1. Bölüm
Yazar: E.T.

1. BÖLÜM Sevgili günlük, Bugün 04.08.2006. Yarın altı yaşıma gireceğim. Bir gün adımı unutursam diye sana yazdığım her şeyi adımı söylemeden bitirmeyeceğim. Çünkü bazı insanlar isimlerini unutabiliyor. Dedem de onlardan biri. Dedem bazen kendi adını unutuyor. Bazen beni de tanımıyor. Sevgili günlük, bunu sana daha önce de anlatmıştım. Ama yine anlatmak istiyorum. Çünkü bu durum beni çok üzüyor. Bazen saatlerce ağlıyorum. Dedem bir keresinde bana, “Seni asla unutmayacağım. Hep yanında olacağım,” demişti. Ama artık bazen beni hatırlamıyor. O zaman verdiği sözü unuttu mu bilmiyorum. Belki insan birini unutunca verdiği sözleri de unutuyordur. Ben unutmak istemiyorum. Bu yüzden sana her şeyi yazıyorum. Bir gün benim de başıma bir şey gelir de kendi adımı bile hatırlayamazsam seni açıp okuyayım diye. O zaman bana kim olduğumu sen söylersin. Benim adım Alara Vardar. Bugün sana bunları anlatmamın başka bir nedeni daha var. Dedemin verdiği sözleri babam da vermişti. Ama şu an sokaktayım. Sanırım geceyi de burada geçireceğim. Bence annemle babam bana kötü bir doğum günü sürprizi hazırlıyor. Kötü derken gerçekten kötü değil. Şey... Beni korkutacak türden. Belki de çok güzel bir şey planladıkları için beni evden uzaklaştırdılar. Ben akıllı bir kızım. Böyle şeyleri hemen anlarım. Ama onların sürprizini bozmak istemiyorum. Bu yüzden geldiklerinde hiçbir şey anlamamış gibi davranacağım. Şaşıracağım. Belki ağzımı bile açarım. Çünkü filmlerde insanlar şaşırınca ağızlarını açıyorlar. Üstelik beni buraya bırakırken bazı şeyleri düşünmüşler. Seni yanıma koymuşlar. Dedemin bana aldığı son oyuncağım da yanımda. Daha ne isteyebilirim ki? Hava zaten çok sıcak. Dışarıda kalırsam bir şey olmayacağını düşünüyorum. Belki biraz sivrisinek vardır. Ama onlardan da çok korkmuyorum. Yarın annemle babam beni buradan alır. Sonra eve gideriz. Sonra doğum günümü arkadaşlarımla kutlarız. Pasta yeriz. Mum üflerim. Altı yaşıma gireceğim. Belki dedem de hatırlar. Belki o da gelir. Belki beni görünce adımı söyler. Görüşürüz günlüğüm. Bir şey olursa yine yazarım. Beni unutma. Benim adım Alara Vardar . Masanın üzerinde yığınla dosya duruyordu. Aslında bu cümle, hayatımın son birkaç yılını özetlemek için tek başına yeterli olabilirdi. Çünkü ne zaman bir masanın başına otursam, önümde mutlaka dosyalar beliriyordu. İmzalanmayı bekleyen sözleşmeler. İncelenmesi gereken raporlar. Onay sırasındaki projeler. Şirketin mali kayıtları. Yeni yatırım planları. Ortaklık teklifleri. İnsan kaynaklarından gelen evraklar. Hukuk departmanının özellikle kırmızı etiket yapıştırarak gönderdiği, mutlaka benim görmem gereken belgeler. Bir yerden sonra önümdeki kâğıtların yarısının ne işe yaradığını bildiğimden bile emin değildim. Aslında biliyordum. Bilmem gerekiyordu. Sorun da buydu zaten. Biliyordum. Sadece bilmek istemiyordum. Sandalyede biraz daha geriye kaydım ve önümdeki dosya yığınına baktım. Dosyalar da bana bakıyormuş gibi geldi. En üsttekinde sarı bir not kâğıdı vardı. ACİL. Altındakinde kırmızı bir etiket. BUGÜN İMZALANMALI. Onun altındakinin üzerinde Derin’in el yazısı. Bunu erteleme. Ciddiyim. Gözlerimi kıstım. Dosya da aynı kararlılıkla bana bakmayı sürdürdü. Bir müddet sessizce birbirimizi süzdük. Sonunda pes eden ben oldum. “İğrençsiniz.” Dosyalar doğal olarak cevap vermedi. Zaten böyle bir beklentim yoktu. Yarın ailemi görmeye gidecektim. Normal şartlarda bir insanın ailesini ziyaret etmek için zihinsel olarak bu kadar hazırlık yapması gerekmezdi. Fakat bizim ailede normal sayılabilecek koşullar pek bulunmazdı. Ailemle aramda büyük bir sorun yoktu. En azından ben öyle düşünüyordum. Birbirimizi seviyorduk. Bundan şüphem yoktu. Sadece... Birbirimizi anlamakta ciddi sorunlar yaşıyorduk. Özellikle babamla aynı ortamda yarım saatten fazla kaldığımızda evren bize mutlaka tartışabileceğimiz yeni bir konu gönderiyordu. Babam, neden onunla birlikte şirketlere gitmediğimden yakınıyordu. Annem, motorun bir gün başıma iş açacağından emindi. Babam, “Bir gün bütün bunların yönetimini sen…