Yanlış Hamle

BÖLÜM 2: ÇÖZÜLMEYEN DÜĞÜM

Yazar:

Yanlış Hamle - ruzgargulu kitap kapağı
Yanlış Hamle kitap kapağı

Yalnızdım. Ve bu ölümcül labirentte hem kurban hem de baş şüpheli rolünü aynı anda oynamak zorundaydım. 2.Bölüm: Çözülmeyen Düğüm Gözlerimi ilk kez o beyaz ve hijyenik hastane odasının tavanına diktiğimde, zaman kavramını yitirmiş bir halde uyanmıştım. Birkaç saat önce masalvari bir geleceğin hayallerini kurduğum o görkemli yalı, şimdi geride kalmış bir enkazdan ibaretti. Üzerimdeki o ağır, işlemeli ve omuzlarıma tonlarca yük gibi çöken gelinliğin yerini, hastanenin soluk mavi standart önlüğü almıştı; kollarım, ellerim ve açılan damar yolları yüzünden tenim uyuşmuş gibiydi. İçimde adını koyamadığım bir boşluk, zihnimde ise parça parça koparak canlanan kabus sahneleri vardı. Zihnimin kıvrımlarında hâlâ o cehennemî alevlerin çıtırtıları, Erez'in yerde yatan kanlar içindeki bedeni ve pencereden karanlığa atlayıp giden o hayalet adamın buz gibi bakışları yankılanıyordu. Her nefes alışımda ciğerlerime dolan keskin hastane kokusu midemi bulandırıyor, yaşadıklarımın basit bir kabus değil, üzerime basılarak ilmik ilmik örülen acımasız bir komplo olduğu gerçeği benliğimi yavaş yavaş eziyordu. O sırada odanın ağır kapısı yavaşça aralandı; Erez’in en yakın arkadaşı Aytuğ içeri adım attı. Yüzündeki o derin yorgunluk, çökkünlük ve endişe her halinden okunuyordu. Gözlerindeki ferin tamamen sönmüş olduğunu görmek, içimdeki acıyı bir kat daha artırdı. Sessizce başucuma kadar yaklaştı. Doktorlar ve polislerle konuşurken, tahlil sonuçlarındaki o gizemli ve bir türlü çözülemeyen detayı da onlara aktarıyordu: Kanımda yüksek oranda ve ne olduğu tam olarak saptanamayan bilinmeyen bir zehir bulgusuna rastlanmıştı. O an, tahlil sonuçlarındaki o kritik detayı duyunca içimde koca bir uçurum açıldı. Düğün günü Erez'e götürdüğüm o suyun ardından midemde yayılan o garip yanma hissi, başımın aniden dönmesi... Demek ki o zehir sadece hedeftekine değil, bizzat bana da bulaştırılmıştı. Ya da belki de o bardağa uzandığım o tehlikeli an, kaderin çarkları arasına sıkıştırdığım sırlar vardı. Bütün bu karanlık bulmacanın içinde, henüz kimsenin çözemediği ama en çok benim bildiğim tehlikeli bir nokta duruyordu; fakat bunu şimdilik sesli dile getirmek, kendi ellerimle boynuma ip geçirmekten başka bir anlama gelmezdi. Hastane odasında başımda dikilen polisler ısrarla bana ne içtiğimi, ne yediğimi ya da kimden ne aldığımı sormuşlardı ancak dilim sanki demirden bir mühürle kapatılmıştı. İçimdeki o boğucu korku dalgası kelimelerimi yutuyordu. Tek bir kelime bile edememiş, sadece titrek ve kısık bir sesle, "Bilmiyorum... Hiçbir şey bilmiyorum!" diye fısıldayabilmiştim. Pencereden atlayıp o odadan karanlığa karışan o hayalet katili ise hâlâ kimse bilmiyordu; çünkü yaşadığım o korkunç şokun ve travmanın arkasına sığınarak asıl gerçeği derin bir sessizliğe gömüyordum. Zihnimde dönen bu tehlikeli sır, damarlarımda dolaşan zehirden çok daha fazla yakıyordu canımı. Serumum biter bitmez, doktorların onay vermesiyle birlikte iki polis memurunun refakatinde hastaneden çıkarılıp polis arabasına bindirildim. Arabanın camından akıp giden soluk şehir ışıklarına baktım; birkaç saat önce bu şehrin en mutlu kadını olduğuna inanan ben, şimdi elleri kelepçesiz ama ruhu kendi ördüğü görünmez ağa dolanmış bir sanıktım. Karakolun o basık, ağır ve umutsuzluk sinmiş havası üzerime kara bir bulut gibi çökerken, sarı ve cılız bir ışıkla aydınlanan dar, penceresiz sorgu odasına alındım. Sandalyeye otururken bacaklarımın hâlâ titrediğini, zehrin vücudumdan tam anlamıyla atılamadığını hissettim. Masanın karşı sandalyesinde, sert hatları ve buz gibi bakışlarıyla polis memuru oturuyordu. Polis, elindeki kalın deri dosyayı ve masanın üzerine bıraktığı delil torbasını büyük bir hınçla masaya çarptı. Torbanın içinden çıkardığı su bardağının kırılmış tabanını tam önüne yerleştirip çıkardığı o tok ses, odadaki sessizliği acımasızca yırtıp geçti. O bardağın, olay gecesi Erez'in vurulduğu odada, tahlillerde kanımda saptanan zehrin izlerini taşıyan o ölüm bardağı olduğu laboratuvar raporlarıyla kesinleşmişt…

Bölümün tamamını WritePad'de oku