YALNIZLIĞIN KIYISINDA

İLK ÇATLAK

Yazar:

YALNIZLIĞIN KIYISINDA - Effy kitap kapağı
YALNIZLIĞIN KIYISINDA kitap kapağı

Bazı anlar olur; insanın içine öyle bir çöker ki ne yapacağını bilemez. Saatlerce aynı yerde otursan hiçbir şey değişmeyecekmiş gibi hissedersin. Sussan çare olmaz, konuşsan kelimeler boğazına düğümlenir. Sonra kendi kendine, " Ağla ," dersin. " Ağla da belki hafiflersin ." Ama insan her istediğinde ağlayamaz. Bazen gözyaşları bile çıkmayı reddeder; yalnızca göğsünün tam ortasında büyüyen o ağırlığı hissedersin. O an öleceğini sanırsın. Ne gerçekten ölürsün ne de yaşamaya devam ettiğine inanırsın. Araf . "Susmakla geçti yıllar, Söylersem kırılırdım, Sussam zaten dağılmıştım. Göz göze geldik o an, Ve ben yılları yutkundum." ༺✧༻ ~ Ruelle, fleurie – Carry you ~ İnsan, bazı gecelerin diğerlerinden farklı olduğunu daha ilk nefesinde anlardı. Gökyüzü yine aynı karanlığı taşıyor, sokak lambaları aynı solgun sarılığı kaldırımlara döküyor, rüzgâr her zamanki gibi teni ürperten serinliğini gecenin içine bırakıyordu. Dışarıdan bakıldığında değişen hiçbir şey yoktu. Aynı şehir, aynı gece, aynı insanlar... Ama insanın içinde taşıdığı yük değiştiğinde, dünyanın geri kalanı da eski hâlini kaybediyordu. O gece de İstanbul yaşamaya devam ediyordu. Kırmızı ışıkta sabırsızca bekleyen arabalar, köşedeki büfeden yükselen taze kahve kokusu, son otobüse yetişmeye çalışan insanlar, kaldırım boyunca aceleyle yürüyen kalabalık... Kimse, yalnızca birkaç kilometre ötede, haritalarda bile adı geçmeyen bir binanın içinde alınacak tek bir kararın onlarca insanın hayatını geri dönülmez biçimde değiştireceğini bilmiyordu. Bilmek zorunda da değillerdi. Başımı arabanın soğuk camına yaslayıp dışarıyı izledim. İstanbul geceleri bana hep aynı görünürdü; Boğaz'ın siyaha çalan suları, köprülerin ışıkları ve hiçbir zaman tamamen susmayan sokakları... Ama ben bu şehre yıllardır başkalarının baktığı gibi bakmıyordum. İnsanlar evlerine yetişmeye çalışırken ben görevime gidiyordum. Onlar ertesi gün ne yapacaklarını planlıyor, ben ise birkaç saat sonra alacağım emrin beni nereye sürükleyeceğini düşünüyordum. Aynı şehirde yaşıyorduk ama bambaşka hayatların içindeydik. Şoför yol boyunca tek kelime etmedi. Ben de konuşmaya ihtiyaç duymadım. Bu sessizlik, birbirimize söyleyecek sözümüz olmadığından değildi; yıllar içinde aynı disiplinin içinde büyüyen herkes gibi ben de gereksiz kelimelerin insandan ilk eksilen alışkanlık olduğunu öğrenmiştim. Bir süre sonra sessizlik, konuşmaktan daha doğal gelmeye başlıyordu. Sorulmadıkça konuşmamak, istenmedikçe fikir belirtmemek ve yalnızca gerektiği kadar var olmak... Bunlar artık uyduğum kurallar değil, farkında olmadan dönüştüğüm insandı. Araç, yüksek beton duvarların önünde yavaşlayıp durdu. Demir kapı hâlâ kapalıydı. Önce güvenlik kameraları hareket etti. Ardından projektörler birer birer yanarak aracı beyaz ışığın içine aldı. Birkaç saniye sonra güvenlik kulübesindeki kırmızı gösterge yeşile döndü. Kimliğimi çıkarmadım. Buna gerek yoktu. Yüz tanıma sistemi birkaç saniye boyunca beni inceledi. Sessizliği yaran mekanik kadın sesi, her zamanki soğuk tonuyla tek bir cümle kurdu. "Erişim doğrulandı." Demir kapı ağır ağır açılırken dışarıdaki şehir sanki arkamızda kaldı. Korna sesleri, insanların konuşmaları, uzaktan gelen motor gürültüleri... Hepsi birkaç saniye içinde geride kalmıştı. Sanki görünmez bir çizgiyi geçmiş, bambaşka kurallarla işleyen başka bir dünyanın içine girmiştik. Burası her zaman sessizdi. Ama bu sessizlik huzur veren türden değildi. İnsana sürekli tetikte olması gerektiğini hatırlatan, en küçük hatanın bile yankısını büyüten ağır bir sessizlikti. Araç avluya girdiğinde başımı kaldırıp binaya baktım. Çocukluğumun geçtiği, gençliğimi tükettiğim ve hayatımın neredeyse tamamını borçlu olduğum o yapı, gecenin karanlığında her zamankinden daha heybetli görünüyordu. Dışarıdan bakan biri için sıradan bir araştırma merkezinden fazlası değildi belki; gri duvarları, büyük camları ve dikkat çekmeyecek kadar sade mimarisiyle şehrin içindeki yüzlerce binadan biri gibi duruyordu. Ama görüntüler çoğu zaman gerçeği saklardı. Benim i…

Bölümün tamamını WritePad'de oku