YANIK YAKARIŞ

4.Bölüm: İz ve Giz

Yazar:

YANIK YAKARIŞ - Merve Korkmaz kitap kapağı
YANIK YAKARIŞ kitap kapağı

Siyah defterin kapağını usulca örttüm. İki sayfa da olsa Salih’in yazmış olduğu kelimeleri okuma cesaretine şu an için sahip değildim, bu düşünceyle defteri aynı yerine olduğu gibi geri bıraktım. Ama gözlerimi alamadım. Sanki harfler fısıldıyor, kelimeler ise zamanla küllenmiş bir yangının dumanı gibi sessizce yükseliyor, kulağımın kenarında dolaşıp zihnime sinsice sızmaya çalışıyordu. Her biri ayrı bir yaradan doğmuş gibi, tek başına sessiz ama bir araya geldikçe derinleşen bir çığlığa dönüşüyordu. Gözlerimi kapattım ve ne kadar gözlerimi kapatsam da o kelimelerin gözleri vardı; bana bakıyorlardı. Kalbime bindiğini hissettiğim yüke daha fazla dayanamayarak ağır adımlarla odadan ayrıldım. Günler geçtikçe yürüyüşüm artık beni zorlamıyordu, iyileşiyordum ve en önemlisi yabancı gibi gelen bedenimin gerçekten de bana ait olduğunu hissetmeye başlıyordum. Ev ıssızdı ama bu beni ürkütmemiş, rahatlatmıştı. Bu rahatlıkla mutfağa geçip önce kahvaltımı etmiş, ilaçlarımı içmiştim. Su tüketimime de ayrı bir özen göstermiştim. Sonrasında da küçük bir ev turu yapmıştım. Mutfaktan ayrıldığımda sağımda banyo kalıyordu ve solumda ise koridor uzanıyordu. Koridor aslında dar değildi fakat ışık yetersizliğinden dolayı daha sıkışık ve karanlık görünüyordu. İlerledikçe koridorun ortasında iki kapının birbirine paralel olduğunu görülüyordu; sağ taraf benim kaldığım oda, sol taraf Salih’in kaldığı odaydı. Koridorun başladığı yerde ise evin bütün ışığını yutan oturma odası vardı. Odayı incelemeyi çok isterdim, iki koltuk ve bir halı dışında başka eşyalar da olmuş olsaydı. Gerisi zaten boydan boya taş duvarlardan ve taş zeminlerden ibaretti. Hafif sağa dönünce çıkış kapısı tam karşımda kuruyordu; sessiz, hareketsiz ama varlığıyla dikkat çeken bir sınır gibi. Tam o an Salih eve girmek üzereydi, anahtarları yuvasına yerleştirmiş ve kapıyı aralamıştı. Siyah kotunun üzerinde ilk defa beyaz bir tişört giydiğini görüyordum, şimdiye kadar hep siyah tişörtlerle görmüştüm onu. “Halı fazla olmuş,” diye küçük bir yorumda bulundum, kapıyı kapatmasını bekleyerek. “Bence kaldırmalısın.” “Burada yaşamıyorum,” dedi soğuk bir sesle. Soğuktu ama daha derine inersem oradaki soğuk yangının bilincinde olan tek kişiydim. “Buranın daha güvenli olacağını düşündüğüm için buradayız, iznim bittiğinde geri döneceğiz.” “Emniyetin önünde inerim ben,” dediğimde Salih’in boş bakan ve aynı zamanda çok beklersin adlı bakışları gözlerimi buldu, dudaklarımı birbirine bastırdım. Siyah gözleri bir silahın namlusu gibi gözlerimi hedef alarak yanımdan geçip koridora yöneldi, arkasından yavru bir penguenin adımları gibi attığım adımlarla onu takip etmeye başladım. “Nereye geri döneceğiz ki? Ben ailemi bulmak istiyorum. Kim olduğumu sana sorarak ailemi bulamam ben. Anlıyor musun beni? Polise götür beni, seninle kalmak istemiyorum-” Salih’in ne zaman durduğunu fark etmeyişimle ona çarpmak üzereydim ki aramıza bir bariyer gibi diktiğim ellerimle olası bir çarpışmanın önüne geçtim. İsteksizce bir adım gerilediğimde başımı kaldırdım ve gözlerinin içine bakarken asıl sormak istediğim o soruyu sordum. “Yıldız’dan hâlâ bir haber yok mu?” Bakışları donuklaştı. Gözlerindeki o katran çukurundaki bataklıklar öylesine karanlık, öylesine yoğundu ki, bataklığın kıyısında yaklaşmam bile canıma bedel olabilirdi. Öyle ki, gözleriyle ilk tanıştığımda beni zaten o bataklığın içine çekmişti. Salih bir elini usulca uzatarak kaldığım odanın kapısına uzandı, tok bir sesle açarak kapıyı araladığında gözlerini gözlerimden bir saniye olsun ayırmamıştı. “Odana gir,” dedi cansız bir sesle. “Dikişlerini alacaktım, ellerimi yıkayıp geliyorum.” Odaya geçtiğimde yine yatağın üzerinde ayaklarımı sarkıtarak oturmaya başladım, oturuş pozisyonumdan dolayı siyah tişörtüm biraz yukarı toplanmış ve bacaklarımı açıkta bırakmıştı ama sorun edecek daha önemli konular olduğunda bunu önemsemedim. Geri dönmesi uzun sürmemişti. Yüzüme bakmadan komidin çekmecelerinden ince uçlu bir makas, penset, pamuk ve ne olduğunu bilemeyeceğim ilaç gör…

Bölümün tamamını WritePad'de oku