Anlaşma
Yazar: Mely

Keyifli okumalar✨ Pilli bebek-Bak Rıza Tamer-Benden Sonra Hiç bu kadar üşüdüğümü hissetmemiştim. Gözlerimden akan yaş bile buz gibiydi. Titrediğimi hatta üşüdüğümü söylediğimi sanıyordum ama kulağıma dolan ses daha farklıydı. ''Özür dilerim'' diyen Seyithan'ın sesi beni daha da buz kestiriyordu. Nefes alışverişlerim kesik kesikti. Ciğerimin yandığını, boğazıma bir yumru oturduğunu hissediyordum. Ben Umay Sezil 26 yıllık hayatımda korku nedir bilmezken ilk defa bugün korku ile tanışmıştım. Ölmekten mi korkmuştum? Hayır.. Seyithan'ın yapabileceklerinden korkmuştum.. Omuzumu sıyıran kurşun canımı acıtmamıştı. Sızlayan ve acıyan yer omuzum değil kalbimdi. Hayatta böyle miydi? Pamuk şeker gibi pembe olduğunu sandığımız hayatlar birden kara mı kesilirdi hep? Cennetteyken kovulmuş da buz gibi olan cehenneme mi hapis olurdu insan bir anda.. ''Dayan Umay Sezil'' Seyithan'ın çaresiz sesi işe yutkunmaya çalıştım. Içinde bulunduğum şey şok muydu başka bir şey mi bilmiyordum ama ölüyor gibi hissediyordum. ''Anne bir daha olmaz..'' gelen fısıltı ile gözlerimi bir aralamak için güç buldum. Neden anne bir daha olmaz demişti ki.. Annesine mi bir şey olmuştu bu düşünce bedenim de daha da ağırlığa neden olmuştu. Gözlerimi biraz aralayabildiğim de araba da olduğumu görmüştüm. Seyithan arabayı sürüyordu. Kuruyan boğazıma bir baskı oturdu. Üşüyen, üşümekten titreyen bedenim bir anda yanmaya başladığın da aralanan gözlerim tekrar kapandı. Üşümekten titrerken şimdi ateşten alnımdan terler aktığını hissediyordum. Ölüyordum sanırım boğazımı geçen baskı ciğerlerime çökmüştü. Sanki birisi üzerime çökmüş boğazımı sıkıyordu. ''Su'' diye mırıldanmaya çalıştım. ''Lütfen su'' diye mırıldandım tekrar ama gözlerimi açamıyordum. Yanağımda bir el hissettim. Aynı el saçlarımı okşarken bir parmak da yanağımı okşuyordu. ''Kurban olduğum'' dedi Seyithan. ''Geldik, bende kal'' sesi de kalbi de yakarış içindeydi. Beni kucağına almıştı. Kollarında güvende olduğumu düşünüyordu ama kolları beni daha da korkutuyordu. Iyi olmam lazımdı. Yarın babamın doğum günüydü. Babama sarılıp ona hazırladığım hediyeyi vermeliydim. Her yıl olduğu gibi beni sıkıca sarıp iyi ki doğmuşum da sana var olmuşum demeliydi.. Beni böyle görseydi çok üzülürdü babam. Pamuklar içinde büyüttüğüm kızım kendini ne hallere soktu diye daha çok öfkelenirdi de. Vücudum da bir sızı hissettim. Aynı anda damarlarımı yakan bir sızı daha hissetmiştim. Gözlerimi açmak ne olduğunu nerede olduğumu görmek istesem de yapamadım. ''Kasmayın kendinizi'' kulaklarıma dolan kadın sesi ile daha da gerilmiştim. Seyithan neredeydi? Beni bırakıp gitmiş miydi? Kolları beni cehenneme taşısa da Seyithan öyle değildi ki.. Seyithan güvenliydi. Seyithan'ın varlığı bile yeterdi. O öyle bir adamdı. Bir bakışı bir elini kaldırışı, kimseye gülümsemezken bana gülümsemesi bile benim iyi olmama yetmişti hep. Yoktu ama şimdi. Neredeydi? Huzursuzluk içimi kaplamıştı. Yanan vücudumu tekrar soğuk ele geçirmişti. ''Umay hanım, kendinizi kasmayın şu anda size sakinleştirici verdik daha iyi hissedeceksiniz'' diyen kadının sesi beni hiç mi hiç rahatlatmıyordu. Seyithan beni bırakıp gitmişti.. Göğsüm daralıyordu. Kalbim hiç olmadığı kadar hızlı atıyordu. Gözlerimi açmak ve Seyithan'ı görmek istiyordum. Tenim diken diken olmuş her hücreme batıyordu. Seyithan beni nasıl bırakırdı? Babamın doğum gününü birlikte kutlarız demişti. Kurban olduğum demişti bana. Insan kurban olduğunu bırakır mı hiç? Kapalı olan gözlerimde biriken yaşlar akmaya başlamıştı. Kendimi o kadar kasmıştım ki ağzımda kan tadı hissediyordum. Ölecektim artık buna emindim. ''Umay hanım lütfen direnmeyin sakinleştiriciye. Şu anda hastanedesiniz. Ben doktor Esra Demir'' diyen kadın daha önce ki sesin de sahibiydim. Bana direnme diyordu ama ben zaten direnmiyordum sadece gözlerimi açıp Seyithan'ı görmek istiyordum. Neredeydi? Bir şey mi olmuştu ona. O da mı yaralanmıştı. Beni kurtarmış kendisine mi bakmamıştı. Burası gerçekten hastane miydi, Esra gerçekten doktor muydu ki?.. Alamadığım…