Gol 13: Ayna
Yazar: Sıla

Selamlar! Hastalık+okul deyince geciktik ama yine de geldik. Umuyorum ki bundan sonra gerekmedikçe bir gecikme yaşamayacağız. Ayrıca bölüm günümüz de artık pazar günleri olsun. Oylarınızı ve çok sevdiğim satır arası yorumlarınızı eksik etmeyin lütfen. İyi okumalar dilerim. ⚽️ "Olsun mu olmasın mı?" Kamerayı en iyi açıya ayarlamaya çalışırken yılların deneyimini unuttum adeta, elim ayağım birbirine girdi. Kamera neredeyse düşüyordu ki son anda tutup masamın üzerine koydum. Tam da güneş ışığının vurduğu yerdeydim, salak saçma bir poz verirken kızlardan evet ya da hayır cevabı bekledim ama Merve bir anda, "Dert sana uğramasın mııı-" diye şarkıya girdi. "Ya sus! Acelem var diyorum!" "Saat sabahın yedisi, ya sabır ya selamet-" "Aşkım yine Hababam Sınıfı Ahmet gibi giyinmişsin, kalem tıraşın nerede?" Gül'ün baygın sesiyle oflarken kamerayı almadan dolaba ilerledim. Ellerim gömlekler ve sweatlerim arasında dolanırken en iyi seçeneğim aslında pijama giymekti, tahmin etmeliydim. Çizgili pijamamı giyecektim ve gidecektim işte, daha ne olsundu! "O gömleğin bir iki düğmesini aç, Göko, valla boğulacaksın şimdi." "Geçen sefer pijamanın altına topuklu giyindiğinde daha güzel olmuştun." İşte dediğim buydu, hem rahattı da! Dolabın önünden büyük bir isteğin getirdiği ama kurumsal hayatın müsaade etmediği bir şüpheyle onlara dönüp baktığımda yüz ifadelerini net göremedim ama, "Sakın!" diye bir uyarı geldi Gül'den. "Ayrıca sen normalde buraya çok resmi giyinip gitmiyorsun ki? Neden bugün bu telaşın?" Merve yine yatağındaydı -ki normal olan buydu ama olsun- kulağına kadar çektiği yorganıyla yüzünün her açısını en yakından göstermek ister gibi tutuyordu. "İki hafta önce Beşiktaş'a geri dönen kız olarak gitmiyordu oraya ama," diye konuştuğunda haklılığıyla bakışlarım aynada kendimle buluştu. "Şimdi öyle gidiyor. İnsanların onun hakkındaki ilk görüşü iki ay önceki ilk günüyle değil, bugünkü haliyle belirlenecek." "Tamam insan sarrafı, tamam," Gül pek kaale almadı. "Ben seni oraya neredeyse eşofmanla giderken gördüm. Çok takılma, giy bir pantolon, giy bir gömlek, yeter." demesiyle üzerimdekileri işaret ettim ama hızla cık cıkladı. "Çıkar şu gömleği, valla kendimi boğacağım! Gömlek pantolon anlayışın buysa!" Merve ben sanki kafasına silah dayıyormuşum gibi bir sesle araya girdi. "Gökçe işe gitmeden bir saat daha uyumak istiyorum sadece. Bırak da beni-" "Zaten şu an kalkıp hazırlanman gerekiyor aptal! Ya ayrıca gece beni ara diyen sendin!" "Olabilir, o anlık iyi ve ilgili bir arkadaş olasım gelmiştir ama şu an seni boğmak isteyen arkadaş olmak istiyorumdur? Hayat bu, her an her şey ola-" Telefona ilerleyip görüntülü aramayı kapatmamla sesi de ifadesi de yarıda kaldı. Tekrar ve tekrar oflayarak telefonumu yatağıma attım ve dolaptan koyu lacivert, kot, boru inen pantolonlarımdan birini aldım. Üzerine de açık mavi bir gömlek alınca, altına da spor ayakkabıları çekince tam olurdu. Çözülemeyecek bir kombin günü yoktu. Peki ya çözülemeyecek 'ikinci ilk iş günü' var mıydı? Vardı, o da bugündü. ............... Her zaman yürüdüğüm yolları yürümek bugün farklı hissettiriyordu. Bunu en çok, "Günaydın Gökçe," diyen İlhan abiyle anladım. Yüzünde garip bir gülümseme, nazik tutmaya çalıştığı ses tonu mesafeliydi. Yutkunurken onda olan garip gülümseme bende de oluştu. "Günaydın İlhan abi," diye girdim kapıdan içeri. "Nasılsın?" "İyiyim, iyiyim de..." Mırın kırın ettiği sesiyle etrafa bakındı, henüz kimse gelmemişti sanırım. "Sen de iyisindir umarım. Benim kız gösterdi biraz magazin şeylerini... Bayağı edepsizleşmişler." Böyle olaylarda ismimin geçmesi cidden çok kötüydü. Dudaklarımı birbirine bastırırken bakışlarımı kaçırmak istedim. "Biraz öyle evet." "Geri döndün? Temelli mi?" Temelli olarak çağrılmama rağmen, "Bilmiyorum," diye konuştum. Sanki kapıdan içeri girdiğim an beğenmedik seni deyip geri yollacaklardı beni. Aptalca düşünüyordum, alacağım bir hak vardı. "Ben içeri geçeyim." Bir şey demeden o garip sessizlik yaşandığında hızlı adımlarla binaya yürüdüm. Dakika…