Gol 31: Canından Can
Yazar: Sıla

Se-lam-lar! Nasılsınız? Az önce Instagram'da Post Magazin'in gönderilerini yeniledik ve tamamladık. Hemmmmen oraya uğruyor ve ilk kez görüyormuş gibi davranıyorsunuz. Poz keserek ifade vermeye giden Dağhan Öztürk videosuna kötü yorumlar atıyorsunuz... Instagram: Postmagazinnn ve yilassil İyi okumalar! 🧿 Kafamda bozuk bir kasetten parça parça gördüğüm sahneler dönüp duruyordu. O kaset son zamanlarda hep Dağhan ve benim anlarımız için çalışıyordu. Hem iyi hem kötü sahneleri başa sarar dururdum. En son kayalığın dibinde bana bir aşk itirafı yaptığında bu kadar çok başa sarmıştım. Şimdi ise aksine kötü bir sahneyi, hatta sahneleri başa sarıyordu. Başıma toplanan insanları görüyordum, arabaya taşınışımı, biri saçlarımı okşuyordu, bulanık gözlerimle baktığım yerde dikiz aynasından bir çift mavi gözle denk geliyordum. İşte burada kaset devamlı o birkaç saniyeyi baştan oynatıp duruyordu. Başa sarıyordu, gözlerinin rengini fark ediyordum. Başa sarıyordu, gözlerinin büyüdüğünü görüyordum. Başa sarıyordu, ona ait olan korku hissi beni bile sarıyordu. Sonrasında gelen sahneler beni yine kucağına aldığı anlardaydı. Konuşmaya çalıştığımı hatırlıyordum, sahne bana bunu gösteriyordu. Dağhan'ın kaşları benim ne dediğimi bile hatırlamadığım o kelimelerle daha da çatılıyordu. Yanımızdan panikle koşturan kadın annesiydi. Başımda ve bacağımda bir ağrı vardı, ondan yakındığımı da hatırlıyordum yarım yamalak. Şimdi burnuma gelen antiseptik koku ve aralanan gözlerimle gördüğüm o boğucu beyazlık kasedin değil, bizzat gözlerimin bana sunduğu bir sahneydi. Başta algılayamadım. En son hatırladığım acı beni sızlandırıyordu ama şimdi o acı çok uzak geldi, seneler öncesini hatırlıyormuşum gibi şokla duraksadım. Ne olup bittiğini anlamaya çalışmak başımı daha da ağrıtıyordu. Merdivenlerden düşmüştüm. Bunun farkındalığı gözlerimi geri yummama sebep oldu. Ne olup bittiğinin zaten farkındaydım, buraya gelirken bilincim yarı yarıya da olsa açık sayılırdı. Sadece şimdi düşündüğümde oldukça bulanıktı. Telefon. Gözlerimi geri açmama sebep olan şey buydu. Merdivenlerden düşmüştüm çünkü Dağhan'ın telefonu açmasını engellemek için delicesine koşturuyordum. O korku hissi tekrar can buldu, kalbim ansızın yine hızlandı. Bu ritim, "Tamam tamam!" diye açılan kapıyla daha da arttı. Yattığım yerde irkildim. "Ben hallederi-" Merve nefes nefese bana döndüğünde elinin altındaki kapıyı da aceleyle kapatıyordu, benimle göz göze geldiğinde benim gibi irkildi. Panikle baktık birbirimize. "Gökçe!" dedi fısıltılı feryatıyla. Çantasını kenardaki şık koltuklardan birine adeta fırlatıp yanıma koşturdu. "Allah'ım! İyi misin bir tanem?" "Merve," derken doğrulmaya çalıştım ama bana koşturur koşturmaz buna engel oldu. Göğsüme bastırdı elini beni geri yatırırken. "Ne oluyor? Sen... Ne yapıyorsun burada?" "Kızım asıl sen ne yapıyorsun burada?" derken hala fısıldıyordu. "Sakız çiğnerken yürüyemediğini biliyorum ama benim ağırlığımda kamerayla ters bir şekilde merdiven çıktığını görmüşlüğüm var. Nasıl düştün sen?" Elleri panikle saçlarımda gezindi ama alnıma yaklaşınca durdu, cıklayarak alnımın sağına el sürttü ama parmaklarını hissedemedim. Alnımda bir bez olduğunu çok geç fark ettim. "Allah'ım ya!" "Düştüm." Onun gibi kendimi de ikna etmeye çalıştım. Doğru, merdivenlerden düşmüştüm. Allah'ım... Daha aciz hissettiğim bir an olamazdı. Çok utanç vericiydi bu, oflamama engel olamadım başımı tamamen yastığa gömerken. Doğru, düşmüştüm. Bildiğin düşmüştüm. Dizi sahnesi gibi yavaş çekimde değildi, çok hızlıydı kafamda her şey ama düştüğümü bilincim sandığımdan daha çabuk hatırlayıp kabullendi. Fakat beni asıl kötü hissettiren neden düştüğümdü. "Dağhan," dedim direkt, onu düşünmek yine aceleyle doğrulmama sebep oldu. Merve bu sefer omzumdan destek oldu, yatağın arkasını biraz doğrulttu. "Dağhan nerede? Burada mı? Gitti mi? Gitti, değil mi? Nasıldı? Bağırdı mı-" "Ya sen ne anlatıyorsun?" diye elini doğrulttu bana. "Ne gitmesi? Herif doktorla görüşmeye gitti. Ayrıca hastanede ne bağırması? Biliyorum b…