Gol 29: Geçmiş ve Gelecek
Yazar: Sıla

Se-lam-lar! Nasılsınız? Çok güzel bir bölümle geldim, oy ve yorumlarınızı eksik etmeyin. afiyet olsun iyi okumalar! ⚽️ Sevgili Merve ve sevgili Gül, Adana'ya geleli iki hafta oldu. Babamla yine kavga ettik, bir haftadır konuşmuyoruz. Telefonumu dün elimden aldı. Bana ulaşamadığı için kafayı yiyeceğini biliyorum, o yüzden yarın geri verir ama bana ulaşamamasını sağlayacağım. Herkese haber salacak ve didik didik beni arayacak ama umurumda değil. Telefonumu yarın geri alacak olsam da bu mektubu yazarak sizinle konuşmak istedim, annem babama yirmi sene önce yazdığı mektuplardan bahsediyor, bir de ben deneyeyim dedim. Daha geç ulaşır elinize ama neyseeeee, sizin benim yarenim olmanız eksik kalmıştı ilişkimizde zateeen :)) Sizi özlediğimi itiraf edeceğim. Size telefonla konuşurken söylemeye utandım ama yazdığımı bir daha görmem, o yüzden burada söylüyorum. Çok şımarmayın. Burada hiç arkadaş edinemedim, sıra arkadaşım var, tatlı kız ama çok düzgün birisi. Hiç küfür etmiyor, bağırmıyor ve geğirmiyor. Merve ayısından sonra şok oldum... Gül'ü andırıyor ama Gül bile bu kadar hanım eli değil. Hanım eli ne ya? Doğru mu dedim? Neyseeee. Bir de... Bir çocuk var. Buradaki fotoğrafçılık işleri daha yavaş. Herkes daha ilgisiz ama hocamız çok yardımcı oldu bana. Belirli bir şeye odaklanarak bir proje hazırlamamı istedi. İster doğa, ister çocuk, ister bisiklet teması... Sen seç dedi. Ben de futbolu seçtim. Çocuğu da oradan tanıyorum. Adana Demirspor altyapısında top koşturuyor. Öylesine gidip bir çekim yapayım dedim ama çocuğu görünce her gün gider oldum. Kendimi sapık gibi hissediyorum. Bazenleri kendi kendine antrenman yapıyor, hırslı bir tip. Zaten bence takımında da en çok dikkat çeken o. Size çektiğim bir fotoğrafını gönderirdim ama... Merve kesin nereden buldun bu hırtı diye dalga geçecek, o yüzden bana saklı kalsın, neyseee. Adı Dağhan bu arada. İronik. Dağdan inmiş gibi çünkü. Saçı sakalı birbirine giriyor bazen, çok özensiz bir çocuk. Neden dikkatimi çekti anlayamadım da. Hiç benlik değil. Kesin iki lafın beli kırılmaz bununla. Şivesi falan da var, bağırırken duyuyorum. AY NE OLUYOR BANA YA??? neyseeee. Çocuğu didik didik çekerken antrenman hocası beni fark etti. Biraz agresif bir tip olduğunu duyduğum için korktum. Bir iki veliyle da davalı bir tip. Dövecek beni sandım ama bazı çektiğim şeyleri rica etti. Sanırım taktik için izleyecekmiş tekrar. Bir iki video verdim herife mecbur. Dağhan beni tanımıyor, göz göze geliyoruz ama ikinciye pek baktığı yok. Kendimi çirkin hissetmeye başladım. İlk kez fotoğraf çekmeye çıkarken böyle süslenip duruyorum ama... Evet eziğin tekiyim aynen Merve aynennn geç dalganı. Bu romantik hallerim Gül'e benziyor, beni sen anlarsın Gül çiçeğim... Ama ben bile bana alışamadım. Adana'da çok yalnızım. Sizi özlüyorum. (belki bu dağ çocuğuyla konuşmayı denerim) Sevgilerle, Götçe'niz... ⚽️ Sekiz sene öncesi bana çok uzak geliyordu. Zaten uzak bir zaman sayılırdı fakat lise henüz dün kızlarla okul çıkışı sahile gittiğimiz bir zaman diliminde gibi burnumda tüterdi. Hiç büyüyememiştik sanki. Hep liseli o haylaz kızdım. Ama Adana'da geçen birkaç aylık lise dönemim onlarca yıl uzaktaydı. Bana hep daha mesafeli, daha uzun geliyordu. Halbuki hemen yanımda dikiliyordu. Varlığı uzun zamandır benimleydi Adana'nın. Çünkü o memleketin adını kazıtan bir adamdı benim nezdimde. Eğer ki o olmasaydı babamın mesleği sebebiyle uğradığım onlarca şehirden biri olurdu sadece. Dağhan bana Adana'yı hatırlatandı. Ve elinde kendini tutuyordu. Bir CD sadece ama on yedi yaşındaki Gökçe'yi de, on sekiz yaşındaki Dağhan'ı da sarıp sarmalıyordu. "Bu ne?" dediğini duydum ben dalgınlıkla aklımdaki mektubu okuyup dururken. CD'nin üzerine takılan gözleriyle duraksadı. Annem, "Aman Gökçe bir sürü video da çekiyordu," diye girdi araya, hiçbir şeyin farkında da değildi. "Onlardan biridir. Bazıları kayboldu ama." "Abla bak kaşının çizik olduğu zamanların." Herkes başka bir dertteydi, daha doğrusu işin hala eğlencesindelerdi. Fakat benim kalbim at yarışın…