Yalanlar ve Yananlar| İnkisar 2
Kibrit.
Yazar: Hiraeth

Bu kurgu, beni bu kurgu hakkında cesaretlendiren baltaneme ithaftır. UYARI: Bu kurguyu eğer Son Arzum kurgusunu okuma planınız varsa önce Son Arzum’u okuyunuz. Fakat eğer Son Arzum’u okumayacaksanız, şimdide okuyabilirsiniz. Takıldığınız, anlamadığınız y İyi okumalar! Bölüm Şarkısı: Caddelerde Rüzgar- Nilüfer “Yandı, bitti, kül oldu” Ekin Nehir Tan: Elimdeki küçük, kahverengi deftere bakarak hikayenin son cümlesini ekledim, “Bu cehennem beni yakmazsa vicdanımın terazisinde kavrulacaktım.” “Denora.” Dedim sadece kendimin duyduğu bir ses tonuyla. “Güzel kitap oldu.” “Sen de beğenirdin bu kitabı.” Elim boynumdaki dört yapraklı yonca kolyesine uzandı. “Kolyen bana şans getirdi sevgilim.” Cevap gelmemesiyle homurdandım. “Yoksa beğenmez misin? “Beğenmek zorundasın, senin ismini geçirdim bu kitapta ben!” Gözlerimden gelen yaşlar gülümsememe hüznünü karıştırdı. “Bu sefer kazanan sendin birtanem. Yanan ben oldum, yalancı sen.” “Bana ihanet ettin Rüzgar, o dünyada bile bana ihanet ettin!” Ellerimdeki titreme hızını arttırarak bacaklarıma da ulaştığında odasının ortasında, halıda oturan bir sevgiliden başkası değildim. “Orada bile bana ihanet ettin Rüzgar…” “Hiç mi sadık kalamazdın bana?” Tükürürcesine konuştum. “Takıntılı mıyım senin gözünde?” “Doğum günü hediyemi böyle vermemeliydin bana.” “Rüzgar,” dedim yakarırcasına. “Niye bana cevap vermiyorsun sevgilim?” “ Kibrit… ” Nefesimi vererek devam ettim. “Kibritleri mi özledin? Getireyim sana sevgilim.” Elim dolabıma ilerledi, kapağı açar açmaz ise kırmızı kutuya. Kan rengi kutuya. İçinde can biriktiren kutuya. Kutunun kapağını açar açmaz içindeki kibritlerden birini aldım. 365 kibrit. Kaldı 78 kibrit. Kibritimi paltomun cebine koyarak kapıya ilerledim. Dışarıya çıkar çıkmaz adımlarım bisikletimi buldu. Tek ayağımı havaya kaldırarak bisikletin üzerine attım, bisikletin dengede durduğundan emin olunca ise kablolu kulaklığımı telefonuma takarak Spotify uygulamasını açtım. Kulaklarıma dolan Son Arzum şarkısının hoş melodisi ile beraber ezbere olduğum sokakların üzerinden bir kez daha geçtim. Tanıdık simalar, bildiğim sokaklar ve anılarla yüzyüze geldim. Her birini bir kez daha aklıma kazıdım, unutmamak için. Sonunda hedefime vardığımda hızla mezarlığın kapısından içeriye girdim. Adımlarım ezbere bildiği o mezarın yanına kadar kendi gitti, o mezarın başında ise anlamışcasına durdu. Üstünde büyük harflerle RÜZGAR ARAS ALTAN yazan mezara bakarken “Rüzgar’ım…” Dedim, “Sevgilim.” “Özledin mi beni?” Umursamazca omuz silktim. “Beni değil, kibritleri özlemişsindir sen. Doğru söyle Rüzgar, kibritleri benden çok mu seviyorsun?” Uzun sessizlik ruhumu okşadı, orada bir yerlerdeydi Rüzgar. “Her neyse, bak sana ne göstereceğim sevgilim?” Neşeyle elimdeki kahverengi deri defteri salladım. “Bizi yazdım sevgilim.” “Denora var biz kaçmaya çalışıyoruz, hatta Erdem ve Asel’de bizimle. Her neyse, orası önemsiz detaylar. Sonra n’oluyor biliyor musun?” Sitem edercesine elimdeki defteri toprağa fırlattım. “Bana ihanet ediyorsun Rüzgar, orada da ihanet ediyorsun bana! Beni öldürüyorsun Rüzgar, fakat ben seni öldürmemiştim ki…” Aklıma hücum eden anılar zihnimin bir köşesinden bana ‘Yangın,’ diyorlardı. ‘Yangını sen çıkarttın. ‘ Susmuyor zihinimdeki kuklalar. Susmuyorlar, hep oradalar. Susturamıyorum. “Ben seni öldürmedim, o yangını ben çıkartmadım Rüzgar.”Elimdeki kibriti tutuşturarak defteri bir ucundan yakmaya başladım. “Bunu da beğenmedin, ne zaman beğeneceksin hikayelerimi Rüzgar?” Elimde yanan defteri mezarın üzerine attım. “ Yandı, bitti, kül oldu Rüzgar. Aynı senin gibi, aynı bizim gibi. ” Sönen kibriti mezarın içine bastırdım. “ 287. Kibrit Rüzgar.” “Her kibritin yanışı bedeninin yanışına eş değer sevgilim.”