Gol 24: Pençe
Yazar: Sıla

Se-lam-lar! Nasılsınız? Sınav haftasını benim gibi zor geçirenlere sabır diliyor ve sizi bölüme alıyorum. Oy atmayı ve bool bool satır arası yorum bırakmayı unutmayın <3 Ve Instagram: yilassil Postmagazinnn İyi okumalar! ⚽️ İstanbul, iki kıtayı birleştiren, manzarasıyla dudak uçuklatan ve tüm kaosuna rağmen havasına alıştıran bir şehirdi. Çanakkale'den İstanbul'a on dokuz yaşımda geldiğimde şehirden şehire savrularak büyümeme rağmen adeta şok olduğumu hatırlıyordum. Böylesi bir güzellik böylesi bir kaosa yem oluyordu gözümde, kalabalıktan güzelliğe kör oluyordunuz. Şimdi köprüden geçiyorken önümdeki güzellikten gözlerimi alamıyordum, sanki burada ilk günümmüş gibi birkaç fotoğraf çektim turkuaza karşı mest oluyorken. Arada kendi fotoğrafımı da çektiğimde otobüsteki birkaç bakışı yakalasam ve utansam da kameramı indirmedim. Neyse ki gölgede oturuyordum da ekranı rahatça görebiliyordum. Metrobüs tüm hızıyla dönüşe girdiğinde elim sosyal medya hesabıma girdi, yoğun olduğum dönemlerde nasıl rüzgar oynamıyorsa hesabımda, fırsat bulduğum ilk anda da renge renk ekliyordum. Neredeyse üç aydır hikaye bile atmadığımı fark ettim. Avusturya'da çekindiğim çok güzel fotoğraflarım vardı fakat o kadar yoğun geçmişti ki aklıma bile gelmemişti paylaşım yapmak. Elim hikayelerime gitti, boğazı ve kendimi çektiğim birkaç fotoğrafı hızlıca bir kolaja çevirdim, arkaya da Teoman'dan İstanbul'da Sonbahar'ı koydum. İstanbul'da yazdı fakat sonbahar olduğunu hayal etmek bu sıcakta fena değildi. Hikayeyi atmamla anında bildirimlerin uçuşması bir oldu. Cihangir abinin isteğiyle dün hesabımı gizliden çıkarmıştım, yavaş yavaş açılmaya başlıyorduk. Her ne kadar başta hesabımı ve Dağhan'la fotoğraflarımı ortaya sermenin inandırıcılığı azaltacağını düşünsek de artık haftalar geride kalmıştı, atmamak garip duracaktı. Babam beni öldürecek. Çoktan yüz bine yaklaşan takipçi sayımla anlık duraksasam da hikayenin anında onlarca beğeni alması beni daha da şaşırttı. Elim ayağım titredi panikten, mal gibi kalakaldım. Böyle bir etkileşim beklemiyordum. Hikayeye yorumlar düşüyordu, üstten okuyordum. Abla İstanbulu falan siktir et, dağhan abi nerede? METROBÜS MÜ O Gökçe Kıran'ın metrobüse binmesi halis mi ya Bunu metrobüsteyken görmem... Sevgilin milyarlar da kazansa işte zincirlikuyu metrobüsü bir gün herkese nasip olacak Biz senin için tag başlatalım, senin yaptığına bak şaka gibi ya Abla ülkeyi birbirine kattıktan sonra keyfin yerinde mi Nası bir his anlatsana ya dağhan öztürk afiyet olsun ya yüzsüz ABLA SEN YAŞIYOR MUYDUN YA Ev yanarken babam Maşallah utanmadan hala paylaşım yapıyor olman :D çog guzel Dağhan'ın gavatlığı şaka mı kızı metrobüse bindirmiş Yorumları kısıtla seçeneğini gördüğüm ilk an aktifleştirdim. Yalnızca takip ettiklerim yorum yapabilecekti artık çünkü birkaçı bile bana yetmişti. Kötü yorumları silesim gelse de bunun da bir tepki yaratma olasılığı vardı, üstelik... Haklı sayılırlardı. Yüzsüzceydi yaptığım. Utanmazcaydı. Öyle bir kaos yarattıktan sonra açıklama bile yapmamıştım ama ne diyecektim ki o an? Tüm o safsatayı düşününce o gün hissettiğim gibi tüm kaslarım gerildi, birkaç saniye yola bakıp sakinleşmeyi diledim ama bir anda gelen bildirimle gevşediğini sandığım kaslarım iflas etti. Dağhan Öztürk sizi takip etti. Uygulamadan çıkıp elimin arama kısmına gitmesi saniyeleri bulmadı, son arananlar kısmında herkesten çok gözüken ismine tıkladım, en son dün uçaktan inerken görmüştük birbirimizi, evlere dağıldığımızda beni bırakma teklifini de reddederek taksiye binmiştim. Çünkü utanıyordum, hem de deli gibi. Cinsel çekim yalnızca sarhoşken ortaya çıkmıyor Gökçe, sadece sen sarhoşken normalde içinde tuttuklarını çıkarıyorsun ortaya. Ben ayıkken de sende o çekimi görmek istiyorum. Ih öpersin. O akşamın geri kalanında sadece Emirhan ve Tayyip'le dans etmiştim. Dumanlı kafam belki de o an hayatına devam edebilmişti ama sabah uyandığımda yataktan o kadar zor çıkmıştım ki... Koca bir domates olarak gezmiştim. Dün gece nasıldı, ne yaptınız sorularına karşı h…