Gol 6: Kapı
Yazar: Sıla

Oy verelim mi? İyi okumalar... ⚽️ Otobüsten indikten sonra müzik dinleyerek yürüdüğüm yolu dilerdim ki bugün de öyle yürüseydim ama kardeşim sayesinde bu pek mümkün değildi. Ekranım dörde ayrılmışken her aile bireyim farklı bir kutucuktaydı. En rahatsız edeni şüphesiz ki durmadan konuşan Göktuğ'du. "Abla," dedi yine kendi varlığını hatırlatarak. "Bana forma al." "Bak, benim kız," Babam yolda yürüyorken bir anda yanına gelen esnaflardan birine ekranı çevirdi. Normalde katı bir insandı, mahrem anlayışı çok kuvvetliydi ama sanırım konu beni İstanbul'da çalışırken göstermeye gelince pek geçerli değildi bu. "İşe gidiyor şu an." "Gökçe hatırladın mı beni?" diye ekrana eğildi bağırarak fırıncı Necip Usta. "Necip amca daha geçen ay oradaydım ya, nasıl unutayım?" "Ne bileyim kızım, futbolcuları görüp bizi unutuvermişsindir belki." "Yok Necip amca unutmadım." "Çok bakma kızıma Necip, nazar değdireceksin," Babam ekranı ondan çekip yürümeye devam ettiğinde annem üfledi. "Ne gösteriyorsun kızı o zaman Halit?" dediğinde babam kaşlarını çattı. "Ömrüm kızımla gurur duymayayım mı?" "Üff baba!" Göktuğ uzakta olmanın verdiği cesareti yaşıyordu sanırım, yurt odasında yatakta camış gibi yatıyordu. "Gören de uzaya çıktı sanacak." "Nevzat Demir'de, boru mu?" Gülmeme engel olamadım. "Baba sen onu demeyi nereden öğrendin?" "Senin bu avanak kardeşin söyleyip duruyor," derken evin kapısına geldi, annem kendi kutucuğunda örgü örerken kapı sesine baktı sanırım. "Ömrüm ben geldim." diye konuşunca babam, "Duyuyorum." diye havalandırdı kaşlarını. Göktuğ da güldü. "Anne ne kadar seviyorsun kocanı." "Sus lan hayta," Babam eve girip anahtarlığı koyarken annemin yanına ilerledi. "Sen niye bu saatte yatıyorsun?" "Saat daha sekiz, beni zaten arayarak uyandırdınız." "Dersin yok mu ablacığım?" "Yok, ablacığım," dedi benim gibi sahte bir sesle. "Tıp okuyorum ben bulaşmayın bana." "Kızım gitmedin mi işe daha?" Annem gözlüklerinin ardından bana bakarken yanına oturan babam da kamerasını anneme doğrulttu ve artık annem iki pencerede de vardı. "İndim şimdi otobüsten, yürüyorum." Babam kamerayı kendine çevirdi. "Gökçe sana bir araba lazım," derken annem de onu onaylarcasına kafa salladı hızla. "Kaç yaşına geldin hem, ehliyetin duruyor bir köşede. Uyguna bir şey bulalım." Ayı zor görüyordum, hala kredimin borçlarını ödemeye çalışıyordum ama babama sadece gülümsedim. "Yok baba ya," derken bana el sallayan İlhan abiyi gördüm, kapıya yaklaşınca ben de salladım. "İstanbul'da araba sahibi olunmaz. Toplu taşıma buranın zenginine de fakirine de hitap ediyor." "Zenginlikle ne alakası var kızım?" derken o da gözlüklerini takıp dikkatlice baktı. "Bazen arkadaşlarınla çıkıyorsun dışarı, taksiye binmeyin geceleri." "Geceleri sen ne yapıyorsun abla dışarıda?" Göktuğ fırsat bulsa feminist yürüyüşlerine katılırdı ama konu ben olunca sırf laf olsun diye taşralı baba figürüne dönüşüyordu. "Ne ahlaksızlık..." "Ahlaksızlık göreceksek seni izleyelim eşşeğin doğurduğu," Babam bir anda ağzını tutamayınca beni bir gülme aldı, kulaklığım düşecekti neredeyse. Annem tabii ki ters bakışlarını bana yöneltirken, "Yani mecazi anlamda," diyerek ona baktı babam. "Halit..." "Ömrüm denizatlarında erkekler doğururmuş biliyo'n mu?" "Baba sen denizatı mısın?" dediğinde Göktuğ, babam ona, daha doğrusu kameraya öyle ölümcül bir bakış attı ki ben bile dudaklarımı birbirine bastırdım. Göktuğ da kafasına yorganı çekti. İlhan abi bana kapıyı açarken, "Günaydın Gökçe kız," diye gülümsedi. Babamla annem hızla ekrana fokuslanırken, "Ne bakıp duruyorsun telefona öyle?" diye sordu. Pat diye ekranı ona çevirdim. "Annemle babam." Bir de sokaktan bulduğumuz çöp. "Aaa!" İlhan abi hiç garipsemedi, telefonu elimden nazikçe alırken kulaklığı çıkarıp sesi dışarı verdim hızla. "Merhabalar, nasılsınız?" "Merhabalar, merhabalar," Herkesten ultra bir naziklikle selamlama sesi geldiğinde güldüm. "Gökçe'nin iş arkadaşı mısınız?" "Güvenlik İlhan ben," diye tanıttı kendini İlhan abi. Kameranın açısına ben de girdim. "Nevzat Demir'in k…