BÖLÜM 1 : KUSURSUZ KOMPLO
Yazar: ruzgargulu

1.Bölüm: Kusursuz Komplo O an, dışarıdaki o neşeli düğün coşkusundan eser kalmadı; çünkü hayatımızın en kusursuz anı sandığımız o yalandan uyanmak, kurşun sesinden çok daha ölümcül bir darbe vurur insana. 15.01.2024 16.00 suları... Ocak ayının o keskin, bıçak gibi kesen ve insan kemiklerine kadar işleyen acımasız ayazı, Boğaz’ın kıyısındaki görkemli yalının kalın ve buz tutmuş camlarına acımasızca vuruyordu. Saat henüz akşamın dördüne yeni gelmişti; birazdan kıyılacak olan görkemli ve ihtişamlı nikâh töreni için hazırlıklar bütün hızıyla, kusursuz bir telaşla sürüyordu. Dışarıdan gelen orkestra provalarının hafif melodik sesleri, neşeli insan kalabalığının boğuk uğultusu, neşeyle koşturan davetlilerin telaşlı adımları, gümüş tabak sesleri, neşeli kahkahalar ve bardak şıngırtıları gelin odasının kalın meşe kapısına çarpıp cılız bir yankıyla sönüp gidiyordu. Yalının her bir köşesinde ayrı bir koşturmaca, ayrı bir heyecan hakimdi. Davetlilerin sabırsızlığı, orkestranın çaldığı prova notaları ve havada uçuşan tebrik cümleleri koridorlarda yankılanıyor, bu büyüleyici gecenin hayatlarının unutulmaz anlarından biri olacağına inanan insanları sarıp sarmalıyordu. Herkes her şeyin yolunda olduğunu, masal gibi kusursuz bir düğünün gerçekleşeceğini sanıyordu. Yalının o tarihi koridorlarında gezinen garsonların ellerindeki gümüş tepsilerde şampanya kadehleri ışıl ışıl parlıyor, dışarıdaki dondurucu soğuğa inat içeride iç ısıtan bir hava hüküm sürüyordu. Ancak bu ihtişamlı tablonun arkasında, o kalın duvarların arasında saklanan sırlar ve gerilim dolu fırtınalar, patlamak için adeta doğru anı bekliyordu. Gelin odasının içinde ise heyecan doruktaydı; adeta düğün saatinin yaklaşmasının getirdiği o tatlı ve neşeli telaş hüküm sürüyordu. En yakın arkadaşlarım Yağmur ve Esin, gelinliğimin upuzun duvağını ve kabartmalı eteklerini büyük bir titizlikle düzeltirken bir yandan da içten içe gerginliğimi yatıştırmaya çalışıyorlardı. Aynadaki aksime baktığımda kalbim göğüs kafesimi son sürat dövüyor, adeta kaburgalarımı kıracak gibi atıyordu. Üzerimdeki bu ağır gelinlik sanki omzuma binen tonlarca yük gibi hissettiriyordu. Tam o sırada Yağmur merakla kapıya doğru yöneldi, hafifçe aralayıp koridora göz attı ve yüzünde son derece huzursuz, şüpheli bir ifadeyle, "Erez'ler sonunda yukarı çıkıyor, bak az önce damat odasına geçtiler," diye fısıldadı. Esin yutkunarak gerildi, ellerini huzursuzca birbirine sürtüp endişeyle arkadaşına baktı; bu durumdan ne kadar rahatsız olduğu her halinden resmen belliydi. Odadaki havanın bir anda nasıl değiştiğini, o neşeli ve cıvıl cıvıl atmosferin yerini gergin bir bekleyişe bıraktığını parmaklarının titremesinden rahatlıkla anlayabiliyordum. "Söylesek mi acaba, şimdi tam sırası mı emin değilim ama..." diye mırıldandı Esin, gerçeği söyleyip söylememe arasında gidip gelerek. Yağmur da başını endişeyle salladı, dudaklarını kemirerek, "Bilmiyorum ki, tam bu en mutlu anında içine kurt düşürmeyelim, hiç gerek yok şimdi," diyerek derin bir kararsızlık içinde geri çekildi. Gözlerim kısılmış, kalbim göğüs kafesimi döverken ikisine de dik dik baktım. İçimdeki huzursuzluk hissi keskin bir bıçak gibi göğsüme saplanmıştı; onlardan bir şeyler saklandığını, benden gizlenen bir gerçek olduğunu sezmek sinirlerimi zıplatıyordu. "Esin, neyi saklıyorsunuz benden? Ne oldu?" diye sertçe çıkıştım. Sesim odanın duvarlarında yankılandı, ikisi de suçüstü yakalanmış çocuklar gibi irkildiler. Esin derin bir nefes alıp yutkundu; kelimeleri tartarak, oldukça gergin bir sesle açıklamaya başladı: "Melis, az önce organizasyon sorumlusu ve garsonlar koridorda yüksek sesle konuşuyordu. Kulaklarımızla duyduk... Senin yani hepimizin bir zamanlar arkadaşı olan Özlem ve aranızda sürekli huzursuzluk çıkaran o kadın yani Erez'in eski sevgilisi Neşe, bu düğüne bizzat Erez tarafından davet edilmiş. Tesadüfen ya da başka birinin çağırmasıyla değil; Erez bizzat kendi elleriyle, özel olarak davetiye göndermiş onlara." Bu zehirli kelimeler kulaklarımda uğuldayarak yank…