Gol 38: Düğün
Yazar: Sıla

Se-lam-lar! Nasılsınız? Bölüm içeriği sebebiyle okumakta sıkıntı çekerseniz sizi writepad'e beklerim. hikayemde linki var. Boool yorum ve oy bekliyorum. İyi okumalar <3 Instagram: yilassil postmagazinnn NOT: BU BİRİNCİ PART GİBİ. YARIN İKİNCİ PART GELECEK. *** Dağhan Öztürk... "Ya hep ya hiç sevgilimYa seninle ya sensiz Olamaz başka biri Ya seninle ya sensiz" Bir rakı sofrasında, masanın etrafı bir dolu erkekle çevriliyken, Kaan'ın dünyanın en mutlu erkeğine dönüştüğü bu gecede kafam benden birkaç mekan ötede olan sevgilimdeydi. Kadehler birbirine çarptı, herkesin dudaklarında bir saat burada oturmanın ardından sönmeyen bir gülümseme vardı. Kimse sarhoş değildi ama herkes çakırkeyifti, sanırım en güzel sarhoşluk da buydu. Hayır, en güzel sarhoşluk Gökçe. Onu düşünmek yüzüme yine bir gülümseme kondurdu. Belki de diğerleri kadar çakırkeyiftim, bilmiyordum. Gökçe, ah Gökçe... "Ulan joker," diye bir el kondu sırtıma sertçe. Emirhan sanki kendisi sırıtmıyormuş gibi benim sırıtmamı taklit etti sözde. "Tipe bak, gören de bu hafta sarıyı ben yedim sanacak." "İçti ya," dedi Tayyip oturduğu yerden kıvırırken. Bardağını başının etrafında döndürdüğünde Emirhan ile ilk kez sırıtışımız sekteye uğradı. "Nasıl mutlu. İçmek mutluluktur, hep içelim." "İçelim!" diye katıldı uzun masanın ortasından Kaan. "İçelim ulan!" "Yarın mesaisi yok tabii," diye homurdandı Cihangir abi. "İç lan piç." "Abi ayıp ediyorsun." "Ayıbı sen ettin." Cihangir abi Kaan'a öyle bir dertli, içi yanar gibi baktı ki Kaan'ın nasıl bir bok yediğini tüm masa düşündük. "Beni bıraktın sezonun alevlendiği bir dönemde!" "Abi sezonun alevini ben yakmadım ya!" Kaan çıkıştı. Kesinlikle sarhoş, Cihangir abiye bağırıyor. Bizi işaret etti savrulan eliyle, o el Tayyip'in kafasına çarptı. Tayyip'in kafasında döndürdüğü rakı biraz taştı, yüzüne damlayınca Kaan duraksadı ama Tayyip ağzına doğru gelen rakı damlalarını yaladı. Kaan ona garip garip baktıktan sonra Cihangir abiye döndü, bizi işaret etti. "Bu adamlar alevi yakıyor bu adamlar! Ben bir hiçim!" Duraksadı, bir anda bağırdı. "Ben Beşiktaş'ın sadece malıyım." Sonra yine duraksadı, "Sen de bir malısın," deyince Tayyip bile şok olmuş gözlerle Kaan'a baktı. Cihangir abi kızarınca Kaan panik oldu. "Gökçe de mal." "Lan," dememe engel olamadım çıkışırken. "Gökçe ne alaka it? Sen malsan sen malsındır." "Kanka bunu bana sorma," derken ellerini boğazına sardı. "Cihangir abi diyor bunu bize." Bakışlarım kırmızılığı pembeye dönen Cihangir abiye kaydı. "Abi Gökçe'ye mal mı dedin?" "Beşiktaşın malıyız manasında," diye açıkladı. Gökçe bunu kabul mu etmişti yani? İnanmıyordum, kabul ettiyse de tesiste yangın çıkarmalıydı. Beklentim oydu en azından. Ulan bu kızın öfkesi bir bana mı? "Kaan'cığım çok iyi anlamışsın," diye konuştu dişleri arasından. "Ama ben karar veririm kim mal kim değil." "Abi Kaan maldır, haklısın," diye güldü masanın diğer tarafından biri, sanırım Kaan'ın liseden arkadaşıydı. "Arkandayım." "Eyvallah yeğenim." "Abi Gökçe'ye başka ne diyorsun?" dedim dayanamayıp. Gökçe'ye kötü bir şey demezlerdi biliyordum ama mal lafı da çok iyi sayılmazdı. Gökçe bana neden hiç bundan bahsetmemişti? Ben ona tüm gün ne yaptığımı anlatıyordum. Biri bana mal demiyordu gerçi. Kaan gevşeği yayık ağzıyla, "Ne demiyor ki?" dediğinde, "Ne demişim lan?" dedi Cihangir abi çıkışıp. "Abi hatırlamıyorum şu an." "İftira atma o zaman." "Atmadım ki." "Ne demiyor ki dedin." "İşte demiyorsun onu diyorum." "Ya oğlum git," dedi Cihangir abi tavırla bizden yana dönerek. Gökçe onun babaanne triplerine sahip olduğunu söylemişti bir ara, bunca yıllık tanıdığım adamı bu laftan sonra bambaşka bir gözle görmeye başlamıştım. Gökçe ve hayatıma kattığı milyonuncu şey. Kurban olurum. "Fotoğraf çekilelim mi? Birazdan kınaya gideceğiz zaten." Kaan'ın bu sefer üniversiteden bir arkadaşı ayaklandığında telefonunu çıkardı. Herkes toparlanırken Cihangir abi rakı bardağını masanın altına sakladı. Birkaç kişi daha onu taklit edecek oldu, benim elim de bardağa gitti. Anlamsız bir paniğe…