanıyordu. Ve piyano... Kendi kendine çalıyordu. Bir nota. Sonra bir nota daha. Sahra'nın tüyleri diken diken oldu. Pencere açıktı. Yağmurun soğuk havası içeri giriyordu. Oda yıllar önce olduğu gibi duruyordu. Yatak. Kitaplık. Masa. Duvarlara asılmış fotoğraflar. Sanki Ela biraz önce çıkmış ve geri dönecekmiş gibiydi. Aras'ın gözlerinden yaşlar süzüldü. Yavaşça odaya girdi. Parmaklarını masanın üzerinde gezdirdi. Sonra bir fotoğrafı eline aldı. Fotoğrafta iki kişi vardı. Ela ve Sahra. İkisi de gülümsüyordu. Sahra'nın gözleri doldu. "Onu çok özledim..." Fısıltısı odada kayboldu. Tam o sırada... Miran bir şey fark etti. "Bu da ne?" Herkes ona döndü. Duvarın köşesinde küçük bir ahşap kutu vardı. Tozların arasında duruyordu. Üzerinde tek bir cümle yazıyordu. "Sadece gerçeği kabul eden açsın." Odanın içindeki herkes sustu. Karan kutuyu eline aldı. Kilitli değildi. Yavaşça kapağını kaldırdı. İçinde tek bir şey vardı. Bir kaset. Eski bir ses kaseti. Ve üzerinde siyah kalemle yazılmış iki kelime: Beni Dinleyin Sahra'nın nefesi kesildi. Aras'ın elleri titremeye başladı. Azad gözlerini kapattı. Çünkü hepimiz aynı şeyi düşünüyorduk. Bu... Ela'nın sesi olabilir miydi? Tam o anda... Kasetin altından küçük bir not düştü. Karan notu aldı. Ve yüksek sesle okudu. "Eğer bu kaseti bulduysanız... Demek ki geri dönmeyi başardınız." Bir sessizlik. Sonra ikinci cümle: "Ama duyacaklarınızdan sonra hiçbiriniz eskisi gibi olmayacaksınız." Sahra'nın gözlerinden yaşlar süzüldü. Ve notun son satırı... Hepsinin kanını dondurdu. "Çünkü o gece beni öldürmeye çalışan kişi... Şu anda bu odada." Bir yıldırım gökyüzünü aydınlattı. Ve ilk kez... Herkes birbirine şüpheyle baktı.

Bölümün tamamını WritePad'de oku