Gol 8: Flaş
Yazar: Sıla

Selamlarrr! Yorumlarınızı okumaya bayılıyorum arkadaşlar hahsjdjdjd ayrıca editlerinize de, çuk teşekkürler efenim 🫰🏻 İyi okumalar... ⚽️ Yolun altımızda kayışını izlerken, "Buyur Hüsnü abi," dedim telefonda konuşan adama. Merve ve Gül'ün dikiz aynasından bana dönen bakışlarını izlerken bakışlarımı kaçırdım. "Nasılsın?" "İyiyim, Gökçe, iyiyim de..." diye girdi lafa direkt. Ne diyeceğini tahmin ettiğimden dolayı gözlerimi yumdum. Elim hızla fermuarımın ucuyla oynamaya başladı. "Kirayı hala yatırmadın kızım, bir sorun mu var?" "Şey..." Mırın kırın ettim, sorumsuzsun Gökçe, bir başının çaresine bakamadın. "İşten çıkarıldım da..." "Yine mi?" Utançtan yerin dibine girecektim. "Geçen ay iyi yere girmiştin, bir daha olmaz sandım." "Geçen sefer ben istifa ettim," Aklıma gelenler karnımın kasılmasına sebep oldu. Hüsnü abi bilmiyordu tabii, ona sadece çıktığımı söylemiştim. O herifin pislik elleri geldi aklıma, o çirkin bakışlar şu anda da üzerime dikilmiş gibi gerildim. "Bu sefer çıkarıldım ama arıyorum iş, bulurum yakında-" "Geçen sefer çok görmezden geldim," diye konuştu kısık bir sesle. "İki ay idare ettim seni. Yine edemem kızım, biz de tek bir daireye bakıyoruz." Yutkunurken, "Haklısın tabii," dedim içime kaçmış bir sesle. "Ama kısa sürede-" "Yapma Gökçe," Yaşlı bir adamdı, lafını esirgemezdi. Arkada karısının ona fısıldadığını duyabiliyordum. "O iki ayı hala taksit taksit ödüyorsun, nasıl kısa sürede ödeyeceksin?" "Haklısın Hüsnü abi," dedim yine. "İstersen yine günübirlik temizliğe geleyim." Merve ön koltuktan hızla bana döndüğünde başımı başka yere çevirdim, bilmiyorlardı. "Babangillerden borç alıver?" Babamdan istesem verir miydi? Elbette verirdi, elinde avucunda ne varsa bize harcamaya bayılırdı ama istemezdim. Hiç istememiştim, istemeyi bilmiyordum bile. On dokuz yaşında İstanbul'a taşınmak demek babamı da bir yerde karşıma almaktı. Çok diretmiştim gideceğim diye, aileme ne kadar bağlı da olsam hayallerim İstanbul'daydı. Aç kalmıştım, açıkta kalmıştım ama bir kere olsun, ben sana demiştim Gökçe, dedirtmemiştim. Yine dedirtmeyecektim. "Onlar da pek müsait değiller," diye yalan söyledim yine. "Bana bir ay daha müsaade verirsen-" "Tamam Gökçe tamam," Bıkmıştı adam, ofladığını duydum karısının. "Bir hafta müsaade veriyorum sana. Benim de hoşnutluğum bir yere kadar kızım." "Hı-Hım..." diye mırıldandım sadece, ağzımı açamadım. Bir şey demeden kapattığında kararan ekranla bakıştık bir süre. Gül arabayı yeni bir sapağa sokarken, "Temizliğe mi gidiyordun?" diye sordu gergin bir sesle. Saklayacak halim yoktu, gerçi şu ana kadar saklıyordum. "Yaşlı insanlar, ara ara temizlik, yemek falan için yardım ediyordum..." Merve yine bana döndü. "Ve para alıyordun?" "Ne ayıp bir şey yapmışım gibi tepki veriyorsunuz?" diye konuştum titreyen sesimle, ben gerçekten böyle duygusal bir insan değildim. Ne oluyordu bana? Çok anlamsız tepkiler veriyordum. Kırgın hissediyordum bir şekilde, neye neden kırgındım ki? Haksızdım. "Bir tanem elbette ayıp bir şey yapmadın," dedi Gül çatık kaşlarla. "Paranı taştan çıkarıyorsun, helal olsun ama o kadarına düştüysen gelip bizden isteseydin?" Gül çalışmıyordu, onun parası Emre'nin parasıydı. İsteyeceğim ya da alabileceğim bir para değildi. Merve de benim gibi tek başına çalışıp yaşıyordu, ilk girdiği şirkette durmadan yükselmişti, benim gibi medcezirde değildi. "O kadar da düşmedim." "Bırak şu evi ya," dedi Merve çıkışarak. "Gel benim yanıma taşın." "Tek göz oda eve nereye sığışalım Merve?" derken gözlerimi ovaladım. Stresten kirpilerim bile dökülüyor gibi hissediyordum. "Sen de çalışıp didiniyorsun..." "He ben işsiz kalsam bana bakmayacaksınız yani?" diye sahte bir şaşkınlıkla konuştu. Elini kalbine yasladı büzülen kaşlarıyla. "Tamam anladım, Gökçe tamam. Bu sahte bir dostlukmuş, tamam Gökçe. Sen bana bakmazsın yani. Kanepene bir çarşaf seremezsin, yatakta yana kayamazsın yani? Tamam Gökçe tamam. Yatarım ban sokakta-" Gözlerimi devirdim. "Saçmalama." "Doğru söylüyor," Gül de ona katılırken büyük marketin açık ot…