YANIK YAKARIŞ

10.Bölüm: 27 Mayıs

Yazar:

YANIK YAKARIŞ - Merve Korkmaz kitap kapağı
YANIK YAKARIŞ kitap kapağı

(27 Mayıs Gecesi) Ben kimdim? Bir adım var mıydı? Bir sanım, bir ailem? Saçlarım hangi renkti? Peki ya gözlerim... Gözlerim hangi renkti? Başımı kaldırıp da bir türlü bakamadım üzerimdeki tişörtün rengine. Tişörtüm hangi renkti? Sanırım kendimde bildiğim tek şey bir kadın olmaktı. Karanlık bir gecenin, karanlık bir sokağında öylece yatıyordum. Başımın sol tarafında hissettiğim bir acı vardı ve o acı, bütün bedenimi etkisiz hâle getiriyordu. Hissediyordum ama bir etkim yoktu. Peki ben, neden bu hâldeyim? O acıdan sızan koyu kıvamlı sıvıyı hissettiğimde omzuma dokunan bir el, sırtımı asfaltla kısa bir an buluşturduğunda gözlerim gökyüzüne çevrilmişti. Yıldızları görmüştüm, karanlığa hapsolan. Daha sonrasında biri tarafından taşınmaya başlanmıştım, bir erkekti. Yüzünde sert bir ifade, gözlerinde alçakça bir gülüş parlıyordu. "Seni uyarmıştım," dedi rahat bir sesle, kolları arasında beni bir yere götürüyordu. "Kendi rızanla ya da zorla, o böbrek artık benim." Bir an duyduklarımı sindiremedim. Ne dediğinin farkında mıydı? Benim böbreğimden ne istiyordu? Bunun hesabını sormak istedim, içimde sustukça kabaran bir yangın büyüdü. Ne dilim dönüyordu ne de bedenim kıpırdayabiliyordu. Başımın sol tarafından bütün bedenime doğru yayılan o keskin acı, beni kendime bile yabancılaştırıyordu; sanki alnıma sinmiş bir kırık geçmişin sessiz ağırlığı damgalanmıştı. Zihnim silinmişti, şu an ise düşüncelerim bir örümcek ağına dolanmış gibi, her şey yavaş, boğuk ve uzaktı. Bir uyuşturucu etkisi altında hissediyordum kendimi, maddeden bağımsız, zihnimden kalbime ulaşarak beni etkisiz hâle getiren bir tür zehirli ilaç; bir darbe. O yapmıştı, şimdi anlıyordum. Ne diye? Ona böbreğimi vermek konusunda karşı çıktığım için mi? Bir aracın arka koltuklarına yatırdı beni, kendisi de sonra şoför koltuğuna geçerek aracı sürmeye başladı. Tamamen onun kontrolü altındaydım, hareketsizdim, hatırlamıyordum, öylece duruyordum. Kilitlenmiştim ve sanki geçmişim bir enkazın altında kalmıştı da o enkazı kaldırabilecek gücü Allah hiç kimseye bahşetmemişti. Uğultulu bir sessizlikte, yankısını sadece içimde duyduğum çığlıklarla baş başaydım. İçimde ne kadar yüksek sesle çığlık attıysam dışım da bir o kadar sustu. Aslında hiç var olmamış çığlıklardı. Beni tutan karanlık eller değildi, kendi bedenimdi. İhanetin en sessiz hâli. Zihnim gözlerimin uğradığı her noktayı kaydediyordu oysa, ışıkların titremesi, birinin nefes alışverişi gibi. Oradaydım ama o bunu bilmiyordu; kendi içimde hapsolmuş, gözlerimin ardında kıvranan bir ruha dönüşmüştüm. Kafamın içinde bile uğultular vardı, kalbimin atışı mı, beynimin savunması mı yoksa motorun sesi mi, ancak onları ayırt edemiyordum. Korkuyordum. Onunla bir bağlantımın olup olmadığını bile bilmezken, böbreğimin alınacağı o mekâna götürülürken, karanlıktan mı yoksa bedenime atılacak bir kesikten mi korkuyordum, onu bile ayırt edemeyecek kadar korkuyordum. Çünkü aracın içi karanlıktı, perdelenmiş camlardan sızan ışık bile tutsaktı bu geceye. Uyanabilir miydim bu geceden sonra? Bunun da belirsizliğini yaşıyordum içimde. Belki gözlerimi bir daha açamayacaktım, belki açarsam başka biri olacaktım. Ki zaten, şu anda başka biriydim ben. Eksiktim. Bir insan ne kadar eksilince hâlâ kendisi kalabilirdi? Ben kimdim ki, neyim eksilecek, neyim kalacaktı geriye? Bu gece bir son muydu yoksa sonsuz bir başlangıcın iç karartan eşiği mi? Aracı durduğunu anladığımda beni birkaç dakika yalnız bırakmıştı aracın içinde, ne kadar yalnız kaldığımı bilmiyordum ama bu yalnız kaldığım süre beni bir miktar da olsa güvende hissettirmişti doğrusu. Sonra biri geldi beni kollarının arasında taşımaya, bu o değildi, biliyordum. Bir başkasıydı ve hissediyordum, bu da güvenilir biri değildi. Tek katlı bir evin bahçesini aşarak evin içinde alt kata inen merdivenleri takip etmeye başladı; başım geriye düşmüş, her yeri tersten inceliyordum. Tavanlar ayağımın altında kayıyordu sanki, ışıklar yere düşüyor, gölgeler yukarıdan sarkıyordu. Bedenim evin soğuk kahve tonlarındaki duvarl…

Bölümün tamamını WritePad'de oku