YALNIZLIĞIN KIYISINDA

Prolog

Yazar:

YALNIZLIĞIN KIYISINDA - Effy kitap kapağı
YALNIZLIĞIN KIYISINDA kitap kapağı

17 Ekim 2003 Hiçbir şeyin tam anlamıyla sessiz olmadığı, fakat herkesin sessizmiş gibi davrandığı o uzun koridorda Seden kendini yere bırakmış halde bulmuştu ve o an kalkmak fikri bile ona çok uzak, çok yabancı geliyordu çünkü buraya getirildiğinden beri karşılaştığı her şey; duvarların soğuk beyazlığı, insanların bakışları ve sonsuza kadar uzuyormuş gibi hissettiren o koridorun ağır sessizliği, sanki tek bir amaca hizmet ediyordu: insanın içini boşaltmak. Ayak seslerini aslında çok önceden duymuştu fakat başını kaldırmamıştı çünkü burada birine bakmak çoğu zaman onu kabul etmek, bulunduğun yeri kabullenmek anlamına geliyordu ve Seden bunu yapmak istemiyordu. Sesler durduğunda karşısına birinin oturduğunu hissetti, yine de hemen tepki vermedi; sadece varlığını anlamaya çalışır gibi birkaç saniye boyunca hareketsiz kaldı. Sonra bir ses duyuldu, sakin ama fazla net, fazla kontrol edilmiş bir ses. “Burada kalmak zorunda değilsin.” Seden yavaşça başını kaldırdı ve karşısında kendi yaşlarında görünen bir çocuk buldu, fakat onun bakışlarında yaşına ait olmayan bir şey vardı; sanki çocukluktan çoktan uzaklaşmış ama hâlâ o yaşın içine sıkışıp kalmış gibi duran bir ifade taşıyordu. Seden’in sesi ilk kez o anda çıktı, düşük, temkinli ve neredeyse kırılgan bir tondaydı. “Ben neredeyim?” Çocuk hemen cevap vermedi, sanki bu sorunun tek bir cümleye sığmayacak kadar ağır bir anlamı vardı ya da doğru kelimeyi seçmek istiyordu. “Burası seçildiğin yer,” dedi sonunda. Bu cümle Seden’in yüzünde kısa bir gerilme yarattı çünkü “seçilmek” kelimesi ona hiçbir şey ifade etmiyor, aynı zamanda geri dönüşü olmayan bir şeye işaret ediyor gibi geliyordu. “Ben seçilmedim,” dedi Seden, neredeyse kendini savunur gibi. Çocuk bu kez hiç tereddüt etmeden konuştu. “Seçildin.” Bu kelime koridorun sessizliğine karışmadı; aksine Seden’in içinde bir yere çarpıp orada kaldı, yerinden kıpırdamayan ağır bir düşünce gibi. Seden geriye doğru biraz çekildi, ellerini sert zemine bastırdı ve bir an için kalkıp gitmeyi düşündü fakat o düşünce bile eksikti çünkü gidecek bir yer yoktu ve bunu ikisi de biliyordu. Çocuk cebine uzandı ve küçük, eski görünümlü bir ahşap kutu çıkardı; yüzeyi yılların bıraktığı izlerle doluydu ve sıradan bir eşya olmaktan çok, uzun zamandır bir şeyleri saklamış gibi duran bir nesneye benziyordu. Seden kutuya baktı ama uzanmadı. “Bu ne?” diye sordu. Çocuk kutuyu biraz daha yaklaştırdı fakat ses tonunu değiştirmedi. “Bende kalmıştı.” Kısa bir sessizlik oldu, fakat bu sessizlikte bile bir şeylerin yer değiştirdiği hissediliyordu. “Artık sende olmalı.” Seden hâlâ dokunmuyordu. “İstemiyorum.” Çocuk kutuyu geri çekmedi, bakışlarını Seden’den ayırmadan konuştu. “Ablam vermişti,artık ihtiyacım yok.” Seden gözlerini kutudan ayırmadı; içinde açıklayamadığı bir ağırlık büyüyordu çünkü bu nesne sadece bir kutu gibi değil, sanki başlamamış bir şeyin kendisi gibi duruyordu. “Bunu bana neden veriyorsun?” dedi bu kez daha net bir sesle. Çocuk bu soruya da hemen cevap vermedi. Araya giren sessizlik uzadıkça uzadı ve sonra çok basit bir cümle söyledi. “Bunu kaybetme.” Sonra ayağa kalktı. Ama gitmedi. Bir an daha durdu, sanki söylemesi gereken ama söyleyemediği bir şey vardı. Seden kıpırdamadı. Sadece onu izledi. Çocuk sonunda yürümeye başladı, fakat Seden’in içinde o an ilk kez gerçek bir boşluk hissi büyüdü; buraya geldiğinden beri ilk kez biri onunla konuşmuş, ilk kez biri ona dokunmadan bir şey bırakmıştı ve eğer o da giderse geriye yine aynı sessizlik kalacaktı. Bir anda ayağa kalktı. “Gitme,” dedi hızlıca, sonra durdu. “Adın ne?” Çocuk durdu. Bir süre cevap vermedi. Sanki bu soru ilk kez soruluyormuş gibi içine çekildi. Sonra kısık bir sesle tek bir kelime söyledi. “Koray.” Seden o ismi duyunca bakışlarını aşağıdan kaldırdı ve ona doğru baktı. Elindeki ahşap kutuyu istemsizce biraz daha kendine çekti. “Teşekkür ederim…” dedi sonra, sesi hâlâ tam oturmamıştı. “Benim adım da Seden.” Koray çok hafif, neredeyse fark edilmeyecek bir gülümseme gösterdi. Tam yürümeye b…

Bölümün tamamını WritePad'de oku