YARAMIZDA KALAN SIRLAR

0

Yazar:

YARAMIZDA KALAN SIRLAR – Fatma kitap kapağı
YARAMIZDA KALAN SIRLAR – Fatma kitap kapağı

2004, "Baba özür dilerim, lütfen vurma!" Dağhan, babasından kaçmak için ufak ufak adımlarla geriliyordu. Minik ellerini yumruk yapmış, kendine iyice bastırmıştı ki babası titrediğini görmesin. Çünkü bu defa daha da kızardı. Babası hep kızardı. "Özür dilerim..." diye yineledi özrünü. Kehribar gözlerinden saf korku okunuyordu. Sarı-kumral saçları boncuk boncuk terlemiş olan alnına yapışmıştı. Dudakları tekrar tekrar aynı cümleleri söylemek için kıpırdanırken minik ama kemerli burnundan derin derin nefesler alıyordu. Ama artık çok geçti. Babasının eli kemerine gittiği an anlardı, artık kaçış yoktu. Minik bedeni bir kez daha zangır zangır titredi. Bu defa engel olmadı titremesine. Babasına korkuyla bakmaya devam ederken gerilemesi durdu. Sırtına birkaç kemer izi, vücudunun herhangi bir yerine bir morluk daha eklenecekti işte. Ne gerek vardı sanki kaçmaya, kaçamayacağını bile bile? Babasının kapkara gözleri çattığı kalın kaşları yüzünden kısılmış, öfkeyle bakıyordu. Kısa, kahve saçları görünüşünü daha da korkutucu hâle getiriyordu. Ama yüzünde bir gülümseme vardı. Zevk alıyordu insanlara acı çektirmekten. Hayır hayır, oğluna acı çektirmekten. Sahi... Dağhan ne yapmıştı da ceza alıyordu şimdi? Doğru ya, pasta yemişti. Kendi doğum günü pastasını. Zaten yemeyecek miydi o pastayı? Şimdi erkenden yemek istemişti, daha altı yaşındaydı, canı çekmişti işte. Kimse kızmazdı ona. Ama babası yine bu odaya kapatmıştı onu. Camları hep kapalı, perdelerle örtülü o odaya. Sadece bir yatak, dolap, masa ve sandalye bulunan bu sarı loş ışıkla aydınlanan korkunç odaya. Buraya gelmek istemiyordu. Asla istememişti zaten. Ama babası ona hep kızardı işte. Halbuki Dağhan, babası onu sevsin isterdi. Erkek kardeşi Erkan'ı sevdiği gibi. Başını okşadaydı ne olurdu ki? Onunla top oynasa falan? Ama babası Dağhan'ın Erkan İle oynamasını bile yasaklamıştı. İki kardeş gizli gizli oyun oynardı birlikte. Aynı yaştaydılar ve başka arkadaşları da yoktu. Yakalandıklarında... Bir şey olmazdı. Erkan yalvarırdı babasına, "Benim suçum baba, kızma kardeşime!" Derdi. Severdi Dağhan'ı. Belki de bir tek o severdi, ha? Ama bir şekilde kızardı babası ona. Güldüğü için, arkadaşlarıyla okuldan gelirken geciktiği için, okulda düşüp dizini kanattığı için, ödevini yaparken düz çizgi çizemediği için... Ya da sudan olan her sebep için. Ne diyorlardı Dağhan'a? "Üvey çocuk, annesi bıraktı gitti. Babasının da suçu var tabii. İyi adam olur bari. Erkan'ın annesi nasıl kabul etti buna bakmayı? Üvey olsa yine tamam, dümdüz gayrimeşru çocuk işte..." ve daha nicesi. O mu istemişti sanki tüm bunları? Anne ve babasının vebalini neden o ödüyordu ki? Daha küçücük bedeniyle... Dağhan, yerde cenin pozisyonunda duruyor, kafasını koruyordu. İnen kemer darbelerine sadece inleyebiliyordu. Biliyordu ki bağırırsa daha da artardı acısı. Hem içerisi kalabalıktı, babası susmasını söylemişti. Acı çekmek istemiyordu ki o, sadece pasta yemek istemişti. Bir pasta. Çikolatalı ama biraz da çilek soslu. Güzeldi. Erkan'la yemişti, Erkan'a niye kızmıyordu? Ne yapmıştı ki o? Anlam veremiyordu hiçbir şeye. Gözlerinden yaşlar akarken, vücudunun her noktası acırken düşünmeye çalışıyor ama çocuk aklıyla anlam veremiyordu hiçbir şeye. Düşünceler boşunaydı... "Hayatımı mahvettin piç kurusu!" dedi babası. Daha fazla darbe vurmadı. İlk kez oluyordu bu, kısa sürmüştü. Sevinmeli miydi Dağhan? Sevinmemesi gerektiğini karnına yediği şiddetli tekme ile anladı. Karnında hissettiği sancıyla acı dolu bir vaveyla koptu dudaklarından. Sonra da nefes almaya çalışarak hem ağladı hem daha çok bağırdı. Konuşamıyordu, sadece karnını tutuyor ve kavranıyordu. İçeridekiler de duymuştu bu vaveylayı. Sesin geldiği odaya gittiklerinde kesinlikle yerde kanlar içinde yatan ve karnını tutarak feryat figan ağlayan bir çocukla karşılaşmayı beklemiyorlardı. Korkunç bir manzaraydı. O gün eve polis ve ambulans geldi ve hem Erkan'ı hem de Dağhan'ı aldılar. Fakat daha hiçbir şey bitmiş değildi. ____________ Giriş bölümü olduğu için kısa tuttum. Düşüncelerini…

Bölümün tamamını WritePad'de oku