Gol 1: Yanlış Açı
Yazar: Sıla

Merhabalar, Gökçe ve Dağhan bir süredir bende. Artık sizde de olsun istedim. İyi okumalar. ⚽️ "Senin durduğun açıyı da sikeyim... Vereceğin pozu da sikeyim..." Kafayı yiyecektim. Bu adam bana kafayı yedirtecekti. Yan masamda oturan Kaan'ın sesiyle başımı bilgisayardan kaldırdım. "Ne dedin Gökçe?" "Yok bir şey," derken suratımda sevimsiz bir gülümseme oluştu. Bilgisayarda yeni bir klasör açtım hızla, küfür ettiğimi duymamıştı ama sinirli olduğum belliydi, kime olduğunu bilmesine gerek yoktu. Çünkü sorumlumuza kalsa hazırladığımız postlarda beğenmediğimiz bir kısım varsa bunun tek sebebi bizdik. Nevzat Demir'de çalışmaya başladığımdan beri birkaç hafta oluyordu, elime her kamera verildiğinde sinir krizi geçiriyordum. Tüm oyuncuların fotoğrafları sağlamken Dağhan'ınki bok gibi çıkıyordu tabiri caizse. Herif o kadar çok bilmiyordu ki poz vermesini tek iyi çıktığı fotoğraf ondan habersiz antrenmanda çektiğim fotoğraflarıydı. Gerçi henüz adam akıllı bir antrenmanları da olmamıştı, benim ilk iş günüm onların son günüydü ve şimdi tatilden dönüyorlardı. Sosyal Medya Ekibinin başı Cihangir abi tatlı bir adamdı, iyiydi hoştu ama derdimi de anlatamıyordum. Adamın iş disiplini benim bildiğim gibi değildi. İnatla, adam bilmiyor değil sen çekemiyorsundur, diyip duruyordu bir de. "Cibiliyetsiz..." "Gökçe ne mırıldanıyorsun kızım?" Kaan dayanamaz gibi hararetle çıkıştığında çatık kaşlarımla bu sefer ona baktım. "Kaan dön işine, asabımı bozma." "Senin asap zaten bozuk gibi," Onun tuzu kuruydu tabii, beyefendiye yeni transferler verilmişti, otistik Dağhan'la uğraşan bendim. "Post çıkardın mı?" "Dağhan kaldı," dedim derin bir nefes alarak. Sandalyem neyse ki çok rahattı, arkama yaslanırken başımın ağrısını düşünmemeye çalıştım. "Ona azıcık shop yapsam..." "Yap, yap bakalım da Cihangir abi seni sahanın ortasına kamera diye diksin." Sosyal medyacının da şakası çekilmiyordu. "Gençler saat oldu yedi buçuk, gelecek takımdakiler, hadi hadi." Cihangir abinin sesini duyduğumuzda ikimiz de irkildik. Ofise panikle girmiş yine elleri kolları havada sallanıyordu. "Ayaklı kamera, hazır mısın?" Sosyal medyacının taktığı lakap da çekilmiyordu. Hiç üstüme alınmadım, köşedeki askılıktan ceketimi alıp giyinirken tabiri caizse görmezden geldim adamı. Ben masanın üzerine ayarladığım kamerayı alırken, "Sana diyorum Gökçe!" deyişiyle ona baktım. Gökçe de canımı ye! Ayaklı kamera ne ya? Yeni nesil objeleştirme mi? "Buyur abi?" "Hazır mısın diyorum kızım? Bak Gökçe sana güveniyorum," dedi babacan bir tavırla. Henüz kırklarının başındaydı ama tüm ekibe karşı abiden fazlası gibi davranıyordu. Sonra bir bakmışsın sana ayaklı kamera diyor... ya sabır... "Her şeyi güzelce çek, eksik olmasın zaten Cut'ta hallederiz her şeyi. O samimi ortamı yakalayalım, milletin diline düşmüşüz zaten." Kaan güldü. "Ne diye düşmüşüz abi?" "Ruhsuz diyorlar oğlum," dedi gururuna yediremezmiş gibi. "Bir takım ruhsuz diye tanınıyorsa sosyal medyacısında iş yoktur, suç bizde demek ki." Abi suç tam olarak ne zaman futbolculara kalacak ya? Ayrıca suç bende falan değildi, daha ilk maaşımı yeni almıştım. "Hallederiz abi," dedim bunun yerine. "Merak etme sen." "Abi samimi ortam için kameracı olarak Gökçe'yi vermen de ironik." Yeni transferlerin tanıtım postunu ayarlarken oyuncu koltuğunda yayılmıştı. Yüzündeki gevşek gülümseme ona bakışımla soldu. "Gökçe'den daha iyisi olamaz tabii." diye değiştirdi lafını hızla. "Yap R'ni bakalım..." Sosyal Medya'nın tesisteki ofisi küçüktü, zaten üç beş kişilik, görev paylaşımcı bir ekiptik. Odanın köşelerine ikişerli atılan masalar vardı, editle uğraşmak için sakin bir ortamdı. Kaan'ın yanında oturmak bazen o sakin ortamı çok bozduğu için, dizüstü bilgisayarımı alıp tesiste sakin bir köşeye gittiğim sıktı. Şimdi tüm gün futbolcuların götünde dolanacaktım, diliyordum ki Kaan'ın çenesini bana özletecek bir gün olmazdı. Cihangir abinin paniğiyle hızla yanıma gereken kamerayı ve bir kaç yaka mikrofonunu aldım, belki küçük bir röportaj ya da oyun ortamı kurardım çünkü Ci…