YANIK YAKARIŞ

8.Bölüm: Fesih

Yazar:

YANIK YAKARIŞ - Merve Korkmaz kitap kapağı
YANIK YAKARIŞ kitap kapağı

Zihnimde bir defterin sayfaları teker teker açılıyor, kapanıyor ve defterin sonu geliyordu. Boş bir defterdi. Ne olduğunu anlayamadan Salih'in dudaklarından dökülen kelimelerle ben darmadağın olmuştum, o an sadece bir şey değil, çok şey kırılmıştı içimde. Bilmediğim bir geçmişte bilmediğim bir suçla bilmediğim bir karar, bana mı aitti? Şimdi bilmediğim o geçmişin günahkârı mı ilan ediliyordum? Salih'in bakışlarında yakaladığım şey bu muydu? Öfke ve pişmanlık varmışçasına, sanki onu ben mahvetmişim gibi. Böyle bir bakış mıydı yoksa ben mi farklı anlıyordum? Ya da bu bakış, bana söylemek istemediği o konuyu söylemiş olmasının hissettirdiği bir pişmanlık mıydı? "Ne?" diyebildim, sessizce. Kalbim ağrımıyor, kalbim inkârlarla dolu bir yakarışı haykırarak bütün odacıklarını yakıyordu. "Şimdi bilmediğim bir gecenin günahkârı mı ilan edildim?" "Hayır, sen beni-" Tabakları masanın üzerinden alırken ellerim titredi, kırmak istedim. İkisini de, sıra sıra. Ama kırılan çoktan ben olmuştum. Salih'in yanından geçip giderken bakışlarını üzerimden çekmemişti, bense ne onu görmek istiyordum ne de onunla aynı ortamda bulunmak istiyordum. Sadece bir suçlama olarak kalmamıştı sözleri, bütün geçmişime damgaladığı kara bir mühür gibi izi kalmıştı. Mutfaktaki yalnızlığım çok sürmeden Salih de peşimden gelmişti ama ona aldırış etmeden tabakları yıkıyordum, tabaktan çok ellerimi yıkamak istediğimi fark ettiğimde gergin bir nefes vermiştim. Ellerimi ne kadar yıkarsam yıkayayım o bilmediğim leke orada sonsuza dek geçmeyecekmiş gibi geliyordu. Daha adımdan bile emin değilken bana söylediği sözler ellerimde derin lekelerin var olduğunu düşündürmüştü. Bu benim kalbimi yakmıştı. Salih arkamdan uzanıp musluğu kapattı. "Ne yapıyorsun sen?" "Seni görmek istemiyorum." "Beni yanlış anladın." Ona sırtım dönük kalmaya devam ederken nefesini sırtımda hissediyor olmak gözlerimi kapatarak hislerimi bastırmama neden oldu, şu an ona karşı bir şey hissetmek de istemiyordum. "Ve ben seni hâlâ görmek istemiyorum." "Ben yanlış bir şey söylemedim." Salih'in bu hazır ve duygusuz cevaplarına artık tahammül edemiyordum, "Sen benim hafıza kaybımı kullandın," diyerek sertçe çıkıştığımda ona doğru dönmüş, ne kadar yakın olduğumu o an fark etmiştim. Başımı kaldırarak gözlerinin içine baktım. "İsteyerek öyle düşündürdün ve şimdi kendi düşündürdüğünü benim üstüme atıyorsun." "Senden öyle düşünmeni beklemedim ben." "Adının Eflal olduğu konusunda bile şüpheleri olan birinden ne bekliyorsun?" Salih'in sesi de ister istemez benim gibi yükseliyor, aramızdaki bu gerilimi giderek alevlendiriyordu. "Öyle düşünmen şimdi benim suçum mu oldu?" Artık dayanamayıp, "Evet," feryadı boşaldı dudaklarımdan, nerede olduğunu bildiğim o tabağı görmeden alırken Salih'in gözlerinin içine bakmaya devam ediyor, o tabağı yere çarpıp kırarken de Salih'in gözlerinin içine bakmaya devam ediyordum. "Sen o geceden beni suçlu çıkarmak istedin." Salih bir adım atarak yaklaştığında bir adım geri çekilmek istemiştim ama yarım adım bile atamadım, sadece bedenimi tezgaha yaslayacak kadar bir alanım vardı ve şimdi onu da kullanmıştım. "Seni suçlamadım," dedi beklemediğim bir sakinlikle, beni yatıştırmak ister gibi. "Sen öyle anlamak istedin." Kendimden ödün vermeden gözlerine öylece bakmaya devam ettiğimde boynumun ağrıdığını hissediyordum. "Başka ne anlamam gerekiyordu?" Salih boynumun ağrısını hissetmiş gibi ya da kendisi de fazla aşağı bakmaktan boynu ağrımış gibi eğilerek kafalarımızı aynı hizaya getirdi, bunu yaparken elleriyle beni tezgahta kafeslemişti. Artık yüz yüzeydik. "Gerçeği anlaman gerekiyordu." Sakinleştiğimi ne zaman fark ettiğimi bilmiyordum ama bunu fark ettiğimde de bu sefer kalbim hızlanmaya başlamış, nefes düzenimi bozmuştu. "Gerçek olan ne?" "Benim onu söylemem doğru değildi, bunu sen hatırlamalıydın," dediğinde bakışları küçücük bir an burnumun ucuna düştü, yüzümün başka bir noktasına bakmamak için baktığı bir yetinme duygusu gibi. "Bunun öfkesi, bunun pişmanlığı." Kaşlarımı çattım. "Bu mu gerçek…

Bölümün tamamını WritePad'de oku